YILMAZ BİLGEN

Farklı milletlere, büyük bir destanın yazıldığı 15 Temmuz gecesi hissettiklerini sorduk. Binlerce kilometre uzakta yüreği Türkiye ve Türk milleti için çarpan insanlar, o geceye dair duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştı: 

KUDÜS HAMİSİNİ KAYBEDİYOR ENDİŞESİ
Filistinli tarihçi Ahmet Musa:
 Haberi ilk aldığımız andan itibaren sokaklara döküldük. Bütün eller semaya açılmıştı. Dillerimizden bildiğimiz bütün sureleri okuyup dualar ediyorduk. Birçok insanın gözlerinde yaş vardı. Türk kardeşlerimizin özgürlüğü, kanı, canı gasp ediliyor ve Kudüs bir hamisini mi kaybediyor endişesi vardı. Kalabalık sabah güzel haberler gelinceye kadar dağılmadı. Türkiye güçlü olursa inanın bütün Müslümanlar güçlü olur ve tüm mazlum milletler ile birlikte Kudüs kazanır, Filistin kazanır.

TÜRKİYE, MÜSLÜMANLARIN SON KALESİ
Afganistanlı Muhammed Ali Ashna: FETÖ
’cü kalkışma duyulduğunda genci yaşlısı ile yüz binlerce Afgan, sokaklara döküldü,  Allah’a yönelip Türk milletinin bu beladan kurtulması için yakardı. Hepsinin tek inancı vardı. Türkiye, Müslümanların ana vatanı ve son kalesidir. Tarih tekerrür ediyordu ve Anadolu’da yeni bir Millî Mücadele veriliyordu. Biz İslam’ın liderini ve son kalesini korumak için ecdadımızdan geri durmayız dedik ve bunu en yüksek sesle haykırdık.

'Bu kurşun benim ahirete götüreceğim nişanem' 'Bu kurşun benim ahirete götüreceğim nişanem' FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi ihaneti ve milletin ortaya koyduğu kahramanlık hafızalarda tazeliğini koruyor.

SABREDEMEDİK, SINIRA DAYANDIK
Bulgaristanlı Orhan Hafız: 
Evde televizyon izlediğim esnada olaylardan haberdar oldum. İçimiz yanıyor ve bir şeyler yapmak istiyorduk. O anlarda tek tesellimiz başta Selimiye Camii minarelerinden okunan salalar oldu. Sabredemiyorduk, bir grup arkadaşımla Hamzabeyli Sınır Kapısı’na kadar gittik. Türkiye’miz, şehitlerimiz ve gazilerimiz için yüce Allah’a yalvardık. FETÖ ya da başka terör unsuru fark etmez, o topraklarda bize ne zaman ihtiyaç duyulursa bir nefer olarak her zaman savaşmaya ve ölmeye hazırız.

FETÖ’CÜLER TIPKI ESAD GİBİYDİ
Halepli Avaş Cesim İsa (76):
O gece size bir şey olsa bizim hâlimiz nice olurdu. Türkiye’de bir oğlum, bir kızım ve torunlarım yaşıyor. Burada hepimiz Erdoğan’ın kanatları altında yaşıyoruz. O gece kendi derdimizi unuttuk sadece Türkiye’nin selameti için dua ettik. FETÖ’cü teröristlerin tıpkı katil Esad gibi insanların üzerine bomba yağdırdığını gördüm. Korkum daha da arttı. Allah bir daha o günleri ebediyen yaşatmasın ve düşmana fırsat vermesin.

VATAN NASIL SEVİLİR, DÜNYAYA GÖSTERDİNİZ
Tanzanyalı  Şaban Yusuf:
Türk milleti o gece bütün dünyaya vatan nasıl sevilir gösterdi. Hem de tarihe kanları ile yazdıkları bir destan armağan etti. Darbeyi ögrenince göz yaşlarıma hâkim olamadım ve mescitte ağlamaya başladım. Sivil insanların üzerine bombalar yağıyordu. İnsanlar ölüyordu ve yaşanan durum zor bir imtihandı. Ellerimi semaya açıp bizim kötü gördüğümüz bu durumu hayra tebdil etmesi için Allah’a yalvardım.  Müslümanlar kazandı, Türkiye kazandı ve ben kazandım.

