Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Gazeteci değil parti korucuları!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sözcü TV'de konuk olduğu programı izlediniz mi? Tek kelimeyle rezaletti.

Soruları yöneltenler, gazeteciliği kenara bırakıp bir "parti korucusu" gibi davrandılar.

Senem Tolunay Ilgaz açılışta Kılıçdaroğlu'nu davet ettikleri için Sözcü TV'ye çok tepki geldiğini belirtip "Bunu anlaşılır bulduğumuzu söyleyelim. Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin haber değeri var" izahatında bulunmak zorunda kaldı.

"Ama soruları soracağız. Cevabı alana kadar susmayacağız. Israr edeceğiz, bunu bilin" diyerek niyetinin röportaj filan olmadığını açık etti. Sorular, Özgür Özel tarafından yazılmış ve ellerine tutuşturulmuş gibiydi:

-Partiyi arındırma görevini size kim verdi?

-Hain, iş birlikçi, darbeci, sarayın kayyımı, proje. Sizin için kullanılan ifadeler aynen böyle. Bu tepkiler karşınızda bir an olsun kendinizi sorguladınız mı? İçiniz rahat mı?

-Siz Erdoğan ile gizli bir iş birliği yaptınız mı? İktidarla mutlak butlan için arka planda bir anlaşma yürüttünüz mü?

-Onların rüşvet aldığını nereden biliyorsunuz?

-Kurultayı kaybetmenizden sonra mı belediyeler yolsuzluk yapmaya karar verdi?..

Ve bir sürü güdümlü mermi...

Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na kişisel olarak aynı uzaklıktayım.

Eski yandaşlarının Kılıçdaroğlu'na nasıl sövdüğü beni ilgilendirmiyor. Ama gazetecilik açısından bakıldığında bu program, basın tarihine geçecek cinstendi.

Nitekim Kılıçdaroğlu karşısındakileri "Siz yolsuzluk yapanları değil beni sorguluyorsunuz" sözleriyle iğneledi.

Günün sonunda ağızları açılınca iktidar gazetecilerine "yandaş" diye çemkirenlerin hâli bir defa daha net şekilde görüldü.

Vatandaş haberi nereden alıyor?

Sözcü grubu yeni bir gazete çıkardı. İsmi Tavır! Tasarıma ve ilk manşetlere bakılırsa Çakma Sözcü. Kimileri yeni gazeteyi 'çılgınlık' diye nitelendirdi. Bunu diyenler haksız sayılmaz.

GENAR, vatandaşa "ülke gündemini takip ederken en çok hangi bilgi kaynağını kullanıyorsunuz" diye sormuş.

Katılımcıların yüzde 42,7'si bu soruya "televizyon" karşılığını vermiş. Yüzde 40,4'ü "sosyal medya" demiş. Yüzde 2,3'ü "gazetelerin dijital versiyonları", yüzde 1,3'ü "basılı gazeteler" cevabını vermiş.

Buradan şunu anlıyoruz, dijitalleşmenin hayatımızın her alanına nüfuz ettiği bu ortamda bile halk televizyondan vazgeçmiyor.

Uzun zamandır iddia ettiğim bir şey var: Gazetelerin sıcak haber verme devri bitti. Görünen o ki internet portalleri bile demode olmuş.

Basılı gazetelerin 'fikir merkezi olma' fonksiyonları ve manşetlerin ciddiyeti sürüyor. Dolayısıyla gazetelerin ömrünü uzatacak şey; entelektüel bir mecra olarak analiz ve yoruma yoğunlaşmalarıdır.

Dünya ve Ekonomi gazeteleri içerik anlamında bence ayrıştı. Herkes bu yolda ilerlemeli.

Fatih Selek'in önceki yazıları...