Şir şehrin valisi, bir sabah bir kamu kurumuna telefon edip; - Bundan sonra filan memurla çalışmak istemiyorum, onun iş aktini fesh edin, bana da bilgi verin, diyebilir mi? Diyemez. Çok kafaya takarsa zorlama gerekçeler bulunur, önce açığa alınır, soruşturma açılır, görev yeri değiştirilir.. Veya çalışan memur bölge idare mahkemesine gider, davayı kazanır, döner gelir. Eğer bir vatandaşınız devlete kenarından köşesinden veya ortasından kapağı atmışsa.. Emekli oluncaya kadar ona katlanmak zorundasınız. Kendi rızası ile ayrılırsa ne ala -ki, çok nadirdir-... Ayrılmazsa bekleyeceksiniz. Bana göre bu, bu cennet vatanın çıkmazlarından biridir. Kamu kurumunun başındaki adam işveren statüsünde olmalı. Dilediği adamı işe alabilmeli, dilediğinin işine son verebilmeli. Bu teklifi kime yapsanız size söyleyeceği şudur:
- Olur mu öyle şey, hep akrabalarını doldurur işe.. İşverenler kendi işyerlerine hep kendi akrabalarını mı dolduruyor? O işi yürütmek istiyorsa işine yarayan adamı bulmak zorunda. Gâvur bu problemi sözleşmeli elemanla aşmış. Kapağı atan ömür boyu kalamıyor. Çalışanlar durumuna göre altı aylık, yıllık sözleşmeli oluyor, sözleşme sonunda hizmetinden memnun kalınırsa yenileniyor, yoksa yolcu ediliyor. Zaten çok işe yarayan ve aranan eleman ise, sözleşme sonunda yeni şartlar ileri sürebiliyor, zam isteyebiliyor. Bir baltaya sap olma niyeti yoksa güle güle denilmesine gerek bile kalmıyor. Kamudaki bu hantallık yetmiyormuş gibi özel sektöre de aynı hastalığı bulaştırmak istiyorlar.. İş güvencesiymiş.. Bir adamın satacağı hizmete güvence vermekle satacağı mala güvence vermek arasındaki farkı sendikacı büyüklerimizden birisi bize de anlatsa... Kendileri alış veriş yaparken nereden isterlerse oradan alıyor... Memnun kalmadıkları yeri bırakıyorlar... İzzet ikram bekliyorlar... Ama hizmetlerini satarken garanti bekliyorlar.
KARARINIZI BEKLİYORUZ Yüce meclis bugün yarın erken seçim kararını ele alacak. "Sen kimsin?" demezseniz tekrar hatırlatma ihtiyacındayım. Erken seçim kararını kimin alacağı konusunda tatmin olmadım. Şunun için olamadım: Tahminler, anketler ve son günlerde işin içine giren medyumlar memişler hesabına bakıldığı zaman parlamentodaki mevcut partilerin dördü baraja takılıyor. Geriye kalıyor ikisi.. Bu iki partinin oyları karar almaya yetmeyeceğine göre erken seçim kararını kim alacak? Gidip de dönmemek var.. Parlamentoda biraz daha kalmak bir hizmet vesilesidir, her vekil için şereftir. Eğer , "ne farkeder biz gidersek başkaları gelir, bu güzel hizmeti onlar devam ettirir" düşüncesindeyseler.. belki, diyeceğim ama yine aklım yatmıyor. Ben erken seçim kararını iki gözümle görüp, kulağımla duymak istiyorum.
ŞÜKÜR Kİ BİZDE BÖYLESİ YOK İlgilenir misiniz bilmiyorum. Alman meclisinde bir Türk milletvekili var; Cem Özdemir. Bu aralar başı belada... Genç yaşta siyasi kariyerini bitirmiş. Mafya babalarıyla aynı masada yemek... Arazi kapatma... Yedi sülalesini devletin çeşitli kademelerine yerleştirme... Rüşvet alma... Adam öldürmeye azmettirme... değil de, ucuz kredi almış. Yani "iyi şartlarda borç". Parlamento kurallarına aykırı davranmaktan ipi çekiliyor şimdi...

