Misafire ikram etmek, güzelce ağırlamak gerekir. Misafire yedirilecek şeylerden korkmamalıdır. Atalarımız, (Misafir on kısmetle gelir, birini yer, dokuzunu bırakır.) demişlerdir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Misafir girmeyen eve, melek girmez.), (Misafir istemiyende hayır yoktur.), (Sofra misafirin önünde bulunduğu müddetçe, melekler ev sahibi için istigfar ederler.) , (Allahü teâlâ, bir kavme hayır murad ettiğinde, onlara hediye olarak misafir gönderir. Misafir, rızkı ile gelir gider. Allah da ev halkını mağfiret eder.)
Misafire yumuşaklıkla ve lütufla muamele edilmelidir! İmam-ı Evzai hazretleri (Misafire ikram, ona karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmaktır.) buyurdu. Misafire hazırda ne varsa onu vermelidir! Külfete girmemeli, çeşitli ve pahalı yemekler getirmemelidir! Allahü teâlâ, külfete girenleri sevmez. Peygamber efendimiz, (Misafir için külfete girmeyin, misafir bundan rahatsız olur. Misafirini küstüren Allahı küstürmüş olur.) buyuruyor. Misafire hizmet edene büyük sevaplar vardır. Hz. Ömer, misafirine bizzat kendisi hizmet ederdi. Hizmet edenler mevcut iken niçin kendisinin hizmet ettiği sorulduğunda, (İçinde misafir bulunan evde, melekler ayakta durur.) hadis-i şerifini nakledip, (Melekler ayakta dururken oturmaktan hayâ ederim.) buyurdu. Evde bulunan şeyleri bolca ikram etmeli, misafire verilen çok yemeği israf saymamalıdır. Allah için olan şey, çok olsa da israf olmaz.
Misafire (ye) diye üçten fazla teklif etmemeli. Hele (Allah aşkına ye) diye zorlamamalı. Böyle zorlamalar misafiri gücendirebilir. Misafiri gücendiren Allahü teâlâyı gücendirir. Misafirden hizmet beklememeli, hadis-i şerifte (Misafirinden hizmet beklemek, aklın noksanlığına alamettir.) buyurulmuştur. Hikmet ehlinden birini yemeğe davet ettiler. Üç şartla kabul edeceğini bildirdi: 1- Bana zehir yedirmiyeceksiniz. 2- Sizin çok sevdiğiniz benim sevmediğim birini yanıma oturtmayacaksınız! 3- Beni zindana hapsetmiyeceksiniz! Razı oldular. Ev sahibi misafirin yanına küçük çocuğunu oturttu. Çocuk zararlı şeyler yaptı. Ev sahibi de yemesi için ısrar edince misafir, (Verdiğin sözü bozdun. Şartlarımı gözetmedin, gidiyorum.) dedi. Yine aynı zatı yemeğe davet ettiler. Yine üç şart ileri sürdü: (Tekellüf, zulüm ve hıyanet yok.) dedi. [Tekellüf, evde bulunmayan şeyi zahmet ve masrafa girerek getirmek. Hıyanet, evde olanı misafire ikramdan sakınmak. Zulüm, evde bulunan her şeyi misafire verip çoluk çocuğu aç bırakmaktır.] Yemeği acele hazırlamalıdır! Misafirler bekletilmez. Davetlilerin ekseriyeti gelmişse, bir iki kişi beklenilmeden yemeğe başlanır. Gelmiyen fakir ise veya kalbi kırılacak birisi ise beklenebilir.
Sofraya et ve tatlı da getirmelidir! Çünkü yemeklerin iyisini yedirmek, Allahü teâlânın rızasını celbeder. Yemekte iyi su bulundurulmalıdır! (Serin su içmek, Allahü teâlâya şükrü gerektirir) buyurulmuştur. Sofrada sirkeli salata bulundurulması iyidir. Çünkü sirke ve yeşillik hadis-i şerifle övülmüştür. Yeşil sebzelerin bulunduğu sofrada melekler hazır olur. Yemeklerin iyisini önce getirmelidir! Arzu edenler bunlardan çokça yer. Diğer yemeklere lüzum kalmaz. Halbuki midesine düşkün olanlar çok yiyebilmek için, önce diğerlerinin, sonra da nefis yemeklerin sofraya konmasıyla lüzumundan fazla yemek yemiş olurlar. En iyisi bütün yemekleri ortaya koymalı, herkes arzu ettiğini yiyebilmelidir. Misafir, güler yüz, tatlı dil, hoş sohbet ister. Bunlar yapılınca memnun olur. Misafiri kapıya kadar uğurlamalı! Misafiri uğurlarken (Memnun ettiniz, şeref verdiniz.) gibi güzel sözler söylemelidir!.

