15 yıl önce devreye alınan, Büyükada ve Kınalıada olmak üzere 2 harekât noktası bulunan deniz ambulansları stratejik olarak takımadaların her yerine hızlı bir şekilde ulaşmak için konumlandırılırken, kara ambulansları gibi 7/24 esasına göre çalışıyor. Kara ambulansları ve deniz ambulansları sadece kullandıkları yolla birbirinden farklılaşmıyor. Zor hava şartlarında hastanın Adalar’da mı yoksa ana karadaki hastaneye mi götürüleceği gibi hassas kararları buradaki personel vermek durumunda. Kara ambulansına nakledilecek hasta için senkronizasyonun sağlanmasının önemli olduğu bu süreçte, deniz ambulanslarında yapılan müdahaleler de kritik önem arz ediyor.

SÜRECİ ANLATTI
Hasta tespiti, ihbar ve ilk müdahale gibi konularda bilgiler veren Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri Paramedik Tolga Ayla, şunları söyledi: “İnsanlar 112’yi aradıktan sonra bizim ekiplerimiz, kara ekiplerimiz hastaya müdahale ediyor. Sonra bize bildiriyorlar,‘Size şöyle bir hasta vereceğiz.’ diye..Biz hastaları onlardan teslim alıyoruz. Hastalar bize ön tanıları konulmuş, travması varsa onun dışında serumları takılmış, oksijenleri verilmiş olarak geliyor. Hastayı teknemize alıyoruz, ikinci bakımlarına biz devam ediyoruz. Aynı şekilde tüm donanımlar bizim tekne ambulansımızda da var. Kaptanımız hava şartlarına göre, deniz durumuna göre kıyıda hangi iskeleye yanaşacağımızı bize söylüyor. Biz bu bilgiyle karada bulunan komuta kontrol merkezimizle irtibata geçiyoruz. Orada bizi bekleyen ekip oluyor. Dolayısıyla biz almış olduğumuz hastaları direkt hastaneye götürmüyoruz, karada bekleyen kara ambulans ekibine teslim ediyoruz. Ekibe, konuyu baştan sona anlatıyoruz. Onlar da komuta merkeziyle irtibat kurarak hastayı uygun olan hastaneye naklediyor.”