Hurufi, bu çıkış ve karşısında şoke olmuştu: “Bu Türkleri anlamak hakikaten imkânsızmış. Tanımak ise mümkün değil!”
Yükleri, silahlı muhafızları ve diğer zevatıyla uzaktan görenler, büyük bir kervanın intikaline benzetiyordu.
Hurufi, Erkara’yı yanı başında görünce;
- Osmanlı’dan yâr olmayacağını biliyordum Erkara.
- !!!
- Tecrübelerimde beni yanıltmadın. Helâl olsun sana!
Dedi. Sonra da tahrik etmek için durmadan laf attı, durdu edepsizce, şeytanca.
- Erkara Beymiş! Vezir olacakmış! Kaça satıldın söyle it!
- !!!
Erkara, kıvrandı durdu. Gidip gırtlağını sıkmak istedi. “Yüzdük kuyruğuna getirdik, biraz daha sabır Erkara” dedi kendi kendine. Başını salladı öfkeyle.
- Cevap versene sahte vezir! Kripto’dan daha fazlasını mı verdiler?
- !!!
- Ha ha!
- !!!
- Çektiğin haşhaşlar, Rum yosmalarından bıktın mı yoksa? Hah ha!
- !!!
- Dönek budala!
- !!!
- En sonunda sattın bizi değil mi? Fiyatımız ne kadar?
- !!!
Erkara, laflarını duymamak için kulaklarını tıkadı. Hatalarını bir şamar gibi yüzüne karşı haykırmasından dolayı da ayrıca büyük azap duyuyordu. Nefsinin zoruna giden bu acımasız kelimeler, içini acıtsa da kendine az bile görüyordu. Dayanamadı:
- Söyle! Her şeyi say, dök ey ahmak adam! Anlat! Erkara’nın nasıl bir pislik olduğunu, herkes bilsin! Öğrensin. Yüzüme tükürsünler. Tekmelesin, tokatlasın, tozlu sokaklarda sürüm sürüm süründürsünler. Belki o zaman yaptıklarımın cezasını çekmiş, bir nebze vicdanen rahatlamış olurum!
Hurufi, beklemediği bu çıkış ve izahat karşısında şoke olmuştu. “Bu Türkleri anlamak hakikaten imkânsızmış. Tanımak ise mümkün değil!” dedi içinden.
Erkara’nın haykırışlarını duyan Doğan Bey, geri kaldı. Yanına yaklaştı. Onun duyacağı kadar, şefkatle;
- Can-ı gönülden tövbe eden anasından doğmuş gibi tertemiz olur. Bunu büyüklerimiz söylüyorlar. Ben değil. Burada bir zafer varsa asıl kahramanlardan biri sensin Erkara. Mühim olan sondur. Kendini boşu boşuna yorma ve üzme. Böyle düşünür, hep kendini suçlarsan bilmiş ol ki bizi de çok yaralamış olursun.
Tevbe, kesin söz verip, hep pişmanlık duymaktır,
Günahlardan sakınıp, Hak emrine uymaktır.
Erkara, bir şey demeden başını öne eğdi. Bu içi, dışı bir, tertemiz adam karşısında dik duramıyordu. Daha küçüldü, ufaldı, cüceleşti. Doğan Bey ise gözünde, gönlünde bir o kadar büyümüştü. Öyle iri, öyle kocamandı ki tepesi görünmeyen bir zirveydi âdeta. Kendi yerini, değersizliğini düşünerek iyice yıkıldı. İnsanlığından tiksindi, utandı. Yaptıklarından nefret etti bir daha iliklerine kadar. Doğan Bey’in dostça elini sıkmasından kendine güç geldi.
- Ne güzel insanmışsın be Doğan. Bunu geç de olsa anlamama seviniyorum mutlaka. Sen merak etme. Bütün kötüler ve kötülükler korksun bundan sonra. Erkara geliyor artık. Karşılarında hep beni bulacaklar. Son nefesime kadar da öyle olacağım. Bu mübarek cumâ günü söz veriyorum gerçek kahraman. Hakiki bey, samimi dost Doğan kardeşim benim.
- !!!
DEVAMI YARIN

