Osmanlı topraklarında olup devlete karşı aleyhte faaliyette bulunmayan Ermeniler, hiçbir hususta baskı söz konusu olmaksızın asırlarca huzur içinde yaşadılar. Bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin idâresi altında refah içinde yaşamaktadırlar. Aşağıda anlatacağımız hadise, Türkün, her millete olduğu gibi Ermenilerin inançlarına da her zaman hoşgörülü davrandığının bir göstergesidir...
Zengin Ermeni''nin cenazesi! Keçecizâde Fuad Paşa''nın Sadrâzamlığı zamanında İstanbul''un Ermeni zenginlerinden biri ölmüştü. Katolik Ermeniler, bu kişinin ölümünden az evvel Katolik mezhebine girdiğini söylüyorlardı. Gregoryanlar ise, onun kendi mezheplerindeyken öldüğünü iddiâ ediyorlardı. Ölünün çok zengin olması sebebiyle, her iki kilise, iddiâlarında ayak diretiyorlardı. Münâkaşa, ihtilaf ve gürültü çıkaran Katoliklerle Gregoryanlar, büyük kavgalara girmek üzereyken mesele hükümete aksettirildi. İki taraf da sadrâzamdan hakem olmasını ricâ ettiler. İnce zekâ, zarâfet ve hazırcevaplılığıyla şöhret bulan Sadrâzam Fuad Paşa, bu işi iki tarafı da incitmeden halletmek istiyordu... Önce Katolik Ermenileri dinledi ve meseleyi iki soruyla halletti... İlk önce Katoliklere dönerek:
Mesele tatlılıkla
halledildi... - Müteveffânın Katolik olarak öldüğüne emin misiniz? diye sorunca onlar, hemen cevap verdiler: - Tamamıyla eminiz! Sadrâzam ikinci soruya geçti:
- Demek ki mütevaffânın rûhuna siz sahip çıkıyorsunuz? - Evet! - O halde insaf edin, cesedi de Gregoryanların olsun! Ermeni cemaati de, bu "nükteli" cevabı duyar duymaz "resmi ağız"dan cenazeyi kimin defnetmesi gerektiği mesajını aldılar ve gereğini yerine getirdiler.

