Kaydet
a- | +A
Son peygamber Peygamber efendimiz, ahir zaman peygamberi olduğuna ve ondan sonra peygamber gelmeyeceğine göre, peygamberlik iddiasında bulunmak, ilim ve akıl dışıdır. Peygamberlik iddiasında bulunanlar deli değilse, mutlaka batıl sistemlerin ajanıdır. Kur''an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Muhammed [aleyhisselam] Allahın resulü ve Hatem-ün-nebîyyîn, yani nebîlerin sonuncusudur.) [Ahzâb 40], Eğer, (Hatem-ün-nebîyyîn) değil de, (Hatem-ür-rüsul) denseydi, kötü maksatlılar, (Resul gelmez, ama nebî gelir) derlerdi. Bunun için, (Hatem-ün-nebîyyîn) denmiştir. Artık bir zındık, (Nebî gelmez, ama resul gelir) dese de, bir kıymeti yoktur. Çünkü, resullük makamında nebîlik makamı da vardır. Yani her resul nebîdir; fakat her nebî resul değildir. Yeni bir şeriat getiren peygambere (Resul) denir. Yeni din getirmeyip, insanları önceki dine davet eden peygamberlere (Nebî) denir. Emirleri tebliğ etmekte ve insanları, dine davette resul ile nebî arasında bir ayrılık yoktur. Resul ile nebî eş anlamlıdır. Bunun için, Peygamber efendimize, resul de, nebî de denmiştir. Mesela nebî geçen bir ayet-i kerime meali: (Allah ve melekleri, Nebî''ye çok salevat getirir. Ey müminler, siz de ona salevat getirin!) [Ahzâb 56] Nebî de, resul de gelmez Demek ki, resul olan bir peygamber, aynı zamanda nebîdir. (Nebî gelmez) demek, resul de gelmez demektir. Peygamber efendimiz de, kendisinin, [Buhari''de] Hatem-ün-nebîyyîn veya Hatem-ül-enbiyâ olduğunu bildirmiştir. Allahü teâlâ, Resulüne, [Nahl 44''de] (Kur''an-ı kerimi, insanlara açıkla) buyurmaktadır. Resulullah da açıklıyor. Bu açıklamalarından bazıları şöyledir: (Nebîlik ve resullük sona ermiştir. Benden sonra nebî de, resul de yoktur.) [Tirmizî] (Resullerin ilki Âdem ve sonuncusu Muhammed [aleyhisselam]dir.) [Hâkim] (Övünmek için söylemiyorum, ben nebîlerin efendisi ve sonuncusuyum.) [Darimî] (Ya Ali, Musa''nın yanında Harun nasıl idi ise, sen de, benim yanımda öylesin. Yalnız, şu fark var ki, benden sonra peygamber gelmeyecektir.) [Taberânî] (Bana has 5 isim vardır: Muhammed [Yerde gökte çok övülen], Ahmed [En çok övülmüş], Mâhî [küfrü silen], Hâşir [önce haşrolan] ve Akîb [Hatem-ül-enbiya]) [Buhârî] (Benim durumum, diğer peygamberlere göre şu misale benzer. Güzel bir ev yapılmıştır; fakat bir kerpici noksandır. Ziyarete gelenler, evi beğenir. Yalnız, "Şu boşluğa da bir kerpiç konsaydı" derler. İşte ben o kerpicim. Peygamberlerin sonuncusu, tamamlayıcısıyım.) [Müslim] Bir hadis-i şerifte ise, ahirette kendilerinden şefaat istenen bütün peygamberler, insanları Muhammed aleyhisselama gönderecekler. İnsanlar da, Peygamber efendimize, (Sen Allahın resulü ve hatem-ül-enbiya''sın, bize şefaat eyle) diyeceklerdir. (Buhârî) Her milletin peygamberi Mevâhib''de buyuruldu ki: Resulullahın getirdiği din, diğer peygamberlerin şeriatini nesh etmiş ve kıyamete kadar devam edecektir. Bu bakımdan, Resulullahın ümmeti, diğer ümmetlerden çok olacaktır. Peygamber efendimize ait haslet çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Kıyamette tebaası en çok olan peygamber ben olurum.) [Buhârî] (Nebîler benimle tamamlandı.) [Müslim] (Her nebî, kendi kavmine gönderildi, ben ise, her millete gönderildim.) [Buhârî] Hz. Âdem, vefat edeceği zaman, oğlu Hz. Şit''e, (Yavrum, alnında parlayan bu nur, son peygamber olan Muhammed aleyhisselamın nurudur. Bu nuru, mümin, temiz ve afîf hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyet et) buyurdu. (Mevâhib) Kur''an-ı kerimde, son nebî Muhammed aleyhisselamın gelmesi ile İslâm binasının tamamlandığı bildirilerek buyuruluyor ki: (Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmı beğendim.) [Maide 3]
ÖNE ÇIKANLAR