Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Boru hattından güç hattına: Kerkük'ten Ceyhan'a ye...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Önceki gün Ankara-Bağdat hattında gerçekleşen ziyaretleri yalnızca bir enerji veya ticaret anlaşması olarak okumak büyük resmi kaçırmak olacaktır.

Ortada ne sıradan bir alım-satım sözleşmesi var ne de günü kurtarmaya yönelik bir mutabakat. Türkiye Petrollerine (TPAO) Kerkük üretim sahasında ortaklık verilmesi, Türkiye'nin enerji oyununda sadece bir müşteri veya kurye olmaktan çıkıp, bizzat kaynağın kalbinde ortak statüsüne yükselmesi demektir.

Enerji tarihinde bazı hatlar sadece petrol veya gaz taşımazlar, aynı zamanda devletlerin geleceğini, sınırların güvenliğini ve bölgesel ittifakları da o boruların içine hapsederler.

Liderler gelir geçer, iktidarlar değişir, krizler alevlenir ve söner ama toprağın metrelerce altına döşenen o hatlar, geçtiği coğrafyanın siyasi dengelerini âdeta sessiz bir anayasa gibi yeniden yazar.

Ankara ile Bağdat arasında 1973’te Soğuk Savaş’ın, petrol krizlerinin ve bambaşka bir Orta Doğu’nun şartlarında imzalanan, 1975’te yürürlüğe giren o eski hukuki metin, artık bugünün çok kutuplu, krizlere gebe ve güzergâh savaşlarının yaşandığı dünyasına dar geliyordu.

Türkiye ve Irak, o eski ve yorgun metni yamamak yerine, yepyeni bir dönemin ruhuna uygun bir enerji mimarisi tasarlamak için kolları sıvamış durumda.

Hedeflenen tablo sadece petrolün değil; doğalgazın, elektriğin, petrokimya ağlarının birbirine kenetlendiği, kaderleri birbirine bağlayan organik bir entegrasyon.

Çünkü yeni enerji çağının acımasız kuralı artık enerji kaynağına sahip olmanın tek başına hiçbir şey ifade etmediği gerçeği. Asıl mesele, o kaynağı güvenli, kesintisiz ve sürdürülebilir yollarla küresel pazarlara ulaştırabilmekte gizli.

Tam bu noktada Irak'ın kötü geçmişine bir parantez açmak şart. Dünyanın en zengin petrol rezervlerinin üzerinde oturup, bu zenginliği bir türlü halkının refahına, devletin kurumsal gücüne dönüştüremeyen bir ülkeden bahsediyoruz.

Sebebi sır değil… Siyasi istikrarsızlık, kırılgan altyapı, bitmek bilmeyen güvenlik zaafları ve öngörülemez bir hukuk sistemi. Kerkük-Ceyhan hattının çileli geçmişi bunun en acı kanıtı değil mi?

Bağdat ile Erbil arasında yıllardır bir türlü paylaşılamayan petrol gelirleri, bitmek bilmeyen hukuki ihtilaflar ve dönemsel vanayı kapatma restleşmeleri, o muazzam potansiyeli yıllarca heba etti.

Şimdi her iki başkentin önündeki en büyük sınav bu kronik hastalığı yenmek. Irak’ın kendi içindeki enerji gelirleri paylaşımında kalıcı ve adil bir uzlaşı sağlaması artık sadece kendi iç meselesi değil, bölgesel istikrarın ön şartıdır. Zira uluslararası enerji projeleri, pamuk ipliğine bağlı siyasi dengelerle değil, sarsılmaz ve güvenilir kurumlarla ayakta kalır.

Peki Türkiye cephesinden bakarsak bu denklemin anlamı ne?

"Türkiye bir enerji köprüsüdür" klişesini artık bırakalım... Çünkü köprüler herkesin geçip gittiği, üzerinde durulmayan yapılar. Ankara'nın hedefi artık köprü olmak değil; kaynaklarla tüketim merkezleri arasında doğrudan karar verici, vanayı, fiyatı ve arz güvenliğini yöneten bir merkez ülke olmak.

