Kaydet
a- | +A

İlmi, yalnız Allah rızasını kazanmak için öğrenmek gerekir. Başka maksatlarla öğrenmek, caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Âlimlere övünmek, sefihlerle, cahillerle münakaşa etmek, onları susturmak, halkın teveccühünü kazanmak için ilim öğreneni, Allah cehenneme atar.)

(Toplantılarda ilimle üstünlük taslamayın! Böyle yapanın gideceği yer, cehennemdir.

(Allah rızasından başka maksat için ilim öğrenen veya ilmini dünya menfaatine alet eden, cehennemdeki yerine hazırlansın!)

İlmi yukarıda bildirilen maksatlarla öğrenmek caiz olmadığı gibi, Allah rızası için öğrenip de yukarıdaki maksatlarla kullanmak da caiz değildir. İlmi ile övünmek de Allah rızasına aykırıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir kavim çıkar, Kur''an okuyup "Kim bizden daha iyi bilir? Kim, bizden daha fazla fıkıh bilgisine sahiptir?" der. İşte bunlar, cehennem yakıtıdır.)

(Vallahi bir zaman gelecek, insanlar Kur''an''ı öğrenip okuduktan sonra, "Biz okuduk, öğrendik. Bizden daha iyi daha kim var?" diyecekler. İşte onlar cehennem odunudur.)

Bu hadis-i şerifler, ilmi ile övünmenin caiz olmadığını göstermektedir. İlmi ile övünen kimselerle tartışmak asla uygun değildir. İnsanın ömrü kısadır. Münakaşa ile zaman öldürmek asla caiz değildir. Abdülkuddüs hazretleri buyuruyor ki: (Vaktin kıymetini bil! Gece-gündüz ilim öğrenmeye çalış! İlim öğrenmek ibâdet yapmak içindir. Kıyamet günü işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibâdet de ihlas elde etmek içindir) Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kıyamette herkes, şu 4 şeyden soruluncaya kadar yerinden ayrılamaz: 1- Ömrünü nerede tükettin? 2- Gençliğini nerede geçirdin? 3- Malını nerede kazandın, nereye harcadın? 4- İlmin ile [bildiğin ile] ne amel ettin?)

Dinimizde uğursuzluk yoktur

Dinimizde uğursuzluk yoktur. Uğur ve uğursuzluğun tarifini yazalım: Uğur, iyilik getirdiği sanılan şey veya belirti, hayır, iyilik, bereket.

Uğursuz, kötülük ve zarar getirdiği sanılan şey. Uğursuzluk, bir şeyi veya bir olayı kötüye yorumlamak. Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hıristiyanlıkta da, 13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Dinimizde ise, bir şeyi uğursuzluğa yormak yoktur. Fakat, (Şu iş veya şu ev bana uğursuz geldi) gibi sözleri söylemekte mahzur yoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Müslümanlıkta uğursuzluk [bir şeyi kötüye yorumlamak] yoktur.)

(Bir şeyi uğursuzluğa yorma, hayra yor! Sizden biriniz, hoşuna gitmeyen uğursuzluk zannettiği bir şey görünce, şöyle desin: "Ya Rabbi! İyilikleri veren, kötülükleri defeden ancak sensin. Lâ havle velâ kuvvete illâ bike.")

(Yumuşak muamele uğurluluk [iyilik], çetin davranmak uğursuzluk [kötülük] getirir.)

(Uğuru [hayrı] ve uğursuzluğu [şerri] en çok olan uzuv dildir.)

Eskiden, Arabistan''da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş sağa uçarsa, uğurlu sayıp, yola devam ederler, kuş sola uçarsa, uğursuz sayıp geri dönerlerdi. Peygamber efendimiz bunu yasaklayıp, (Kuşlara dokunmayın, yuvalarında kalsın!) buyurdu. Hz. İkrime anlatır: Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakiler yorumda bulundular. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre de alamet değildir) buyurdu. Bir olayı hayra yormakta ise mahzur yoktur. Çünkü Peygamber efendimiz, gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı.

ÖNE ÇIKANLAR