Kaydet
a- | +A

Hüsnüzan, bir şey hakkında iyi düşünmek, suizan ise kötü düşünmektir. Ömrün sonuna doğru, daha çok Allahü teâlâya hüsnüzan etmeli, (Ben çok günahkâr isem de, Allahü teâlâ beni affeder) diye ümit etmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ, kendisine hüsnüzan edilerek yapılan duâyı, kabul eder.)

(Kıyamette, bir kimse, cehenneme götürülürken arkasına dönerek, "Ya Rabbi, dünyada sana hep, beni cehenneme atmaz diye hüsnüzan ettim" deyince, "Onu cehenneme götürmeyin! Kulum beni nasıl zannetmişse, ona öyle muamele ederim" buyurur.)

Günahımız çok olsa da, Allahü teâlânın affedebileceğini düşünmek hüsnüzan olur. Kur''an-ı kerimde, (Ey günahı çok olan kullarım, Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah bütün günahları affeder. O sonsuz magfiret ve merhamet sahibidir.) buyuruldu. (Zümer 53) Ölüm döşeğinde, (Korkuyorum; fakat Allahın rahmetinden ümidimi de kesmiyorum) diyen gence, Resulullah buyurdu ki: (Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allahü teâlâ, ona umduğunu verir, korktuğundan da onu emin eder.)

Allahın rahmetinden ümidini kesmek tehlikelidir. Kur''an-ı kerimde buyuruldu ki: (Kötü zanda bulunduğunuz için helâke mahkûm kavim oldunuz.) [Feth 12]

Allahü teâlâ, Hz. Davud''a vahyetti ki: Beni sev, beni seveni sev ve beni kullarıma sevdir! Beni sevsinler. Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler. Bir zata, vefatından sonra, rüyada hâlini sorarlar. O da şöyle cevap verir: Allahü teâlâ bana, (Ey kötü ihtiyar, şunları niçin yaptın) diye beni azarlayınca, beni büyük bir korku aldı. "Ya Rabbi, böyle sorguya çekileceğim bildirilmedi" dedim. (Ne bildirildi) buyurdu. Ben de râvilerin ismini sayıp, (Müslüman olarak saçı sakalı ağarana azap etmekten hayâ ederim) buyurduğunu bildirdiler, dedim. (Sen ve râviler sadıksınız. Ben de seni magfiret ettim) buyurdu.

İnsanları Allahın rahmetinden ümitsizliğe düşürene, kıyamette Allahü teâlâ, (Sen, kullarıma rahmetimden ümit kestirdin. Bugün sen de rahmetimden mahrumsun) buyuracaktır. O hâlde her mümin, Allahü teâlânın azabından korkmalı, rahmetinden de ümidini kesmemeli! Hadis-i şerifte (Suizan yanlış karar vermeye sebep olur.) buyuruldu. Zan ile, başkasının kötü olduğunu kabul eden, onu gıybet eder, ona dil uzatır. Onu kötü, kendini iyi bilir. Bu da, helâkine sebep olur. Suizan altında kalmamak için, töhmet altında bırakacak yerlerden, işlerden uzak durmalı. Aksi takdirde, dedikoduya kendisi sebep olacağı için, onların işleyecekleri günaha ortak olur.

Peygamber efendimiz hanımı Safiyye validemiz ile konuşurken, oradan geçen iki gence, (Bu hanımım) buyurdu. (Ya Resulallah, sizden de mi şüphe edilir) dediler. (Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da insanın içine girer, size vesvese verir diye korktum) buyurdu. Hz. Ömer, bir kadınla şüphe uyandıracak şekilde konuşan birinin yanına varınca, adam, (Bu, hanımım) dedi. Hz. Ömer, (Hanımınsa, niçin şüphe uyandıracak şekilde konuşuyorsun) buyurdu. Bir zat, bir kadınla Mekke''deki müşriklere, Mekke''nin fethi için hazırlık yapıldığını bildiren bir mektup gönderdi. Vahiy ile durumu öğrenen Peygamber efendimiz, üç kişiye emretti. Onlar da, kadına yetişip mektubu istediler. Kadın, inkâr etmişse de, (Resulullah yalan söylemez, mektubu çıkarmazsan...) diyerek tehdit edilince, kadın saçlarının arasındaki mektubu çıkarıp verdi.

Mektup getirilince, o zat, (Mekke''de çoluk çocuğum var. Müşriklerin zararı dokunmasın diye bunu yazdım) dedi. Hz. Ömer, (Ya Resulallah, izin ver, şu münafığın kellesini uçurayım) dedi. Peygamber efendimiz, onun münafıklardan olmadığını bildirerek, (Allahü teâlâ, Bedir''de bulunanları affettiğini bildirdi. Bu zat da onlardandır) buyurunca, Hz. Ömer, suizan ettiği için ağladı. Şu halde suizan yanlıştır. Zan kesin bilgi değildir. Kur''an-ı kerimde buyuruldu ki: (Onlar zanna uyarlar, hâlbuki zan, haktan [ilim ve itikaddan] hiçbir şeyin yerini tutmaz.) [Yunus 36]

ÖNE ÇIKANLAR