Kaydet
a- | +A

"Hadîs-i şerîfte, (İlim üstâddan öğrenilir.) buyuruldu. Kur''ân-ı kerîmde ise, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!) buyuruldu. Öğretmenin ehemmiyetinin büyüklüğü buradan da anlaşılmaktadır. Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için de sebeplere yapışmak, bir âlimin gösterdiği yolda gitmek lâzımdır."

Dînimizde ilmin önemi ve öğretmenin hakkı çok büyüktür. Yaratılış gâyesine uygun yaşamak, dînimizin emrettiği faydalı işleri yapmak, zararlı şeylerden kaçmak için ilim sâhibi olmak lâzımdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslümana farzdır.)

(Hikmet, [fen ve san''at] müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!) (Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz çalışınız!) Kur''ân-ı kerîmde buyuruldu ki: (Allah îmân edenleri yüceltir; bunlardan kendilerine ilim verilmiş olanları ise, kat kat derecelerle yükseltir.)

PEYGAMBERLERİN VARİSLERİ... (De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.) (Kulları arasında Allahü teâlâdan en çok korkan âlimlerdir.) Hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki: (Âlimler Peygamberlerin vârisleridir.) (Yer ve gök ehli, âlim için Allah''tan mağfiret diler.) (Bir âlimin ölmesi, bir şehir halkının ölümünden daha büyük ziyândır.) (Dinde âlim olanı, Allah korur ve ummadığı yerden rızkını verir.) (Âlimin, çok ibâdet edene üstünlüğü, ondördüncü gecede, ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir.) (Bir âlim, bir şehirden gelip geçse, âlimin o yere ayak basmasının hürmetine, oradaki kabristandan kırk gün azâb kaldırılır.) Lokman aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki: (Âlimlerle otur, hikmet sâhiplerinin sözlerini dinle! Muhakkak ki, Allahü teâlâ bahar yağmuru ile toprağa hayat verdiği gibi, ölü kalbleri hikmet nurları ile diriltir.) İlim, Cennete giden bir yol, gurbette arkadaş, yalnızlıkta sırdaştır. İlim, iki cihânda kurtuluş, düşmana karşı siperdir. İnsan için hayâ, gözler için ziyâdır. İlim öğrenmek ve öğretmek çok mühimdir. Kur''ân-ı kerîmde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ ilim verdiği âlimlerden de Peygamberlerden aldığı misâk gibi, ilimlerini saklamayıp insanlara açıklamaları için, söz almıştır.) Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyâcı vardır. Çünkü hadîs-i şerîfte, (İlim üstâddan öğrenilir.) buyuruldu. Kur''ân-ı kerîmde ise, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!) buyuruldu. Öğretmenin ehemmiyetinin büyüklüğü buradan da anlaşılmaktadır. Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için de sebeplere yapışmak, bir âlimin gösterdiği yolda gitmek lâzımdır. Nitekim, Kur''ân-ı kerîmde (Ey îmân edenler, Allah''tan sakının ve O''nun rızâsına kavuşmak için, vesîle, vâsıta arayınız!) buyuruluyor. Bu âyet-i kerîmeden de bir öğreticiye ihtiyâç olduğu anlaşılmaktadır. Bir kimsenin rehberi olmazsa, şeytan ona rehber olur. Şeytan rehber olunca da, kendisine tâbi olanı uçurumdan uçuruma atar. Muhafız ve rehbersiz çöl yollarına çıkan kimse, kendini tehlikeye atmış olur. Onun sonu, sâhipsiz yetişen bir ağacın hâline benzer. Ağaç, bakıp sulayan olmazsa, çabucak kurumaya mahkûmdur. Hattâ bu ağaç, imkân bulup büyüse de, aşılanmamış olduğu için iyi meyve vermez. Bundan dolayı talebenin dayanağı da öğretmenidir. Irmak kenarında yürüyen bir âmânın, rehberine tutunduğu gibi, talebe de öğretmenine sarılmalı ve her hâliyle onun sözünü dinlemelidir.

