Ankara'da yapılan NATO zirvesinden alnımızın akıyla çıktık. Türkiye büyük sükse yaptı. Erdoğan'ın dünya siyasetindeki ağırlığı daha da arttı. Zirve, dünya medyasında diplomatik sonuçları kadar magazin unsurlarıyla da konuşuldu. Liderleri karşılamadaki mehter seremonisi, Külliye'nin mimarisi ve Türk mutfağının eşsiz lezzetleri fazlasıyla etkileyici bulundu.
Konuk gazetecilerin birçoğu NATO’nun dağıttığı, içinde sadece kurumsal amblemli bir çorap, tükenmez kalem ve küçük bir not defteri bulunan bez poşet ile İletişim Başkanlığı’nın hazırladığı içi hediye dolu sırt çantasını yan yana fotoğraflayarak Türk farkını gösterdi.
Haberlerde lojistik ve gastronomi açısından kusursuz bir ev sahipliği yapıldığına işaret edildi.
Yabancı gazeteciler zirveyi kritik ederken bizde ise birileri dünya gözünü hiç Ankara'ya dikmemiş gibi asrın yolsuzluğu davasının bir numaralı sanığını mağdur göstermekle meşgul oldular.
Bizde bir kesim mehterli karşılama ile "ilkel" diye dalga geçerken, Bulgar bir gazeteci çıktı ve "davul ve kös seslerinin anlamı" üzerine muazzam bir yazı yazarak mest etti.
Bizde bir kesim, Cumhurbaşkanlığı binasını, Ankara Havalimanını ve NATO zirvesinde çeşit çeşit yemek ikramını "israf" olarak nitelendirip karalama yarışına girerken, Batılılar ise üçünü de yere göğe sığdıramayarak yüceltti.
Bizde bir kesim, protokolü abartılı bulurken, yabancı konuklar ise organizasyona hayran kaldıklarını ifade etmekten çekinmedi.
Bizde bir kesim, menülerin Osmanlı ve Anadolu motifleriyle bezenmesini Doğu kültürü sunumuna burun kıvırırken, misafirler ise otantik bulup gastro-diplomasiye örnek gösterdi. Hasılı "elin oğlu", "evin oğlu"ndan çok daha fazlasını görüp takdir etti...
Düşmanlığın sonucu
NATO zirvesini CHP'li gazeteciler de takip etti. Nevşin Mengü onlardan biriydi. NATO zirvesi çerçevesinde TUSAŞ'ta bir resepsiyon düzenlenmiş. Nevşin Mengü ve İsmail Saymaz'ı da davet etmişler.
Mengü, burada yaşadığı iç yakıcı bir hadiseyi anlattı. Türk savunma sanayisi ürünlerinin sergilendiği sırada TUSAŞ'ta çalışan bir mühendis gelmiş. "Nevşin Hanım, eşimiz dostumuz bile 'Gerçekten var mı o SİHA'lar? Yandaş basın atıyor değil mi?' diye soruyor. Burada biz Türkiye için canımızla, başımızla gece gündüz demeden 24 saat bu projelerde nasıl daha iyi olur diye çalışıyoruz. Kendi eşimize dostumuza inandıramıyoruz. Biz burada siyaset üstü çalışıyoruz. Muhalefete oy veren de var, iktidara oy veren de. Lütfen bizim tarafa bunu anlatır mısınız?" demiş.
CHP medyasının savunma sanayi ürünleriyle "damadın oyuncağı", "maket", "çakma" gibi ifadelerle düşmanca dalga geçmesinin sonucu bu.
Nevşin Mengü, yine "Savunma sanayi politize edildi. Bir partiye mal edildi" diyerek yine iktidarı suçladı!..
Oysa CHP trolleri KAAN yüzünü gösterdiğinde "Seçim için kalorifer peteği takmışlar" demediler mi? Togg yollara çıktığında "İtalya'dan getirdiler" diye çamur atmadılar mı? TCG Anadolu denize indiğinde "Ne gerek vardı bu kadar büyük şeye. Yukarıdan iki bomba atsan işi biter" diye küçük görmediler mi? Sırf iktidara yarıyor diye düşman diliyle konuşup tersine propaganda yaparak milletin heyecan ve hevesini kırmaya çalışmadılar mı? Adamlar yaptı, yaptırdı, irade koydu, teşvik etti, heykel değil fabrika açtı. Elbette sahiplenecek. Sorun orada değil. Sorun hasetlikle örülü zihniyette...
Tanıdık geldi
NATO zirvesi için Ankara'ya gelen Macaristan Başbakanı, resmî temaslarını tamamlamasının ardından iki oğluyla Türkiye'de tatil yapmış. Zirveyi tatil fırsatı olarak değerlendirmiş. Bunu Macarlar nasıl takdir ederler bilemiyorum ama yaptığı tanıdık geldi! Malum CHP'nin şeysi Elâzığ'daki depreme diye gidip oradan Palandöken'e kayak yapmaya geçmişti. Bir de "Toplum buna alışacak" diye pişkinlik yapmıştı. Macaristan'da Orban seçimi kaybetmiş, CHP'liler 'Erdoğan da gidecek' diye niyet okumuşlardı. Orası biraz zor. Ama yeni Macar Başbakanı ile malum kişi birbirine iyi uyuyor...
En pahalı gazete
En pahalı gazete hangisi desem, bir sürü seçenek sayarsınız. Bu sorunun cevabı şu: Malatya Battalgazi gazetesi.
CHP Malatya İl Başkanlığı 18 milyon liralık gazete alımı faturası kesmiş. Gazetenin adet fiyatı "40 bin lira." Evet yanlış duymadınız, 40 bin... Sonra görevden alınan Özel’ci eski il başkanı açıklama yaptı 18 bin yerine 18 milyon yazmışız. Böyle yanlışlık mı olur! Hiç inandırıcı değil...

