Bazı kimseler, manasını bilmeden Kur''an-ı kerimi okumanın, hafız olmanın faydası olmadığını söylüyorlar. Kur''an-ı kerimi, ana dili Arapça olanlar bile inceliklerini anlayamaz. Hatta evliyanın ve ulemanın en büyükleri olan Eshab-ı kiram efendilerimiz bile, ayetlerin manalarını Resulullah efendimize sorarlardı. Kur''anı kerimi herkes kolayca anlayabilseydi, yetmiş iki sapık fırka meydana çıkmazdı. Bu sapık fırkaların liderleri de Arapçayı çok iyi biliyorlardı. Buna rağmen birbirlerinden çok farklı anlamışlardır. Mesela kimisi, kader diye bir şey yok, insan kaderini kendi çizer demiş, kimisi de, tam tersine, insan yaptığı işlerden sorumlu değildir, hepsini Allah yaratıyor demiştir. Resulullaha tâbi olan hakiki âlimler ise, ikisini de reddetmişlerdir. Kader Allahtan olmakla beraber, insan yaptığı işlerden sorumludur demişlerdir. Kur''an-ı kerimdeki manaların hepsini anlamanın mümkün olmayacağını bizzat peygamber efendimiz bildirmiştir. Bir hadis-i şerifte, (Kur''an, Allahın metin ipidir. Manalarının hepsi anlaşılmaz. Çok okumak ve dinlemekle eskimez.) buyuruldu.
Kur''an-ı kerimin çok veciz olup bitmez tükenmez manalarının bulunduğu, bütün manaları bildirilse bile, yazmak için kâğıt ve mürekkep bulunamayacağı bizzat Kur''an-ı kerimde bildirilmektedir: (De ki, Rabbimin [İlmini, hikmetini bildiren, hayrete düşüren] sözleri için, denizler mürekkep olsa, bir o kadar daha deniz ilave edilse, denizler tükenir, Rabbimin sözleri tükenmez.) [Kehf 109] Her Arapça bilenin, Kur''an-ı kerimi anlayacağını zannedenlerin hata ettiklerini yukarıdaki ayet-i kerime ve hadis-i şerif açıkça bildirmektedir. İmam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki: (İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri bildiriyor ki: Rüyamda Allahü teâlâya, "Senin rızana nasıl kavuşulur?" diye suâl ettim. "Kur''an okumakla" buyurdu. Ben de "Anlayarak mı, yoksa anlamadan da okuyarak mı?" diye sordum. Allahü teâlâ "İster anlayarak olsun, ister anlamadan olsun, Kur''an okuyan, bana yaklaşır, rızama kavuşur. " buyurmuştur.) İslâm âlimlerinin en büyüklerinden, dört büyük imamdan biri olan İmam-ı Ahmed hazretleri böyle buyururken, hâlâ herkesin Kur''an-ı kerimi anlayarak okuması gerektiğini söylemek ne büyük gaflettir. Nasıl olup da, (Kur''anı anlayamıyorsan okuma, hafız olma, sureleri ezberleme!) denebiliyor? Halbuki Kur''an-ı kerimi ezberlemek, hafız olmak için manasını anlama şartı yoktur. Herkes kendi kafasına göre konuşursa ortaya bir din anarşisi çıkar. Nakli esas almayanların sözlerine ve yazılarına itibar edilmez.
Hafız olmak Kur''an-ı kerimi hıfzetmenin, yani ezberlemenin sevabı çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kur''an-ı kerimi okuyun, ezberleyin! Allahü teâlâ, içinde Kur''an-ı kerim bulunan kalbe, azap etmez.)
(Kur''an hafızları ehl-i cennetin ârifleridir.)
(Hafızasında Kur''an-ı kerimden bir şey bulunmayan, harap bir ev gibidir.)
Elbette Kur''an hafızlarının haramlardan kaçıp ibâdetleri yapması gerekir. Aksi takdirde büyük vebal altına girmiş olurlar. Bazı kimseler de, okumasını bilmeyenin evinde Kur''an bulurdurmasının uygun olmadığını söylüyorlar. Bunların sözleri de yanlıştır. Çünkü Kur''an-ı kerimi, okumasını bilmese de, bereketlenmek için evinde mushaf-ı şerif bulundurmak sevaptır. (Hindiyye)

