Kaydet
a- | +A

İlmin önemi çok büyüktür. Dinimizin emrettiği faydalı işleri yapmak, zararlı şeylerden kaçmak için ilim sahibi olmak gerekir. Kur''an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah iman edenleri yüceltir; ilim ehlini ise kat kat yükseltir.) [Mücâdele 11] (De ki, hiç bilenle bilmiyen bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.) [Zümer 9] (Allahü teâlâdan en çok korkanlar, âlimlerdir.) [Fâtır 28] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(İlim öğrenmek, kadın-erkek her müslümana farzdır.)

(İlim Çin''de de olsa, alınız!)

(Hikmet, [fen ve sanat] müminin kayıp malıdır. Nerede bulursa alsın!)

(Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye çalışınız!)

(Bir âlim, bir yerden geçse, onun hürmetine, oradaki kabristandan 40 gün azap kaldırılır.)

Ölü kalblerin dirilmesi Hazret-i Lokman, oğluna buyurdu ki: (Âlimlerle otur, hikmet sahiplerinin sözlerini dinle! Allahü teâlâ, bahar yağmuru ile toprağa hayat verdiği gibi, ölü kalbleri hikmet nurları ile diriltir.) İlim, cennete giden bir yol, gurbette arkadaş, yalnızlıkta sırdaştır. İlim, iki cihanda kurtuluş, düşmana karşı siperdir. İnsan için hayâ, gözler için ziyadır. İlim öğrenmek ve öğretmek çok mühimdir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Allahü teâlâ, ilim verdiği âlimlerden de peygamberlerden aldığı misak gibi, ilimlerini saklamamaları ve açıklamaları için, söz almıştır.)

(En güzel hediye, hikmetli sözü iyi anlayıp, din kardeşine anlatmaktır.)

(İmrenilecek iki kişiden biri, Allahü teâlânın verdiği ilim ile amel edip, başkasına öğreten, diğeri de, Allahın verdiği serveti hayra sarfedendir.)

(Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadet etmekten daha iyidir.)

(Bir gün ilim öğrenmek üç ay oruç tutmaktan iyidir.)

(İlim yolunu tutana, Allah cennet yolunu açar.)

(Melekler, ilim talebesini sevdikleri için, kanatlarını onların üzerine gererler.) (İlimden bir mesele öğrenmek, dünyadaki her şeyden kıymetlidir.) Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyacı vardır. Çünkü hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu.)

Kur''an-ı kerimde ise, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun) buyuruldu. (Nahl 43) Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için de sebeplere yapışmak, bir âlimin gösterdiği yolda gitmek gerekir. Kur''an-ı kerimde mealen, (Ey iman edenler, Allah''tan sakının ve Onun rızasına kavuşmak için, vesile [vasıta] arayın) buyuruldu. Demek ki, bir öğreticiye ihtiyaç vardır. Rehberi olmayana, şeytan rehber olur. Şeytan rehber olunca da, kendisine tâbi olanı uçurumdan uçuruma atar. Muhafız ve rehbersiz çöl yollarına çıkan, kendini tehlikeye atmış olur. Onun sonu, sahipsiz yetişen bir ağacın hâline benzer. Ağaç, bakıp sulayan olmazsa, çabucak kurumaya mahkûmdur. Hatta bu ağaç, imkân bulup büyüse de, aşılanmamış, bakılmamış olduğu için iyi meyve vermez. Bundan dolayı talebenin dayanağı da öğretmenidir. Irmak veya uçurum kenarında yürüyen bir âmânın, rehberine tutunduğu gibi, talebe de öğretmenine sarılmalı ve her hâliyle onun sözünü dinlemelidir. (İlim talebesi, ilme ve hocasına hürmet etmedikçe, öğrendiği ilmin faydasını göremez) buyurulmuştur.

Beethoven''in 9. senfonisini, Mozart''ın figarosunu ve Molyer''in şiirlerini niçin kendi dillerinde söylüyorlar ve dinliyorlar, (Bu yabancı dildir, Türkçe söylemek gerekir) demiyorlar. Bu senfonileri Türkçeye tam tercüme edilemiyeceğini bildikleri halde, Kur''an tercümesine nasıl olup da Kur''an diyebiliyorlar? Türkçelerine Beethoven''in veya Chopin''in eseri denilemiyor. Bir şiirin tercümesi bile şiirin aslı değildir. O hâlde, Kur''an-ı kerimin tercümesine hiç Kur''an denebilir mi?

ÖNE ÇIKANLAR