Kaydet
a- | +A

Sünnet-i seniyyeye uymak farzdır. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir: (Resulün haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.)

(Yakında "Kur''andan başka uyulacak bir şey tanımam" diyenler çıkar.)

(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Şöyle ki, bir hadis söylenince, "Resulullah böyle şey söylemez. Hadisi bırak, Kur''andan söyle" derler.)

(Allahın kitabına, peygamberin sünnetine sarılan sapıtmaz.)

(Sünnetimden yüz çeviren kimse, benden değildir.)

(İhtilaflar çıkınca, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine uyun!)

Kur''an-ı kerimde, (İndirdiğimi [Kur''an-ı kerimi] insanlara beyan edesin!) buyuruluyor. (Nahl 44) Beyan etmek, ayetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Âlimler de, ayetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklıyabilselerdi, Allahü teâlâ peygamberine, sadece (Sana vahyolunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca beyan etmesini emretmezdi.

Hadis-i şerifler olmasaydı Peygamber efendimize uymanın önemi anlaşılınca, Kur''an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. Sünnet, yani hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekât hesabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiçbir kimse, bunları Kur''an-ı kerimden çıkaramazdı. Bunları peygamber efendimiz açıklamıştır. Sünneti müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır.

(Bize yalnız Kur''andan söyle) diyen birine, İmran bin Husayn hazretleri, (Kur''an-ı kerimde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin) dedi. Hz. Ömer''e, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kur''an-ı kerimde bulamadık, dediklerinde, (Allahü teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Kur''an-ı kerimde bulamadığımızı, Resulullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde, dört rekat farzları iki rekat kılardı. Biz de, öyle yaparız) buyurdu. Sünneti kabul etmemek, Kur''an-ı kerimi inkâr etmek olur. Sünnete uymak, Kur''an-ı kerime uymaktan ayrı değildir. Peygamber efendimiz, Allahü teâlânın emirlerinden başka bir şey bildirmemiştir. Şu hâlde Kur''an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır.

Kur''an-ı kerimdeki hükümleri doğru olarak Resulullah efendimiz açıklamıştır. Resulullaha uymak farzdır.

Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Peygamber efendimiz de, Kur''ana tâbi olmak isteyenin, bir âlime tâbi olmasını emrediyor. Âlim, hakkı bâtıldan ayıran ve bildikleri ile amel eden zattır. Hakiki âlimlerin sözleri senettir. Bunlar peygamberlerin vârisleri, vekilleridir. Bunlara uyanlar kurtulur. Kur''an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Bu misalleri ancak âlim olan kimseler anlar.) [Ankebut 43] (Eğer bilmiyorsanız âlimlerden suâl ediniz!) [Nahl 43]

(Hiç bilen kimselerle bilmeyenler bir olur mu?) [Zümer 9]

(Allahtan en çok korkan ancak âlimlerdir.) [Fatır 28] (Eğer bunun hükmünü peygambere ve ülül-emre [âlimlere] sorsalardı, öğrenirlerdi.) [Nisa 83]

Allahın ipine sarılmak Peygamber efendimiz, (Ülül-emr, fıkıh âlimleridir) buyurdu. Ahmed Tahtavî hazretleri, (Kur''an-ı kerimdeki, "Allahın ipine sarılın" emri, "Fıkıh âlimlerinin bildirdiklerine uyun!" demektir) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki: (Âlimlere tâbi olun! Onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.)

(Âlimler olmasaydı, insanlar helak olurdu.)

(Bilmediklerinizi salih [âlim]lerden sorup öğrenin!)

(Âlimin, insanlara üstünlüğü, peygamberin ümmetine üstünlüğü gibidir.)

(Âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi ağır gelir.) (Âlim, Allahü teâlânın güvendiği kimsedir.)

(Âlimler, benim ve diğer peygamberlerin vârisleridir.)

(Âlimler [ebedî saadet yolunu gösteren] birer kılavuzdur, rehberdir.)

ÖNE ÇIKANLAR