Ölümü düşünmek, her fırsatta ölümden bahsetmek çok faydalıdır. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir: (Lezzetleri yok eden, ağız tadını bozan, ümitleri kıran ölümü çok anın! Ölümü darlıkta anan rahatlar. Bollukta anan, lüzumsuz işten, israftan kaçar.)
(Sohbetlerinizin tatlılığını, ölümü anarak yok etmeye çalışın.) (Ölümü anmak, günahlardan korur, dünya ve ahiret saadetine kavuşturur.)
(Ölümü çok hatırlayanın kalbi temizlenir, ihya olur, ölümü de kolaylaşır.)
(Günde yirmi defa ölümü düşünen şehidlerle haşrolur.) (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı; ölümü ve öleceğini hiç unutmamalı.) Hz. Aişe validemiz, kalbinin katı olduğunu söyleyen bir kadına, (Ölümü çok hatırlarsan kalbin yumuşar) buyurdu. Ömer bin Abdülaziz hazretleri her akşam arkadaşlarını toplayıp, ölümden ve kıyamet hallerinden bahseder, sanki en sevdikleri biri ölmüş gibi de ağlaşırlar idi.
İbrahim Teymi hazretleri, (Şu iki şey, beni hiç bir şeyden zevk almaz duruma getirdi: Ölümü hatırlamak ve ahirette hesaba çekilmek düşüncesi.) Rebi bin Haysem hazretleri, ölümü unutmamak için evine bir mezar kazıp, her gün defalarca oraya girerdi ve (Bir an ölüm hatırımdan çıksa, huzurum bozulur) derdi. Mustafa Necati Abi de, (Asansöre her girişte kabri hatırlarım) diyor.
Ölüm nedir? Ölmek mümin için bir nimettir. Peygamber efendimiz, (Ölüm mümin için bir hediye ve bir kefarettir.) buyurmuştur. O halde, ölmekten korkmamalıdır. Çünkü ölmek yok olmak değildir, ruhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, bedenden ayrılmasıdır. Ölüm, bir evden bir eve göçtür. Mümin, ölümü kötü görmez. Cenneti seven ve ona hazırlanan ölümü sever. Çünkü ölüm olmazsa Cennete girilmez. Allahı seven, ölümden korkmaz. Seven, daima ölüme hazır bekler. Çünkü ölümle, âşık maşuka, garip asıl vatanına kavuşmuş olur.
Ölüm böyle olunca ölmeyi istemek gerekir mi? Peygamber efendimiz, (Ölümü istemeyin! Çünkü bir kişi iyi ise, yaşadığı sürece iyiliği artar. Kötü ise, doğru yola gelebilir.) ve (Sıkıntılardan dolayı ölümü istemeyin! Dayanamayan, "Ya Rabbi, hakkımda yaşamak hayırlı ise, yaşamayı, ölmek hayırlı ise, ölümü nasib et!" desin!) buyurmuştur. Daha çok sevap kazanayım düşüncesiyle, ölümün hemen gelmesini istememek Allah sevgisine zıt değildir. Hz. Ka''b, (Ölümü bilene sıkıntılar kolay gelir.) buyurdu.
Gerçek hayat Dünya hayatı rüya gibidir. Ölüm uyandırıp rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Hadis-i şerifte, (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. Ölmeden önce uyanmak gerekir. Peygamber efendimiz, (Şu kişiye şaşılır ki, o dünyanın peşinde, ölüm de onun peşindedir.) buyurdu. O halde, (Nasihat olarak ölüm yeter.) hadis-i şerifini düşünerek ölenlerden ibret almaya çalışmalıdır. Zevk ve sefa sürmek için çok yaşamayı istemenin sebepleri, dünya zevklerine düşkün olmak, ölümü unutmak, sıhhatine ve gençliğine aldanmaktır. Böyle kimsenin kalbi katı olur, ibâdetleri vaktinde yapmaz, tövbeyi geciktirir, nasihat tesir etmez, ölümü unutur, hatırına bile gelmez. Hep dünya malına ve makamına kavuşmak için ömrünü harcar. Ahireti unutur, dünyanın faydasız zevk ve sefasını düşünür. Bunlardan kurtulmak için ölümün her an gelebileceğini düşünmeli, sıhhatin, gençliğin ölüme mani olmadığını unutmamalı! Birçok hastanın iyileşip yaşadığı, sağlam birçok kişinin öldüğü çok görülmektedir.