ANA-BABA HAKKINDAN ÜSTÜNDÜR... İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: (İki şey sizde varsa hiç üzülmeyiniz! Biri, bu parlak dînin sâhibine uymak, ikincisi, ilim öğrendiğiniz zâtın büyüklüğüne inanmak ve onu sevmek. Allahü teâlâya sığınınız ve O''na yalvarınız ki, bu iki nimette gevşeklik olmasın. Bu ikisi, olunca, başka şeylerin düzelmesi kolaydır. Öğreten zâta uymak, insanı çok şeylere kavuşturur. Onun yolundan sapmak çok tehlikelidir.) Ana-baba, çocuğunu dünya ateşinden koruduğu gibi, Peygamber efendimiz de ümmetini âhıret ateşinden korur. Âhıret ateşinden korumak ise daha mühimdir. Bu sebeptendir ki, öğretmen hakkı, ana-baba hakkından üstündür. Ana-baba geçici olan şu hayatın varlığına, öğretmen ise, ebedî saâdetin teminine vesîledir. Âhırette ebedî hayatı kazandıracak olan ancak öğretmendir. Öğretmen demek âhıret ilimlerini ve dünya ilimlerini öğreten kimse demektir. Öğretmenin hakkı çoktur. Öğretmenini görünce hürmet etmeli, önünden yürümemelidir. Ondan önce söze başlamamalı, yanında sesini yükseltmemeli ve çok konuşmamalıdır. Üzüntülü zamanında suâl sorup, sıkıntı vermemelidir. İzin istemeden birşey konuşmamalıdır Hastalanınca evine gidip hâl ve hâtırını sormalı, ziyâret etmeyi terk etmemelidir. Rızâsını almaya uğraşıp, duâsını istemelidir. Hizmetini severek yapmalıdır. Talebenin nesebi, malı, makâmı, şöhreti öğretmeninkinden çok olsa da, yine ona karşı tevâzu, göstermelidir. Kısaca her yerde rızâsını gözetmelidir. Kendisini azarlarsa nasîhat bilmeli, incinmemelidir. Yakınlarına ve akrabâsına da hürmet etmelidir. Bir yerde öğretmenini kötüleyen olursa, mümkün ise onları susturmalıdır. Mümkün olmazsa oradan kalkıp gitmelidir.

Talebe ilmi ile kibirlenmemeli, bilgiçlik taslamamalıdır. Her zaman öğretmenini sevmeli, onun öğütlerini, bir hastanın salâhiyetli tabibi dinlemesi gibi, dinlemeli ve kabul etmelidir. Dâima öğretmenine karşı mütevâzı olmalı, ona hizmeti bir şeref bilmelidir. Hazret-i Şa''bî anlatır:

BANA BİR HARF ÖĞRETENİN KÖLESİYİM "Bir gün binmesi için, Zeyd bin Sâbit''e katırını yaklaştırdım. O sırada Abdullah bin Abbâs gelerek Üzengiyi tutmak istedi. Bunu gören Zeyd, (Ey Resûlullahın amcazâdesi, Üzengiyi bırak!) dedi. İbni Abbâs, (Biz âlimlere bu şekilde muamele ile emrolunduk) dedi. Bunun üzerine Zeyd, İbni Abbâs''ın elini öpüp (Biz de, Resûlullahın ehl-i beytine hürmet etmekle emrolunduk) diye mukabelede bulundu." Hazret-i Ali''nin "Bana ilimden bir harf öğretenin kölesiyim" buyurması, öğretmene hürmetin ehemmiyetini göstermektedir. Bir harften maksat, ilimden bir meseledir. İmâm-ı Şâfiî hazretleri, bir çobanı görünce ayağa kalkmış. Yanındakiler, (Bu çobana hürmetinizin sebebi nedir?) diye suâl etmişler. O da, (Bu zât bana kitaplarda bulamadığım ilimden bir mes''eleyi öğrettiği için, yâni benim hocam olduğu için hürmet ediyorum) buyurmuştur. Hakîkatı bulmamıza sebep olanlara, bize çok lüzûmlu ilimleri öğretenlere gösterilecek hürmetin ehemmiyetini idrak etmek lâzımdır. İmâm-ı a''zâm Ebû Hanîfe hazretleri, hocasının evi tarafına ayağını uzatmazdı. Halbuki, aralarında yedi sokak uzaklık vardı. Âlimler buyuruyor ki: (İlim talebesi, ilme ve ilim öğreten öğretmenine hürmet etmedikçe, öğrendiği ilmin faydasını göremez.