Kaydet
a- | +A

Günah işleyince, hemen [kalb ile] tövbe ve [dil ile] istigfar etmelidir! Kalbe gelen her sıkıntı ve karartı; tövbe, istigfar ve pişmanlık ile ve Allahü teâlâya sığınarak kolayca giderilebilir. Fakat, bu alçak dünya için gelen karartı, leke, kalbi büsbütün karartır. Bunu temizlemek çok güç olur. Günah işleyen biri, pişman olur, abdest alıp namaz kılar ve günahı için istigfar ederse, Allahü teâlâ, o günahı elbette affeder. Çünkü, Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Bir kimse, günah işler veya kendine zulmeder, sonra pişman olup, Allahü teâlâya istigfar ederse, Allahü teâlâyı çok merhametli ve af ve magfiret edici bulur.) [Nisa 109] Dertlerin, belâların gitmesi için, istigfar okumak çok faydalıdır. Hadis-i şerifte, (İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır) buyuruldu. İstigfar, insanı her murada, afiyete kavuşturur. Şifa için; tövbe etmeli, istigfarı çok okumalı. Bütün dertlere, sıkıntılara karşı faydalıdır. Allahü teâlâ, (İstigfar okuyun! İmdadınıza yetişirim) buyurdu. (Hud 52)

İstigfar nedir? İstigfar, günahın affını istemek, Estagfirullah demektir. Estagfirullah, günahlarımı affet Allahım, demektir. İstigfar etmek, günahların affına sebep olan iyilikleri yapmaktır. Mesela Kur''an-ı kerim okumak, sadaka vermek ve diğer hayır hasenatta bulunmaktır. Tövbe, haram işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Tövbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.)

(Sükutu tefekkür, bakışı ibret olup çok istigfar eden kurtuldu.) (Rızka kavuşan çok hamd etsin! Rızkı azalan istigfar etsin!) (Günahınız çok olup göklere ulaşsa, tövbe edince, Allahü teâlâ tövbenizi kabul eder.) (Günah kalbde bir iz bırakır, tövbe ve istigfar edilince, o leke kaybolur, kalb cilalanır.)

(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!)

Günahtan hemen sonra tövbe etmek farzdır. Tövbeyi geciktirmek de büyük günahtır. Bunun için de, ayrıca tövbe etmek gerekir.

Hz. Huzeyfe, çoluk çocuğunu idarede çok üzülürdü. Halini arz edince, Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Ey Huzeyfe, neden istigfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istigfar ederim.)

Hasan-ı Basri hazretlerine birisi kıtlıktan şikayet etti. Başka birisi fakirlikten, diğer birisi de çocuğunun olmadığından şikayette bulundu. Hepsine de istigfar etmesini tavsiye etti. Daha başka insanlar da çeşitli konularda suâl ettiler. Onlara da istigfar etmelerini tavsiye etti. Sebebini sorduklarında, Nuh suresi 10, 11 ve 12. ayet-i kerimelerini okudu. Nasr suresinde Allahü teâlânın tövbeleri kabul edeceği bildirilmektedir. Şartlarına uygun yapılan tövbeyi muhakkak kabul eder. Sıkıntıdan

kurtulmak için Belâlardan, sıkıntılardan kurtulmak için, istigfar okumak çok faydalıdır. Her zaman yüz defa (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemelidir! Manası, (Kendisinden başka ilah bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allaha istigfar eder ve günahlarıma pişman olup Ona sığınırım) demektir. [Azim, zatı ve sıfatları kemalde, yani büyüklükte benzeri olmayan demektir. Kebir, zatı kemalde, yani misli ve benzeri olmayan, her hususta büyük olan demektir. Celil, sıfatları kemalde demektir. Hay, ezelî ve ebedi bir hayatla diri olan, Kayyum, zatı ile kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.] Namazdan sonra, sanki günah işlemiş gibi niçin istigfar okunuyor diyenler oluyor. İnsan bütün taatlerini, ibâdetlerini kusurlu bilmeli, hakkıyla yapamadığını düşünmelidir! Çünkü, Allahü teâlâ, sabredenleri, sadıkları, namaz kılanları, zekât verenleri ve seher vakitlerinde istigfar edenleri medh buyurdu. (Al-i İmran 17) Hepsinden sonra, istigfar edenleri bildirmesi, insanın her ibâdetini kusurlu görüp, daima istigfar etmesi içindir. İbadet yapanların kendilerini beğenmeleri, fâsıkların günahlarından daha kötü ve daha zararlıdır.

ÖNE ÇIKANLAR