Gıybeti ve zararını bilen gıybetten kaçıp kurtulur. Mesela yılanı ve zararını bilen, yılanla oynar mı? Yılanı koynuna alıp yatar mı? Gıybetten kurtulmak için:
1- Gıybetin zararını düşünmeli! Gıybet sebebiyle, sevablarının gideceğini, hatta gıybet ettiği kimsenin günahlarını da yükleneceğini bilmelidir!
2- Gıybet, dünyada da alında bir kara lekedir! Kendine dedikoducu dedirtmemelidir. Çünkü Hadis-i şerifte, (Gıybet edeni dinleyen de günahta ortaktır.) buyuruldu.
3- Bir kimse, başka birine kırgınsa, onu kötülemeye çalışır, gıybetini eder. Başkasına kızıp da kendini Cehenneme atmanın ahmaklık olduğunu bilen, gıybet etmez. Gıybet etmekle, ona zarar vermiş olmuyor, kendini felakete atıyor. Üstelik sevmediği kişinin günahlarını alıp, yerine kendi sevablarını veriyor.
4- Bazan topluluktakileri memnun etmek, onları güldürmek için gıybet edilir. İnsanları memnun etmek için, Allahü teâlânın gazabına maruz kalmayı istemek ne kadar yanlıştır.
Dolaylı yoldan gıybet 5- Gıybet eden, övülmeyi, herkesin kendisinden bahsetmesini ister. Bu bakımdan kendini övmek için dolaylı yolları seçer. Mesela, (Falanca çok geçimsizdir) der. Bu, (Ben geçim ehliyim) demektir. Cömert olduğunu bildirmek için, (Falanca çok cimridir) der. Eğer böyle gıybet edeni dinleyen, akıllı birisi ise, kendini bu şekilde övene hiç değer vermez, onun değersiz olduğunu anlar. Bunları dinleyen akıllı değil de, cahil, ahmak birisi ise, gıybet ettiği için ona değer verse, ne çıkar? Kazancı ne olur?
6- Başkalarını gıybet edip kusur araştıran kimse, kendi kusurlarını göremez. Biz, kendi ayıplarımızın ortaya dökülmesini, rüsvay olmamızı istemediğimiz gibi, başkaları da istemez. Sen arkadaşının aybını örtersen, Allah da senin aybını örter. Sen başkasının aybını açarsan, senin ayıplarını da açan çıkar. Elaleme rüsvay olursun. Kendi kusurlarını araştıran ve bunların çaresini düşünerek başkasının kusurlarını göremiyen kişi, çok iyi insandır. Hadis-i şerifte de, (Kendi aybını gören, Allahın hayır dilediği kimsedir) buyuruluyor. Kişi kendi noksanını bilmek gibi irfan olmaz. Nefsimizi gıybet ve diğer günahlardan temizlemeye çalışmak "Cihad-ı ekber" olarak bildirilmiştir.
7- Kıskanç olan, mal sahiplerini kötüler. (Malı çok ama yemesini bilmez, cimrinin biridir) der. Yahut mevki sahibi için, (Müdür oldum diye kendini bir şey zannediyor) der. Böyle söylemekle, gıybet edilenin ne malı azalır, ne de makamı elden gider. Buna rağmen kıskançlık ateşi, söyleyeni yakıp kavurur. Üstelik, gıybet günahına girdiği için sevablarını sevmediği kimseye vermeye mahkum olur.
Gıybetin kefareti Gıybet etmenin kefareti, üzülüp tövbe etmek ve helallaşmaktır. Pişman olmadan helallaşmak, riya olur, ayrı bir günah olur. Gıybet, üç türlüdür: 1- (Bu gıybet değil, onda olan şeyleri söyledim) demek. Böyle söylemekle, harama helal demiş olur ki, çok tehlikelidir. 2- Gıybet olunan, bunu duymuşsa, tövbe etmekle affedilmez. Onunla helallaşmak da gerekir. Hadis-i şerifte, (Gıybeti yapılan kişi, gıybet edeni affetmedikçe, mağfiret olunmaz.) buyuruldu. 3- Gıybet olunanın bundan haberi yoksa, tövbe ve istigfar etmekle ve ona hayır duâ etmekle affolur. (Ya Rabbi beni de, gıybetini ettiğim kişiyi de affet) diye duâ etmelidir! Hadis-i şerifte, (Gıybet eden, onun için mağfiret dilerse gıybet günahına kefaret olur.) buyuruldu. İhtiyaç halinde gıybeti caiz olanlar: Bir haksızlığı, şikayet için, ilgili mercilere, (Bu kimse, şunu yaptı) demek. Yetkilisine, (O, gayrı meşru iş yapıyor, buna mani olun) demek. Dini bir meseleyi öğrenmek için, (Beyim şunu yapıyor, caiz mi?) demek.
Bid''at sahibi ile gezene, (Onunla gezme, o bidat ehlidir) demek. Şahitlikte, (Falanca şöyle yaptı) demek. İstişare edene, (O kızın şu kusuru vardır) demek. Yahut, (O malı alma, şu kusuru var) demek. Hadis-i şerifte, (Facirin halini anlatmaktan çekinmeyin ki halk, onun zararından korunsun.) buyuruldu. Meşhur lakabı ile çağrılınca üzülmüyorsa, mesela (Kara Ali) demek. İnsanları, açıktan günah işleyenlerden korumak için, (O kumarbazdır, sarhoştur) demek. Hadis-i şerifte, (Hayâsızdan bahsetmek gıybet olmaz.) buyuruldu.

