Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) enflasyon tahminini yükseltti. Banka, bu yılın üçüncü enflasyon raporunu paylaştı ve bu yıl sonunda enflasyonun orta noktası yüzde 13,4 olmak üzere 12,5 ile 14,3 aralığında gerçekleşeceği tahminini açıkladı. Sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınlaşmasını öngördüklerini söyleyen Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya gelecek yıl yüzde 9,3, 2020 sonunda ise yüzde 6,7 enflasyon beklentisinde olduklarını, orta vadede ise yüzde 5’te istikrar kazanacağını tahmin ettiklerini söyledi. Öte yandan geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ve faiz artışı yapılmayan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti de açıklandı. Özette ekmek ve süt fiyatlarına vurgu yapıldı. Yıllık enflasyondaki yükselişin alt gruplar geneline yayıldığına dikkat çekilerek “Enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı işlenmemiş gıda grubundan geldi. Önümüzdeki dönemde işlenmiş gıda fiyatları üzerinde ekmek ve çiğ süt alım fayatları kaynaklı yukarı yönlü riskler söz konusudur” denildi. Haziran ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubu yıllık enflasyonu 7,89 puan artarak yüzde 18,89’a ulaşmıştı.

ÜRETİCİ-TÜKETİCİ FARKI AÇILDI
TCMB’ye göre bu yükselişte, sebze fiyatları öncülüğünde sert yükselen işlenmemiş gıda enflasyonu belirleyici oldu. PPK özetinde, “Bu dönemde, tarım ürünleri üretici enflasyonu ile gıda tüketici enflasyonu arasında önemli bir farklılaşma gözlenmiştir. Özellikle bazı sebze ürünlerinde üretici ve tüketici fiyat seviyeleri arasındaki makasın önemli ölçüde açılması, dağıtım zincirindeki piyasa aksaklıklarına işaret etmiştir” denildi. Çetinkaya, yılın üçüncü enflasyon raporunun tanıtımı amacıyla Sheraton Ankara Oteli’nde düzenlenen toplantıda da üretici enflasyonunun ikinci çeyrek sonunda yüzde 23,7’ye ulaşmasıyla tüketici fiyatları üzerindeki etkisini güçlendirdiğini ifade etti.

Bankalarımız çok güçlü
Fitch’in notlarını indirdiği Türk bankalarının durumunun sorulması üzerine Çetinkaya, bankaların özellikle proje finansmanı kredileriyle yeniden yapılandırmada bir miktar artış yaşadığını belirterek “Taleplerin, nakit akışına dayalı yeniden kredi yapılandırması şeklinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bunun da dikkat çekici veya sinyal veren bir risk olmadığı kanaatindeyiz ama elbette paydaşlarla yakından takip ediyoruz. Bugün itibarıyla bankacılık sektörünün hem likidite hem sermaye tamponlarının hem mevcut hem de olası şokları karşılayabilecek ölçüde güçlü olduğu kanaatindeyiz” cevabını verdi.

Sıkı para politikası korunacak
Nisan ayı PPK toplantısındaki 75 baz puanlık sıkılaştırmadan sonra 2 faiz artırımı ile toplamda 425 baz puanlık ilave parasal sıkılaştırma yaptıklarını söyleyen Çetinkaya “Temmuz PPK toplantısında iç talep koşullarındaki yavaşlamayla para politikasının gecikmeli etkilerini izlenme gereğini dikkate alarak politika faizini değiştirmedik. Bununla birlikte enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam ettiğine dikkati çekerek sıkı para politikasının uzun müddet korunmasına karar verdik” dedi.
İç talepteki dengelenmenin enflasyona yansımalarının ne zaman görüleceğine ilişkin bir soru üzerine Çetinkaya “İç talepteki yavaşlama sinyalleri belirginleşti. Ancak talep faktörünün dışında fiyatlama davranışlarındaki bozulma ve ataleti dikkate aldığımızda, iç talep etkilerini özellikle son çeyrek itibarıyla görmeye başlayacağız ve oradaki düşüş süreciyle birlikte yıl sonundaki tahmine yaklaşacağını varsayıyoruz” diye konuştu.