Söz gümüşse sükut altındır. Söz insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vekardır. Az konuşan kınanmaz, üstelik itibarı çok olur. Dilini tutan bütün kötülüklerden kurtulur. Şaka, alay ve boş konuşmak belâya yol açar. Çok konuşmak dostluğu bozar, lüzumsuz konuşmak ayıpları açar, acı söyleyenden dostlar kaçar. Eğer kalbde darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir! Hikmeti konuşmakta değil, susmakta aramalıdır! Susmak aklın süsü ve cehaletin örtüsü. Tatlı dilli ve cömert elli olmalıdır! Dil yarası ok yarasından acıdır. Akıllı, bildiğini söylemez, deli söylediğini bilmez. Bilmem demek ilmin yarısıdır. Kime sır söylersen onun kulu olursun. Açıklanan sır yayılır muhakkak, Sır saklayamayana denir ahmak. Sükut; yorulmadan yapılan ibâdet, masrafsız takılan bir ziynet, hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlet, duvara ihtiyaç duyulmadan yapılan kale, çalışmadan kazanılan zenginlik ve ayıpların kapatılmasıdır. Üç hükümdardan biri, (Bütün pişmanlıklarım söylediğim sözlerden oldu. Söylemediğimden hiç pişman olmadım.) der. İkincisi de, (Söylemediğim sözlerin sahibiyim. Fakat söylediğim sözlerin esiriyim.) der. Üçüncüsü de, (Söz söylemeye gücüm yetti, fakat söylediğim sözleri geri almaya gücüm yetmedi.) der. Sükut, âlimin ziyneti, cahilin aybına perdedir. Sözü çok olanın, sürçmesi çok olur. Çok konuşanın kalbi kararır. Kalbi kararan ise çok hata işler. Diline sahip olmayan pişman olur. Dilini koruyamayan, dinini koruyamaz. Sükut etmekle şeytan mağlup olur. İbadet on kısımdır, dokuzu susmak, biri de kötü arkadaştan uzak durmaktır. Peygamber efendimiz, (Az konuşmak imandan, çok söz nifaktandır.) buyurmaktadır. Dil, büyük nimettir. İyi ve kötü işteki rolü, iyiliği de kötülüğü de büyüktür. Cennete de, cehenneme de götürür. Cirmi küçük, cürmü büyüktür. İman ve küfür dildeki ifadeden anlaşılır. Dil, ya hak konuşur, ya bâtıl. Diğer uzuvların sahası dardır. Kulak sadece işitir, göz sadece görür. Dilin sahası geniştir. Hayır ve şer için geniş alana sahiptir. Atalarımız, sana senden olur, her ne olursa, başın selamet bulur, dilin durursa ve göz iki, kulak iki, ağız tek, çok görüp, çok dinleyip, az söylemek gerek, demiştir. Yunus Emre de diyor ki: Sözünü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz. Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz. Söz ola kese savaşı, söz ola kestire
başı, Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir
söz. Yunus imdi söz yatından, söyle sözü gayetinden, Çok sakın sultan katından, seni ırağ
ede bir söz... Bülbül şahine der ki: İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim. Sen kuşları avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun. Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem. Diken arasında muratsız ağlarım, yüreğimi dağlarım. Şahin şöyle cevap verir: Ben bin murat alırım ama birini söylemem. Sen bir murat almadan bin söylersin. Susan murat alır, öten muratsız kalır.

