Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Satın almak özgürlükse…
0:00 0:00
1x
a- | +A

İnsanlık tarihi boyunca özgürlüğün ne olduğu tartışıldı. Kimisi "kendi iradesinin efendisi olmak" dedi. Kimisi de "her türlü zincirden ve dış baskıdan sıyrılmak."

Ancak bizim kuşağa bu kadim sorunun cevabı çok daha pratik bir formülle öğretildi: Para kazan, istediğini satın al, özgür ol.

İşte bu üç aşamalı özgürlük vaadiyle ilgili son dönemde kafam son derece karışık. Çünkü satın aldığım şeyler arttıkça, özgürlüğüm azalıyor. Cüzdanım inceldikçe, zincirlerim kalınlaşıyor.

Yani bir şeyler satın aldıkça o nesnelere bağımlı hâle geliyorum. Ve sonuçta şu soruyla baş başa kalıyorum:

“Sahip olduklarım bana mı ait, yoksa zamanla onlar mı bana sahip oluyor?”

***

Bir spor salonuna üyeliğim var. Ucuz olsun diye yıllık üyelik aldım. Şimdi salona gitmediğim her gün, üyelik ücreti bana ceza puanı gibi işliyor. Ocak ayında haftada dört gün gittim, şubatta ikiye düştü, martta önünden geçtim. Yaşadığım suçluluk inanın şınav çekmekten daha yorucu. Eskiden göbekli, hantal ve mutluydum. Şimdi göbek ve hantallık sabit duruyor. Ama mutsuzum.

***

Tatilde araba kiralayıp Kütahya’ya gittim. İlk birkaç gün iyi geçti. Sağa sola gittik, gezdik. Ama sonra sıkıntı başladı. Araba aşağıda yatıyor, ben evde yatıyorum. İçimde bir tedirginlik... Dokuz gün kiraladığım arabanın parasını dokuza bölüp, günlüğü kaç lira tutuyor diye hesaplıyorum. Arabaya atlayıp bir yerlere gidesim geliyor. Frig Vadisi’ne gitmeyi bile düşündüm. Aslında Frigler umurumda değil. Ben sadece arabanın kendini amorti ettiğini görmek istiyorum.

***

Her şey dâhil oteller zaten başlı başına bir olay. Bir keresinde böyle bir paket satın almıştım. Pakete rahat rahat oturmak ve dinlenmek dışında her şey dâhil. Şezlongda uzanıyorum. İçimden bir ses, "Kalk, aquaparka git, paranı çıkar" diye sızlanıyor. Biraz kayıyorum, ses devam ediyor: "Açık büfe kapanıyor, git bir tabak daha al" Sabah kahvaltısına yetişemezsem, ara ikramlara abanıp amorti etmeye çalışıyorum. Sonuçta amortisman hesabı yapmaktan, hesap uzmanına dönüşüyorum.

***

Bir ara da birikimle özgürleşeyim dedim ve hisse senedi aldım. "Paran senin için çalışsın" diyorlar ya, o hesap. Netice: Param arkasına yaslanmış yatıyor, ben sürekli mesai yapıyorum. Ben mi hisseyi aldım hisse mi beni belli değil. Kâğıt temettü olarak uykusuzluk dağıtıyor. Uzun vadeli düşünsem de kısa vadede hep geriliyorum.

***

Son olarak bir de yapay zekâ üyeliğinden bahsedeyim. Bir platforma aylık ücretini ödedim. Artık cebimde bir dâhi var, ne güzel. Ama arkadaşa bir şey sormadığım her an içimi bir sıkıntı basıyor: "Şu an abonelik boşa akıyor" diye tedirgin geziyorum. Sanki maaşla birisini işe almışım da adam sürekli yatıyor gibi bir his. O yüzden ha bire “Kalk, biraz çalış” diye dürtesim geliyor.

***

Toparlayayım. Bize satın almanın özgürlük olduğu söylendi ama kimse küçük puntolu kısmı okumadı: Satın aldığın her şey, seninle birlikte yaşamaya başlıyor. Kafa amorti hesabıyla doluyor. Sonra bir bakıyorsun; sahip olduklarının bakıcısı olmuşsun. Üstelik maaş veren taraftasın.

Galiba bu dünyadaki en büyük zenginlik ve gerçek özgürlük; aldığın hiçbir şeyin "kendini amorti etmesini" beklemeden, eşyaların bakıcılığını yapmadan ve hiçbir nesneye ruhunu kiralamadan yaşayabilme hafifliğidir.

Hem ne demiş Seneca? Yoksulluk az şeye sahip olmak değil, daha fazlasını arzulamaktır.


Salih Uyan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.