MURAT ÖZTEKİN

Okuduğunuz kitabın üzerinde yazan ismin, eserin gerçek yazarı olduğundan hemen emin olmayın. Zira Türk edebiyatındaki “gölge” iyiden iyiye yükselmiş durumda. Artık ücreti karşılığında kişiler adına kitap yazan ve asla adları duyulmayan onlarca yazar var Türkiye’de... Onlara “gölge yazar” veya “hayalet yazar” deniliyor. Bazıları ise “yazar koçu” olarak anılıyor. Aslında eski bir meslek olan gölge yazarlık, Batı’da olduğu gibi Türkiye’de de oldukça yaygınlaştı. Hatta gölge yazarlar internet üzerinden ilan verilerek aranır duruma bile geldi. Üstelik yayıncılar arasındaki söylentilere göre kitapları çok satan meşhur bazı yazarlar da gölge yazara başvuruyor. Biz de ruh dünyalarını anlamak adına gölge yazarlara kulak veriyoruz…

S.Ç: Bizimkisi kiralık katillik gibi bir şey
Genellikle “otobiyografiler” yazdığını söyleyen gölge yazar S.Ç. bu işi yapma sebebini “Türkiye’de edebiyat denen şeyle geçinmek pek mümkün değil. Bu yüzden bazı yazarlar, ek iş diyebileceğimiz gölge yazarlık yapmaktalar. Başkalarının adını koyduğun sipariş bir iş bu; bir nevi kiralık katilisin sen yani...” sözleriyle anlatıyor.
Kaleme aldığı esere imza atmamanın kendisi için üzücü bir durum olduğunu söyleyen S.Ç. “Bir burukluk durumu oluyor mu? Tabii ki oluyor. Ben de yazdığım eserin üzerine imza atmak isterim elbette. Bu yüzden bazen dayanamayıp yakın arkadaşlarıma ‘Bu kitabı ben yazdım’ diye yaptığım işleri söylediğim oldu” ifadelerini kullanıyor.

KAAN GÖKTAŞ: Gölge yazarların eserleri fark edilmez
Gölge yazar Kaan Göktaş ise internet sitesi üzerinden kendisini bulan kişilerle gizlilik sözleşmesi imzalayarak çalıştığını ama her gelen kitap fikrini hayata geçirmediğini söylüyor. Yaptığı işi “yardım” olarak tanımlayan Göktaş “Yazma yeteneğine sahip olmayan kişilere yardımcı oluyorum. Ayrıca kitap yazmak için gereken vakit ve konsantrasyona sahip olamayanlar da benden yardım istiyor. Doğmasına yardım ettiğim kitabı sahiplenmiyorum elbette. Ben aracıyım” ifadelerini kullanıyor.  
Gölge yazarların kaleme aldığı eserlerin okuyucu tarafından fark edilemeyeceğini savunan Kaan Göktaş “Çünkü müşterimin yazı üslubunu, tarzını bire bir korurum. Bu, bana göre ayıp bir şey de değil” şeklinde konuşuyor.

Serra Erdoğan: Kitap yazarken başka biri oluyorum
Daha çok romanlar üzerinde çalıştığını söyleyen kadın gölge yazar Serra Erdoğan ise yaptığı işi biletçiliğe benzeterek şunları söylüyor: Gölge yazarları, arka planda kalan biri gibi değil de büyük bir yolculuğun başındaki gişe memuru gibi düşünmek daha doğru. Uzay istasyonuna uğramadan kendinizi Mars’ta buluyorsunuz, bundan daha güzel ne olabilir?
Bir kitabı yazarken farklı karaktere büründüğünü ifade eden Erdoğan “Kendim olmaktan çıkıp kitabını yazdığım insanın karakterine dönüşüyorum. Bazı hikâyelerde kendimi öyle içinde hissediyorum ki, gözyaşlarıma engel olamıyorum” diyor. Erdoğan, çalışmaları hakkında enteresan bilgiler de paylaşıyor: Ben 20 günlük süreçte kitaplarının bitme sözünü veriyorum onlara. Yirmi günde sizlerin okuduğu bir roman, ortaya çıkabiliyor böylece. Bunu da yapabilen benden başkası yok.

Tanınmış kalemler de gölge yazarla çalışıyor
İddialara göre kitapları “çok satanlar listesi”ne giren tanınmış yazarlar arasında gölge yazar kullananlar var. Serra Erdoğan “Kesin konuşmak elbette zor ama biliyoruz ki, bazı yazarlar gölge yazarlarla çalışıyor. Aslında bu, biraz da ihtiyaca bağlı oluşuyor. Gölge yazar, sadece işin üretiminde değil, bir yükün paylaşılmasında da önemli bir dişli” diyor. Kaan Göktaş ise “Çok satan kitaplar da dâhil olmak üzere gölge yazar kullanımı sanıldığından çok yaygın. Bayılarak okuduğunuz birçok kitabın arkasında aslında gölge yazarlar var’’ şeklinde konuşuyor. Aynı iddiayı tekrar eden S.Ç. ise şunları söylüyor: Şimdi meşhur olmuş öyle isimler var ki, ilk hatta ikinci kitaplarının bazı kısımları gölge yazarlar tarafından yazıldı.
 Gölge yazarlar kaleme aldıkları eser başına 20 ila 100 bin lira ücret alabiliyor.