Şöyle bir zihnimizde haritayı canlandırdığımızda TANAP, TürkAkım, Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz, şimdi Irak petrolü, Orta Koridor ve Basra'yı Avrupa'ya bağlayacak olan o devasa "Kalkınma Yolu Projesi"… Bunların hiçbiri tesadüfen yan yana gelmiş isimler değil.

Hepsi, Türkiye’nin kendi coğrafyasını amansız bir stratejik silaha ve avantaja dönüştürme vizyonunun parçaları.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un o çok yerinde tespitiyle; artık enerji güvenliği demek, sadece yer altındaki rezerv miktarı demek değildir. Enerjinin hangi coğrafyadan, kimin kontrolünde, hangi güvenlik şemsiyesi altında ve hangi altyapıyla taşındığı, o enerjinin kendisinden çok daha kritik bir hâl almıştır.

İşte tam da bu yüzden, günlük 1,5 milyon varil taşıma kapasitesi olan ama yıllardır potansiyelinin çok altında sürünen mevcut boru hattının tam kapasiteyle çalıştırılması, sadece Türkiye’nin kasasına girecek transit gelirleri için değil; Irak’ın ayağa kalkması ve küresel enerji piyasalarının nefes alması için hayati bir hamle.

Ancak bütün bu devasa vizyonun, milyarlarca dolarlık Kalkınma Yolu'nun, çelikten ve betondan inşa edilecek o yeni bölgesel entegrasyonun bir ön şartı var, o da tek kelimeyle: Güvenlik.

Hepimizin çok iyi bildiği bir kapitalizm kuralı; sermaye dünyanın en korkak unsurudur. Belirsizliği sevmez, silah sesinden nefret eder, terörün olduğu yere bir dolar bile yatırmaz.

Bu yüzdendir ki, Ankara'nın ısrarla vurguladığı "Terörsüz Türkiye" ve sınır ötesi güvenlik konsepti, sadece bir askerî operasyonlar silsilesi, salt bir terörle mücadele başlığı değil. Bu, aynı zamanda enerji ve ticaret koridorlarının güvenliğini sağlama, o trilyon dolarlık uluslararası sermayeyi bölgeye çekebilme projesi. Siz sınırlarınızın ötesindeki bataklığı kurutmazsanız, o topraklara ne bir boru hattı döşeyebilirsiniz ne de otoyol yapabilirsiniz. Türkiye'nin güvenlik sahnesinde sahada kurduğu üstünlük, doğrudan masadaki ekonomik gücüne tahvil edilmektedir.

Avrupa'nın Rusya krizinden sonra harıl harıl yeni enerji güzergâhları aradığı, ABD’nin Orta Doğu'da istikrarlı limanlara ihtiyaç duyduğu, Rusya’nın Türkiye’nin bu yükselen enerji merkezi rolünü büyüteçle izlediği ve Çin’in Kuşak ve Yol ile dünyayı birbirine dikmeye çalıştığı bir çağdan geçiyoruz. Herkesin hesabı farklı ama buluştukları ortak nokta aynı: Enerji artık cebimizdeki paranın değil, jeopolitik kanın adıdır.

Türkiye, masadaki en güçlü kartını, yani jeopolitik aklını sahaya sürüyor.

Ankara-Bağdat hattının bir boru hattından çok öte, Orta Doğu'nun gelecekteki güç dengelerini sarsacak stratejik bir hat olduğunu çok yakında göreceğiz.

Hukuki zemin sağlama alındığında, Irak kendi içinde barıştığında ve güvenlik şemsiyesi kalıcı hâle geldiğinde, o çelik borulardan sadece petrol değil; koskoca bir bölgenin yeniden yazılan tarihi akacak…


Nur Tuğba Aktay'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.