Yetime iyilik etmek çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yetimi güzel terbiye ederek büyütenle, Kıyamette beraber oluruz.)
(Kendisini kurtarana kadar yetime bakana, Cennet vacip olur.)
(Yetimlerin, fakirlerin geçimini üstüne alan, Allah yolundaki bir mücahid gibi veya gündüz saim [oruçlu] gece kaim [ibadet eden] sevabına kavuşur.)
(Allahü teâlâ, yetim bulundurulan evi ve ona iyilik yapanları sever.)
(Cennette "Dar-ül-ferah" denilen köşke, ancak, müminlerin yetimlerini sevindiren girer.)
(Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.)
(Sabredip, sevabını umarak yetime bakanla, Cennette beraber oluruz.)
(Cennetin kapısını ilk önce ben açacağım. Bu sırada, bir kadın, benden önce davranacak, buna kim olduğunu soracağım, o da, "Yetim kalan çocuklarıma bakan biriyim" diyecektir.)
(Evlerin en iyisi, yetime iyilik edilen, en kötüsü de yetime kötülük edilen evdir.)
(Sırf Allah rızası için yetimin başını okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.)
Yetimin başını şefkatle okşayana, hac sevabı verilir. Birinin hakkını yemek çok günahtır. Bu kişi yetim olursa elbette daha fazla günah olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Büyük günahlardan biri yetim malı yemektir.) (Yetim malı yiyen, [tövbe etmedikçe] Cennete giremez.)
(Yetimi ağlatmaktan sakının!)
(Şu iki zaif hakkında Allahtan korkun! Dul kadın ve yetim çocuk.)
(Yetim talebesine gücünün yetmediği işleri teklif eden hocaya elim bir azab vardır.) (Çocuklarını eşit tutmayan ve yetim hakkından korkmayan kimse, Allahtan uzaktır.)
(Kıyamette bir topluluk ağızlarından alevler çıkar vaziyette kabirlerinden kalkarlar. Allahü teâlâ, [Nisa suresinin onuncu ayetinde mealen] "Haksız yere yetim malı yiyenler, karınlarına ancak ateş sokmuş olurlar. Bunlar, alevli, çılgın bir ateşe [Cehenneme] sokulacaktır" buyuruyor.)
Kur''an-ı kerimde, yetimlere iyilik edilmesi ve infakta bulunulması emrediliyor. (Bekara 83, 215)
Yetimi sitemle defedip hakkını gasbedene şiddetli azab vardır. (Maun 2) Kötü âlimler
Dini, siyasete, ticarete veya herhangi bir menfaate alet etmek caiz değildir, büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Yazıklar olsun kötü âlimlere ki, ilmi ticarete alet eder, devlet adamlarına yaklaşıp menfaat temin etmeye çalışırlar. Bunların yaptıkları ticaret, kesada [darlığa, kıtlığa] uğrasın!)
(Öyle bir zaman gelir ki, âlimler fitne unsuru olur, camiler ve hafızlar çoğalır ama [hakiki] âlim hiç bulunmaz.)
(Din bilgilerini dünya menfaati için öğrenenlere, ilmini paraya değişenlere kıyamette ateşten gömlek giydirilir.)
(Cehennem zebanileri, günah işleyen hafızlara, puta tapanlardan daha önce azab yapar. Çünkü bilerek yapılan günah, bilmeyerek yapılandan daha kötüdür.)
(İnsanların en kötüsü, kötü âlimlerdir.)
(İlim, Allah rızası için değil, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibâdetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur edecektir.)
Kur''an-ı kerimde, Allahü teâlâ, kötü âlimleri kitap yüklü merkebe benzetmiştir. (Cuma 5)

