Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Sponsorlu Dünya Kupası
0:00 0:00
1x
a- | +A

Dünya Kupası heyecanı Amerika kıtasında başladı. Saat farkına rağmen Türkiye’de sokaklar doldu taştı. Millîlerimiz ne yapacak bilmiyoruz ama medya için ezberler bozuldu.

Televizyonlar ve internet gelişmeleri anında aktarıyor. Bu yarışta en dezavantajlı halka basılı gazeteler. Sabaha karşı biten maçların sonuçları 24 saat sonra, ertesi gün yer bulabilecek.

Nitekim dünkü maç hakkında bir gün önce yazı işleri toplantımızda ne yazacağımızı bilemedik. Hürriyet ise mesaj vermek istemiş. Tüm Türkiye yenilgiye üzüldüğü saatlerde gazete “Muhteşem bir pazar olsun” başlığıyla çıktı. Durumu kotarmak için de “Milyonlar bu sabah çoktan uyandı, televizyonun karşısına geçti. Sizler de şu anda okumak için gazeteniz Hürriyet'i elinize aldınız” yazmışlar. Çok komik durmuş.

Takip ettiğim kadarıyla Dünya Kupası'na kendi bütçesiyle muhabir gönderen basın kuruluşu yok. Bu, Türk basın tarihinde yıllar sonra bir ilk olabilir. Dünya üçüncülüğünü kazandığımız 2002'de, bütün gazeteler muhabirinden genel yayın yönetmenine, yazarından foto muhabirine herkesi Güney Kore ve Japonya’ya yığmıştı. 45 gün boyunca gazeteciler kurumlarının kendi imkânlarıyla müsabakaları yerinden izlemişti. Ne hazin ki o şaşaalı dönem şimdi hasretle anılıyor.

Bazı büyük şirketler gazete yöneticilerini tek maçlığına davet etti. Bir nevi sponsor oldu.

Turnuva üç farklı ülkede (ABD, Kanada ve Meksika) dört farklı saat diliminde oynanıyor. 48 takımlı yeni formatla birlikte maç sayısı 104'e çıktı. Kıtalar arası uçuşlar, Amerika içi uçak biletleri ve otel fiyatları uçtu. Turnuvayı takip, bol bütçe istiyor. Kolay değil yani.

Bugün gelinen noktada Anadolu Ajansı bile sponsor desteği almak zorunda kaldı. TRT, resmî yayıncı kuruluş olmasının getirdiği avantajla kalabalık bir ekip götürüyor. İhlas Haber Ajansı Spor Servisi ve uluslararası operasyon ekibiyle turnuvada hizmet verecek ancak İHA da sponsor desteği aldı. ABD'ye kendi imkânlarıyla özel ekip gönderen televizyon kanalı sayısı ise bir elin parmaklarını geçmiyor...

İngiliz, Fransız ve İtalyan basını bile sahaya göndereceği muhabir sayılarını ciddi oranda tırpanladı. Birçok köklü gazete, sadece kendi millî takımlarının kampına 1-2 kişi sabitleyip, diğer maçları ekran başından takip etme kararı aldı.

Devir de sahne de dijitalin. Turnuvanın asıl savaşı TikTok, YouTube ve X gibi platformlarda döndü.

Türkiye Futbol Federasyonu, 2024 Avrupa Şampiyonası’nda gazetecileri ve misafirleri turnuva boyu ağırlamıştı. TFF bu kez kulüp başkanlarına bile "Geliyorsanız 15 bin dolar ödeyin. Eşiniz de gelecekse 24 bin dolar" diye mailler attı. Teknik direktörler bile organizasyon dışı tutuldu. Bu yapılmamalıydı. Sonuçta bu millî bir heyecan. Federasyon elinden geldiği kadar, en azından bir maç da olsa basını turnuvaya götürebilirdi.

Kısır, güdük, kadük...

İsrail ile ABD tekrar İran'a füze yağdırıyor, bizde konu CHP!

ABD ve İran savaşı bitirmek için anlaşmaya varıyor, bizde konu CHP!

İsrail gazeteleri Gazze'ye yönelik yeni katliam serisi başlayacağını yazıyor, bizde konu CHP!

Pakistan Afganistan'ı vuruyor, bizde konu CHP!

Avrupa ülkeleri Rus petrolü taşıyan gemilere el koymak amacıyla Akdeniz'e gemi konuşlandırıyor, bizde konu CHP!

Fransa, Rum yönetimiyle Kıbrıs'a asker göndermek için anlaşma yapıyor, bizde konu CHP!

Almanya ile Fransa'nın 100 milyar avro bütçe ile ortak savaş uçağı yapma planı fiyasko ile sonuçlanıyor, bizde konu CHP!

CHP kendi içindeki sığ, kısır, kof, kadük, güdük kavgalarla hem kendini hem ülke gündemini dibe çekiyor...

Çekin o elinizi!

Kemalciler ve Özgürcüler olarak ikiye ayrılan CHP'liler, birbirlerine karşı duydukları öfkeyi gazetecilerden çıkardılar.

Özel yandaşları Meclis önünde yayın yapan TGRT Haber, Akit TV ve aHaber muhabirlerine sözlü ve fiziki saldırıda bulundu. Hem de canlı yayında. Meslektaşlarımıza yumruk ve tekme atıldı.

Her fırsatta basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinden bahsedenlerin, kendisi gibi düşünmeyenleri nasıl linç etmeye kalktığını görüyorsunuz.

Ezkaza iktidara gelseler, mirasçısı oldukları İttihat ve Terakki gibi sokak ortasında gazeteci kurşunlayacaklarından emin olabilirsiniz!

Kaymakamlara 'TikTok açın' talimatı

Bir araştırma kuruluşu, bakanların sosyal medya etkileşimleri üzerinden bir performans raporu çıkarmış. Mayıs ayında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi listenin birinci sırasına adını yazdırmış. Çiftçi’yi Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin takip etmiş. Sosyal medya gerçekten ateşten gömlek. Siyasetçilerimiz etkileşim cazibesine kendilerini çok kaptırabiliyor. Nitekim eski bir bakanın ismi bu yüzden “emoji bakan”a çıkmadı mı?

Ama sonuçta ne onunla oluyor ne de onsuz.

İçişleri Bakanı önceki hafta Erzurum’da kaymakamları toplamıştı. Toplantıda iletişim profesyonelleri doğru sosyal medya kullanımı konusunda bilgi vermiş. Kaymakamlara, “Herkes sosyal medya hesabı açacak. Cumhurbaşkanının TikTok hesabının olduğu yerde siz niye açmıyorsunuz? Zaten attığınız üç mesaj, birini de kendiniz yazın” denilmiş.

Fatih Selek'in önceki yazıları...