Din düşmanları asırlardır, dinimizi içten ve dıştan yıkmaya uğraşmışlar ve hâlâ da uğraşıyorlar. Bütün çalışmalarına rağmen yıkamadıklarını görünce, dini bozmaya, yanlış yorumlar yapmaya çalıştılar. Din böylece kendiliğinden yıkılmış olur. Bunun için de, dinimizdeki dört delilin (Kur''an, sünnet, icma ve kıyas''ın), üçünü inkâr edip sadece (Kur''an) diye ortaya çıkıyorlar. Onu da kendi anladıkları gibi yorumluyorlar. Böylece müslümanlık adında başka bir din meydana çıkıyor. Geçen gün (Son peygamber) diye bir yazı yazmıştım. Artık başka bir peygamber gelmeyecek demiştim. Peygamber olduğunu söyliyen Mısırlı Reşat Khalife, Hintli Ahmet Kadıyani ve yine (Ben resûlüm, ben Mehdiyim) diyen yerli bir sapığın müritleri, (Kur''an nebi gelmez diyor, resûl gelmez demiyor) dediler, sanki (Resûl gelir) diye bir hüküm varmış gibi, tenkit yazıları gönderdiler, Kütüb-i sitte olarak bilinen en kıymetli altı hadis kitabından naklettiğim hadis-i şerifleri yalanladılar. Hadisleri inkâr etmek Hadis-i şerifler yalanlanınca ne olur? Allahü teâlâ, Kur''an-ı kerimde, Resûlüne (Kur''an-ı kerimi insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) buyuruyor. Peygamber efendimiz de bunu açıklamıştır. Açıklamalara inanılmazsa, ortada din diye bir şey kalmaz. Namazın nasıl kılınacağı, zekâtın nasıl verileceği asla bilinemez. Herkes kendine göre bir namaz şekli meydana çıkarır. 25 yıl önce bir dergi çıkarıyordum. Anayasaya baktım. (Dergi çıkarmak için önceden izin almak gerekmez.) diyor. Ben de dergiyi bastırmak üzere matbaaya verdim. İyi ki bir tanıdık, (Habersiz dergi çıkarmak suç, derhal, valiliğe dilekçe verin) dedi. Kanuna bakmadan sadece Anayasa ile hareket edilemeyeceğini bir kere daha anlamıştım. Sünnete itibar etmeden, Kur''an-ı kerimle amel etmeye çalışmak da böyledir. Din düşmanlarının bir kısmı da, (Biz Buhari, Müslim gibi hadis kitaplarının tamamına değil, bir kısmına inanmıyoruz) diyor. Peki bir kısmı yalan ise, ötekilerin doğru olduğuna nasıl inanılır? Bir tane yalan bile olsa, ötekilere nasıl itimat edilir? Zaten onların maksadı da bu. İşine gelmiyen hadis-i şeriflere uydurma diyerek dini yıkmaya çalışıyorlar.
Eğer herkes sadece Kur''an-ı kerim ile amel edebilseydi, Peygamber gönderilmezdi. Herkes bu Kur''an ile amel etsin denirdi. Kur''an-ı kerimde Allah ile birlikte Resûlüne de uyulması emrediliyor: (Allaha ve Resûlüne itaat edin, onların emirlerine uyun!) [Enfal 20]
(Resûle itaat eden [onun emrine uyan], Allaha itaat etmiş [onun emrine uymuş] olur.) [Nisa 80] (Bir işte anlaşamazsanız, bu işin hükmünü Allahtan [Kur''an-ı kerimden] ve Resûlünden [Sünnet-i seniyyeden] anlayın!) [Nisa 59] [Elbette bu "anlayın emri" de âlimler içindir. Başkaları, âlimlerin anladıkları hükme uyar. Çünkü Kur''an-ı kerimde (Âlimlere sorun!) buyuruluyor. (Nahl 43) Sünnete inanmayan Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir: (Sünnetimi kabul etmeyen benden değildir.) [Müslim] (Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.) [Tirmizî] (Bir zaman gelir "Kur''andan başka şey tanımam" diyenler çıkar) [Ebu Davud] (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar olur. Şöyle ki, kendisine benden bir hadis söylenince "Resûlullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur''andan söyle" derler.") [Ebu Ya''la] (Kur''ana ve sünnete uyan hiç sapıtmaz.) [Hakim]
(Kur''anda bildirilen hükümler kadar bana daha başka hükümler de bildirildi.) [İ. Ahmed] Hz. Cebrail, Kur''an-ı kerimi getirdiği gibi, açıklaması olan sünneti de getirmiştir. (Darimi) Allahü teâlâ, Maide suresinin 3. Âyetinde ((Bugün, dininiz [İslamı] tamamladım.) buyuruyor. Tamamlanan din için yeni bir Resûle, yeni bir kitaba ihtiyaç olur mu? Allahü teâlâ, bütün kitaplarda Peygamber efendimizin geleceğini bildirmiştir. O geldikten sonra da, (Peygamberim) diyen yalancıların çıkacağını bildiği için. (Ondan sonra nebi [Peygamber] gelmeyecek) buyurmuştur. Hadis-i şeriflerle de bu husus iyice açıklanmıştır. Kur''an-ı kerimi kendi görüşüne göre yorumlayana, Sünneti kabul etmeyene, hadis âlimlerine inanmayanlara sözümüz yoktur.

