MURAT ÖZTEKİN

Çin’de yaşayan Müslüman toplulukları denilince akıllara sadece Uygur Türkleri gelse de ülkede pek bilinmeyen Müslüman bir azınlık daha var: Huiler... Altı asır evvel kendi dillerinde konuşmaları ve çocuklarına Müslüman isim koymaları yasaklanan Huiler, Çin kültürü altında kendi sanatları olan hat ve minyatürü icra etmeye çalışıyorlar. Huilerin minyatür sanatında en tanınmış ismi olan Ali Leigong ise bir müddettir sanatını Çin’le birlikte Türkiye’de icra ediyor. Leigong, minyatür sanatını Çin resim sanatı olan “Gongbi” ile birleştirerek nevi şahsına münhasır eserler ortaya koyuyor.
Ben de tarihî İpek Yolunu sanatla yeniden canlandıran Ali Leigong ile bir araya gelmek için Gümüşsuyu’ndaki dar sokaklardan geçerek atölyesine ulaşıyorum… Kapıda kendisi gibi sanatçı olan oğlu Said ile kedileri karşılıyor beni… Derken  Leigong çıkıp geliyor ve eski bir dost gibi anlatmaya başlıyor…

YASAKLAR ALTINDA SANAT
Ali Leigong “Huilerin asırlardır Çin medeniyetine büyük katkıları oldu. Ancak atalarımızın hayat tarzları da giderek Çinlileşmeye başladı. Bugün de Müslüman ismi koymamız mümkün değil” diyor. Buna rağmen Huilerin ticarette ilerleyerek, Çin’de mühim yerlere geldiklerini söyleyen sanatçı Leigong, “Eski Huilerden günümüze sanat eseri olarak çok fazla şey ulaşmadı. Ancak son yarım asırdır bir sanat birikimi oluşturmaya başladık. Şu an hat sanatı ve minyatürde ilerliyoruz” diyor.
Ali Leigong  minyatürü Çin resim sanatı olan Gongbi ile birleştirerek Hui sanatına katkıda bulunuyor. Çinli sanatçı, yeni tarzının ortaya çıkış hikâyesini şöyle anlatıyor: “Bu usul, İslam dünyasına yaptığım seyahatlerden sonra doğdu. İran minyatürünü tanıdıktan sonra perspektifim genişledi; İslam medeniyetine dair eserler vermeye başladım. 2000’lerde Türk minyatürünü tanımam işlerimi farklı bir noktaya taşıdı.”
“İslam minyatürünü, Çin teknikleriyle yapıyorum” diyen sanatçı “Konuları İslam tarihindeki hikâyelerden ve Müslümanların hayatlarından seçiyorum. Yaptığım iş, Allah tarafından bana verilen bir kabiliyettir” ifadelerini kullanıyor. İki sene evvel oğluyla birlikte Türkiye’ye yerleşen Ali Leigong, “Çin’de bir Cuma namazında Türklerle tanışmıştım. Ardından Türkiye’de peş peşe sanat faaliyetine davet edildim. Sonra oğlum Said’le birlikte Türkiye’ye yerleşmeye karar verdik. Oğlum burada master yapıyor ben de atölyemde sanat faaliyetlerime devam ediyorum. Avrupa’dan Orta Doğu’ya Japonya’dan ABD’ye dünyada görmediğim yer kalmadı. Ama İstanbul çok farklı. Sizin atalarınız Orta Asya’dan buraya kadar niçin geldilerse benim de geliş sebebim çok farklı değil” diyor.

ÇİN'DEN TOPKAPI'YA ÇİNİ...

Tarih boyunca Türkler ile Çinliler arasında sanat alışverişi olduğunu söyleyen sanatçı “Mesela Topkapı Sarayı’nda yer alan bazı çiniler muhtemelen Çin’de üretildi. Bunu desenlerden anlıyoruz. Orta Asya’dan bugüne Türkler ve Çinliler birbirinden etkilendiler” diyor.  

Türkiye ve Çin arasındaki sanat alışverişini güçlendirmek için çalıştıklarını kaydeden Leigong, “Şimdi oğlum Said de bir köprü misyonunu yürütüyor. Türk sanatçıları, Çin’e götürerek birlikte sergi açtılar. Said ayrıca Osmanlı resim sanatlarına dair bir eseri Çinceye tercüme ediyor. Çünkü Türk İslam sanatları Çin’de çok az biliniyor. İslam minyatürünü Çinlilerle tanıştırmak istiyoruz” ifadelerini kullanıyor.