Kaydet
a- | +A

Dinimizde kızmamak değil, öfkesini yenmek istenmiştir. Dinimizin emirlerine uyup yasak ettiklerinden kaçan öfkesini yener, sabra kavuşur. İslamiyet, yapılması imkansız olan şeyi emretmez. Hadis-i şerifte (Hak teâlâ, kendini sabretmeye zorlayanı sabretmeye muvaffak kılar.) buyuruldu. Sabrın imanla da ilgisi vardır. Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiramdan bazılarına, (İmanınızın alameti nedir?) buyurdu. Onlar da, (Genişlikte şükreder, darlıkta sabrederiz ve Allahü teâlânın kaza ve kaderine razı oluruz) diye cevap verince, (Yemin ederim ki siz müminsiniz) buyurdu. Başka bir zaman, (İman nedir?) diye suâl edenlere, (Sabırdır) buyurdu. Yine, (Sabrın imandaki yeri, başın bedendeki yeri gibidir. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız iman da olmaz) buyurdu. Sabretmeyenin imanı zayıf demektir. Sabır üç çeşittir: 1- Belâya sabır, 2- Din bilgilerini öğrenirken ve ibâdetlerini yaparken sabır, 3- Günah işlememek için sabır. Hadis-i şerifte, (Belâya sabredene 300, ibâdet yapmaya sabredene 600, günah işlememeye sabredene ise, 900 derece ihsan edilir) buyuruldu. Belâya sabır hakkında hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Nimete kavuşunca şükreden, belâya uğrayınca sabreden, haksızlık yapınca af diler, zulme uğrayınca bağışlarsa, onlar emniyet ve hidayettedir.) (Hoşlanılmayan şeye sabretmekte büyük hayır vardır.)

(Sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize kavuşamazsınız.)

Kur''an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:

(Ey iman edenler, Allahtan sabır ve namazla yardım isteyin. Allahü teâlâ elbette sabredenlerle beraberdir.) [Bekara 153] (Ey iman edenler, sabredin, sabretmekte birbirinizle yarış edin!) [A.İmran 200] Hadis-i şeriftlerde buyuruluyor ki:

(Uğradığı belâyı gizleyenin günahları affolur.)

(Öfkeni yen ki cennete kavuşasın!)

(Acıya sabredip uğradığı felaketi gizlemesi ve kimseye şikayet etmemesi, kişinin Allahı iyi tanımış olmasındandır.)

Hikmetli sözler Sabır, tökezlemeyen binek, kanaat ise bükülmeyen kılıçtır. Üzülmek istemiyorsan, kaybedince seni üzecek bir şeyi kazanmaya çalışma. Her musibetin geçici olduğunu bilen, belâya maruz kalınca kendisini tesellide başarılı olur. Musibete sabırsızlık göstermek, ondan da büyük musibettir. Belâya sabredilmezse, musibet iki olur. Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki: İnsana gelen elemler, belalar takdir-i ilahi ile gelmektedir. Razı olmak gerekir. İbadetlere devam, belalara sabretmelidir. Allahü teâlânın kereminden afiyet beklemelidir! İnsanlardan birşey beklememeli, herşeyin Hak teâlâdan geldiğini bilmelidir! Dertlerden, belalardan kurtulmak için duâ ve istigfar etmelidir! Onun takdiri, iradesi olmadıkça, kimse kimseye zarar veremez. Bununla beraber, sebeplere yapışmak, Peygamberlerin yoludur. Sebeplerin tesirini de Allahü teâlâdan talep etmelidir!

ÖNE ÇIKANLAR