Kaydet
a- | +A

Muhlis, ihlas sahibi demektir. İhlas, her işi, her ibâdeti yalnız Allah rızası için yapmak demektir. Şu hâlde Muhlis, her işini Allah rızası için yapan demektir. Muhlis olarak ibâdet etmek övülmüştür. Kur''an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (De ki, ben ancak Allaha muhlis olarak ibâdet ederim.) [Zümer 14] Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: (İhlas ile yapılan ibâdet az da olsa insana kâfi gelir.) İmam-ı Rabbanî hazretleri de buyuruyor ki: Zahmet çekerek elde edilen, devamsız ihlasın sahiplerine Muhlis denir. Devamlı ihlas sahiplerine Muhlas denir. Muhlas olana ibâdet yapmak, tatlı ve kolay olur. Çünkü bunlarda nefislerinin arzusu ve şeytanın vesvesesi kalmamıştır. Böyle ihlas, insanın kalbine ancak bir evliyanın kalbinden gelir.

Murad, istek, arzu demektir. Tasavvufta ise Murad, seçilmiş kimse demektir. Allahü teâlânın rızasına kavuşturucu iki yol vardır. Birisi talibler yolu, ikincisi, muradlar yolu. Yani seçilmişlerin yoludur. Birinci yoldaki talibler, sıkıntı çekerek yürürler. İkinci yoldaki muradlar ise sıkıntı çekmeden, hatta nazlı nazlı okşanarak maksada kavuşurlar. Bu yol, peygamberlerin ilerledikleri yoldur. Kur''an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah, dilediğini kendine seçer, kendine kavuşmak isteyenlere de, kavuşturan yolu gösterir.) [Şura 13] Muradların yani seçilmişlerin bu yolu, peygamberlerin ilerledikleri yoldur. Bu yol bazı evliyaya da ihsan edilir.

Kibirlenmek Tevazu sahibi olabilmek için dünyaya niçin geldiğini, nereye gideceğini bilmek gerekir. Hiç yok idi. Önce bir şey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu. Şimdi de, her an hasta olmak, ölmek korkusundadır. Nihayet ölecek, çürüyecek ve toprak olacaktır. İdam odasına sokulmuş olup, idam olunacağı zamanı bekleyen kimsenin, dünya zindanında, her an ne zaman azaba götürüleceğini beklemektedir. Ölecek, leş olacak, böceklere yem olacak, kabir azabı çekecek, sonra diriltilip kıyamet sıkıntılarını çekecektir. Cehennemde sonsuz yanmak korkusu içinde yaşayan kimseye tekebbür mü yakışır, tevazu mu? İnsanların yegane yaratıcısı, yetiştiricisi, her an tehlikelerden koruyucusu olan ve kıyamette hesaba çekecek, sonsuz azab yapacak olan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi, benzeri, ortağı olmayan tek hakim ve kadir olan Allahü teâlâ: (Tekebbür edenleri sevmem, tevazu edenleri severim.) buyuruyor. Hadis-i şerifte de, (Allahü teâlâ, tevazu üzere olmayı bana emreyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz!) buyurulmuştur. Elinden bir şey gelmeyen, zavallı insana bunlardan hangisini yapmak yakışır? Aklı başında olan kendini ve Rabbini tanıyan kimse, hiç tekebbür edebilir mi? İnsan, aşağılığını, acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmek mecburiyetindedir. Bunun için her an, her yerde aczini göstermesi, tevazu üzere bulunması gerekir. Ebu Süleyman Darani hazretleri, (Bütün insanlar, beni olduğumdan daha aşağılamak, hakaret etmek isteseler, bunu yapamaz. Çünkü, herkesin, hakaret derecelerinden daha aşağı olduğumu biliyorum) buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR