MURAT ÖZTEKİN

Mazideki kötü günleri bir kenara bırakalım, hat sanatı son yıllarda yakın tarihte hiç olmadığı kadar revaçta. Talebeler çoğalıyor, sergiler artıyor dahası hat sanatı çağdaş eserlere ilham oluyor… Tasarımcı kimliğiyle de tanınan Sami Savatlı da hat sanatını modern dünyaya taşıyan isimlerden... Yağlı boya eserlerinde, başta hat olmak üzere İslam sanatlarından ilham alan Savatlı, yaptıklarının klasik ile modern arasında bir yerde kaldığını söylüyor. Geleneklerin olduğu gibi korunmasının lüzumunu dile getiren genç sanatçı, buna rağmen İslam sanatlarının bugünün kalıplarıyla da sunulmasını gerektiğini düşünüyor. İşte Savatlı ile yaptığımız sohbet…

¥ Eserlerinizde yoğun bir gelenek vurgusu görüyoruz. Kaynağında ne var bu alakanın?
Geleneğe vurgu yapıyorum çünkü küçüklüğümden beri geleneksel sanatların içerisindeyim. Ailemde klasik sanatlarla uğraşanlar vardı ve bu eserlere gözüm oldukça aşinaydı. Bu sanatlarda çok fazla kaide var ancak bir tarafta da uçşuz bucaksız bir özgürlük alanı mevcut. Mesela, İslam sanatları sonsuzluk mefhumunu, Batı sanatlarının hiç yapamayacağı şekilde ifade edebiliyor. Ben de resim yaparken hep bir sonsuzluk arayışı içerisindeyim.  

¥ Resimleriniz modern olanla geleneği yan yana getiriyor. Geleneksel sanatlara nasıl bakıyorsunuz?
Geleneksel sanatları ve bunu içerisindeki ritüelleri hep çok ilgi çekici bulmuşumdur. Benim gelenekten anladığım şey, asırlardır bize ulaşmış formlardan ziyade o formların derinlerindeki anlamlar. Bunları koruyarak bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Asıl yaptığım şey çağdaş sanat. Ama içerisinde geleneksel şeyler barındırdığı için insanlar tarafından çağdaş sanat olarak algılanmıyor. Galiba ikisinin arasında bir yerde duruyor.

YAPTIĞIM HAT DEĞİL
 ¥ Peki, geleneksel sanatlar bu çağda var olabilmek için modern bir kalıba muhtaç mı?
Hat gibi geleneksel sanatlar, kendi kuralları çerçevesinde kendi kurallarını koruyor. Ben de bu şekilde devam etmesi gerektiği düşüncesindeyim. Yalnız benim yaptığım hat değil. Seyirci kitlem de çağdaş sanata aşina olan isimler. Dolayısıyla çağdaş sanat içerisinde az da olsa bir gelenek vurgusu yapabiliyorsam bu benim için mutluluk verici. Ama iki sanat dalını birleştirmekten ziyade, iki sanat dalının seyircilerini bir araya getirmek istiyorum.

¥ Eskiden kullandığımız harfler sizin de eserlerinizin başköşesinde. Bu harfler ruh dünyanızda ne gibi çağrışımlar meydana getiriyor?
İşin açıkçası aslında ben bütün geleneksel sanatlardan ilham alıyorum. Buna minyatür ve tezhip de dâhil. Ancak hat, kendisini daha çok ön plana çıkaran bir sanat. İşlerime bakılınca görülen şey hat ama onun arka planında başka sanatlar da mevcut.

MÜREKKEP ALTINLA BULUŞTU
Savatlı’nın ‘’Sonsuz Kökler’’ sergisi 9 Haziran’a kadar Üsküdar’daki Nev Mekân Galeri’de görülebilecek. Sergide, altın ve mürekkep kullanılarak yapılan çalışmalar dâhil 60 eser yer alıyor.

HAT ARTIK HER KESİMİN EVİNDE
¥ Bugünün aksine çok uzak olmayan bir geçmişte, hat gibi sanatların belirli noktalarda görünememe sıkıntısı vardı. Bu değişim ne düşündürüyor size?

Klasik sanatların ve hat sanatının hiçbir zaman değerinden bir şeyler kaybettiğini düşünmüyorum. Hat sanatı bugün de çağdaş kalıba oturduğu için değer görmüyor. Çok kıymetli klasik sanatçılar var zira... Ben de eserlerimle çok farklı kesimlerden, çok farklı insanların evlerine girebiliyorum. Özellikle son yıllarda hat sanatı genele yayıldı.

¥ Aslında tasarımcısınız. Tasarım ise resim sanatını ayrı yerlere koyuyor musunuz?
Aslında benzer kaynaklardan besleniyorum. Tasarım daha ticari bir şey ve farklı formları var. Bu yüzden sanat benim için  serbest bir saha. Kendimi daha rahat hissediyorum.

KLASİK SANATI YÜZDE 100 KORUMALIYIZ
¥ Klasik sanatlardaki modern-gelenek tartışmaları hep canlı. Siz nasıl reaksiyonlar alıyorsunuz?
Ben hat sanatında klasik usullerin yüzde 100 korunması taraftarıyım. Usta çırak usulü her zaman olmalı. Ama klasik sanatlara yeni yorumlar getiren kişilerin de olması bir zenginliktir diye düşünüyorum. Bu iki yoldan birini seçmek zorunda değiliz. Bana verilen reaksiyonlar da genelde pozitif. Ama eserlerimi koleksiyonlarına katan isimler daha ziyade Orta Doğu’dan. Türkiye’de istediğim anlaşılma seviyesinde değilim ama ilgi her geçen gün artıyor.