AİLECE OTURUP DUA ETTİK
Sudanlı Doktor Tarık Nur: 
Darbe girişiminden bir arkadaşımın aramasıyla haberdar oldum. Hemen TV’yi  açtım, TRT Arapça yayını çıkmadı. Israrla Türk Büyükelçiliğini aradım ancak telefonu cevap vermiyordu. Çok zor saatlerdi. Ailece oturup dua ettik. Türkiye’miz ve orada yaşayan kardeşlerimiz perişan hâle düşmesin, Müslümanların lideri Erdoğan’a zarar gelmesin diye samimi gözyaşı döktük.

HERŞEY BİTTİ Mİ?

Özbek akademisyen Zebunisa Hüseyin’in 15 Temmuz’a dair ilk korkusu ‘’Herşey bitti mi’’ olmuş. İşte Zebunisa Hüseyin’in anlatımı ile o gece:

‘’Özbekistan’da o dönemin hükümeti ile Türkiye arasında inişli çıkışlı ilişkiler hakim olduğu için ulusal medya yaşananları görmezden gelmişti. Ancak Türkiye’de darbe yapılmaya çalışıldığını öğrenmiştim. Euronews ve Rusya Haber kanalları üzerinden Türkiye’deki olayları takip etmeye başladım. Bu kanallarda yansıtılan haberlerde Türkiye, adeta bir savaşın içinde gibi yansıtılıyordu. Patlamalar, ölümler, tanklar, halkın sokaklarda olduğu görüntüler… 

KORKU İLE BELİRSİZ DUYGULAR HAKİMDİ

İçimde bir tehlike, endişe, korku hem de belirsiz duygular vardı. Sabahtan akşama kadar telefon ve televizyon karşısında olduğumu hatırlıyorum. Türkiye’deki Özbek arkadaşlarımı arıyorum: evden çıkmadıklarını korku ve panik içinde olayları televizyondan izlediklerini anlatıyorlar. Çok da durumu kavrayamadıklarından dolayı tatmin edici bilgiler veremiyorlardı. Türk arkadaşlarla iletişime geçtim; ülkede askeri bir darbe teşebbüsü olduğunu, korku dolu bir gece yaşadıklarını anlatıyor,  F-16 savaş uçaklarının gece boyu halkın üzerine korku saçtığını söylüyorlardı. Sokaklardayız, demişlerdi... 
Ben ise son derece endişeliydim; “Her şey bitti mi? diye kendi kendime sorup duruyordum. O güzelim ülke savaşlar içinde kaybolacak mı, eğitimim yarım mı kalacak, dostlarımı bir daha göremeyecek miyim?.. 

VATAN YOKSA HER ŞEY ANLAMSIZ

Aklıma TÖMER’de beraber eğitim aldığım Suriyeli Nasser Shaar’ın konuşmaları geliyordu. “Her şeyim vardı, diplomam, işim, evim, arabam... hatta evlenecektim, her şeyimi kaybettim, artık vatanım bile yok…”
Darbe sonrası Türkiye’ye gittim ve o gecenin izlerini taşıyan yerlere gittim, İstanbul’un her karış toprağı, köşesi gözüme o kadar aziz göründü ki… 
Çok şükür o günler geride kaldı. Allah bu vatana, Türk milletine zeval vermesin.

Şehadet için sıraya girdiler Şehadet için sıraya girdiler Bugün 15 Temmuz... Halkın çıplak elle kendilerini bombalayan hainleri kanıyla, canıyla yendiği günün yıl dönümü. Acılar taze, gurur aynı. O gece sergilenen kahramanlıklar ise ibretlik.