Şehid, mucize, kader gibi kelimeleri dinimizin bildirdiği maksattan başka türlü kullananlar var. Dine inanmayanlara sözümüz yoktur. Fakat dine inandığı hâlde, dinimizin aksine, dini kelimeleri bozmak, dine ihanettir.
Şehid, Allah yolunda ölen müslüman kimsedir. İmanlı olmayan kimse şehid olmaz. Bu bakımdan devrim şehidi, görev şehidi, demokrasi şehidi, gasp şehidi olmaz.
Mucize kelimesi de, rastgele kullanılmakta, her harikülade şeye mucize denmekte, mucize kelimesi bozulmaktadır. İnanmayana bir şey diyemeyiz. Fakat inanan müslümanlar inanmayanların oyununa gelip de, mucize kelimesini bozmamalıdır! Mucize sadece peygamberlerde görülür. Bunun için (mucize indirim) demek, birisini övmek için (Mucize yarattı) demek, (Yedinci kattan düştü, mucize olarak kurtuldu) demek, Onun Peygamber olduğunu söylemek olur. Bunda niyete bakılmaz, söze bakılır. Böyle söylemek küfür olur. Allahü teâlânın yarattığı işlere, mesela gözün, kulağın yapısına mucize demek de aynı şekilde yanlıştır. Kendisinde harika bir şey zuhur eden, mesela denizde, suyun üzerinde yürüyen zat, peygamberse, bu işe mucize denir. Evliya ise keramet, salih ise firaset, fâsık ise istidrac, kâfir ise, sihir denir. Sihir, cisimlerin fizik özelliklerini, şekillerini değiştirir. Maddenin yapısını değiştiremez. Mucize ve keramet, ikisini de değiştirebilir.
Müsteşrikler, İslâm dini yerine, İslâm Nazariyesi, İslâm Düşüncesi, Allah düşüncesi, İlâhî şuur diyorlar. İslâmiyet, ilahi bir din olup bir düşünce sistemi olmadığına göre, bu tabirleri kullanmak asla caiz değildir. Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir. Akıl, zihin mahluktur. Allahü teâlânın bildirdiği şeylere düşünce, görüş denmez. Kur''an-ı kerimdeki hükümlere bile Kur''ani görüş diyorlar. Bu tabirleri kullanmak insanı küfre sürükler. Kaderin cilvesi demek Kader kelimesi de rastgele kullanılıyor. Müslüman yazarlar bile, (İşçi kaderine terkedilemez, işi kadere bırakmamalı, kaderimi kendim çizeceğim) diyorlar. Kader, insanların elinde değildir. Kader, Allahü teâlânın ezelî ilmi ile, kulların yapacakları şeyleri bilmesidir. Buna alınyazısı da denir. Allahü teâlânın ilmine kimse müdahale edemez. Kadere inanmak imanın altı şartından biridir. Kaderi inkâr eden kâfir olur. Yazarlarımızdan Sn. Veysel Gani, kaderin cilvesi dediği için okuyucuları tarafından tenkide uğramış. Bunlardan ikisini bana verdi...
Cilve ne demek? Cilve, güzellere yakışır davranış demektir. Şimdi bu kelimeyi, hoşa gitmek için yapılan davranış diye tarif ediyorlar. Arada pek fazla fark yok. Kaderin cilvesi veya Allahın cilvesi denir. Böyle demekle kader veya Allah kötülenmiş olmaz. Eskiden cilve-i rabbânî, cilve-i ilahî denirdi. Şimdi de ilahi cilve, Allahın cilvesi deniyor. Denilmesinde de dinen mahzuru yoktur.
Kaderin, iyisi, kötüsü, tatlısı, acısı olur, bunlar da hep Allahü teâlâdandır. Falancanın kaderi kötü imiş demekte mahzur yoktur. (Kaderin cilvesi beni bu hale getirdi) demek, kaderi kötülemek değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyük İslam âlimleri Allahın cilvesi tabirini kullanmışlardır. Mübarek oğlu da, (O sevgilinin cilveleri, namazın huşû'' ve edebleri şeklinde bu dünyada görünmektedir.) buyuruyor. Burada Allahü teâlâya sevgili tabirini de kullanıyor.

