13 Rebîülevvel 1310'da (5 Ekim 1892) Diyûbend'de (Deoband) doğdu. İlk öğrenimini buradaki Dârülulûm Medresesi'nde tamamladıktan sonra ilmî ve tasavvufî kişiliğini şekillendirecek olan dayısı, şeyhi ve hocası Eşref Ali Tehânevî'nin yanına Tehânebihûn'a (Thana Bhawan) gitti. Burada dayısının kurduğu Imdâdü'l-ulûm Medresesi'nde Arapça okudu ve temel eğitimi aldı. Ardından dayısı onu yine kendisinin Kanpûr'da (Cawnpore) tesis ettiği Câmiu'l-ulûm Medresesi'ne yerleştirdi. Bu medresede fıkıh, usûl-i hadîs ve tefsir dersleri aldı; Kütüb-i Sitte ile Mişkâtü'l-Mesâbîh'i okuduktan sonra Sehârenpûr'daki Mezâhirü'l-ulûm Medresesi'ne geçti. Burada Ebû Dâvûd'un es Sünen'ine Bezlü'l-mechûd adıyla şerh yazan Halîl Ahmed Sehârenpûrî'nin hadis derslerine devam etti ve kendisinden icâzet aldı. Söz konusu medresede mantık, geometri ve matematik dersleri alarak öğrenimini tamamladı.
Henüz on sekiz yaşında iken bu medreseye hoca tayin edildi ve yedi yıl boyunca fıkıh, usûl-i fıkıh, mantık ve felsefe okuttu. Ardından bir zamanlar talebelik ettiği Imdâdü'l-ulûm Medresesi'ne bu defa hoca olarak geçti. Bu medresede uzun yıllar hadis, tefsir ve fıkıh okutup fetva verdi, talebe yetiştirdi. Burada iken dayısının yönlendirmesi ve gözetimi altında İ'laü's-sünen adlı kitabın telifine başladı ve yirmi yıl boyunca bu eserin telifiyle meşgul oldu. Yine burada başka eserler de kaleme aldı.
İ'lau's-Sünen adlı eserinin kapak sayfası.
Kavaidü fi Ulumi'l Hadis adlı eserinin kapak sayfası.
Bir süre sonra Birmanya'ya (Myanmar, Burma) gitti; burada iki yıl süreyle tebliğ ve irşad faaliyetinde bulunarak Tehânebihûn'a döndü, ardından Dakka'ya geçti. Dakka Üniversitesi'nde hadis, fıkıh ve usûl-i fıkıh okuttu, bir müddet sonra el-Medresetü'l-âliye'ye başmüderris tayin edildi ve sekiz yıl bu vazifede kaldı. Bu arada el-Câmiatü'l Kur'âniyyetü'l-Arabiyye'yi kurdu. Ardından Batı Pakistan'a geçti ve Haydarâbâd'a bağlı Eşrefâbâd'daki Dârü'l-ulûmi'l-İslâmiyye'de başmüderrislik yaptı, daha çok hadis öğretimiyle meşgul oldu. İlerlemiş yaşına ve geçirdiği hastalıklara rağmen Aralık 1974'teki vefatına kadar hadis okuttu. Tehânevî, Hint alt kıtasının her zaman hareketli olan bilimsel atmosferinde aktüel meselelerle de yakından ilgilenmiş, bunlarla ilgili görüşlerini eserlerinde ortaya koymuştur. Gerek İ'laü's-sünen'de gerekse diğer eserlerinde Müslümanların güncel meselelerini ele alıp bunlara çözümler üretmiş, Ebü'l-A'lâ el-Mevdûdî ile mektuplaşarak onun bazı fetvalarına itiraz etmiştir.
Eserleri:
1- İ'laü's-sünen. Hindistan'da Ehl-i hadîs diye bilinen akımın temsilcilerinden Eşref Ali Tehânevî, Hanefî mezhebinde hadislere yeterince değer verilmediği yönündeki eleştirilere karşı bu mezhebin görüşlerini destekleyen hadisleri ihtiva eden İhyâü's-sünen adıyla bir eser kaleme almış, eserin müsveddelerinin kaybolması üzerine Hanefî mezhebinin delil olarak aldığı hadislerin sübût ve delâlet bakımından durumlarını içeren Câmiu'l âsâr adlı muhtasar bir eser yazmaya başlamıştı. Ancak müellif müsveddeleri kaybolan çalışması gibi ayrıntılı bir eser kaleme almayı arzu ettiğinden bu işi Ahmed Hasan Senbehlî'ye havale etmiş, fakat onunla bazı meselelerde farklı düşündükleri ortaya çıkınca bu defa Zafer Ahmed Tehânevî'yi eseri yeni baştan kaleme almakla görevlendirmiştir. Zafer Ahmed'in tamamladığı bu eser Karaçi'de ve Beyrut'ta yayınlanmıştır. Ebu Bekir Sifil tarafından Türkçe'ye tercüme edilmektedir.
2- Ahkâmü'l-Kur'ân: Nisâ sûresinin sonuna kadar olan bölümü müstakil olarak yayımlanmıştır. (Karaçi 1407/1986).
3- Kavaid fi ulumi'l-hadis.
Zafer Ahmed'in Urduca olarak kaleme aldığı eserleri de şunlardır: El-Kavlü'l-metîn fi'l-ihfâi bi-âmîn, Şakku'l-ayn an hakki ref'i'l-yedeyn, Rahmetü'l-kuddûs fî tercemeti behceti'n-nüfûs, Fâtihatü'l-kelâm fi'l-kırâati halfe'l-imâm.