Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bugün "Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleri ile Kapalı Maraş Açılımı" başlıklı toplantıya ev sahipliği yapıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 46 yıl sonra kapalı Maraş bölgesi açılımı hakkında NTV'de açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
''Tarihi bir gün olduğu kesin… Belki talihsizliğimiz hemen arkamızdaki manzaramız. Muhteşem bir Doğu Akdeniz manzarası, muhteşem bir coğrafyada olduğumuzu ama aynı zamanda da hemen 74 öncesinde çok ciddi bir ekonominin turizmin merkezi sadece Kıbrıs’ta da değil bölgede de turizmin, cazibenin merkezi olan bir yerdeyiz.

74 sonrası Türkiye’nin barış görüşmeleri çerçevesinde kapattığımız bir bölge. Geldik, gezdik, gördük. Yaklaşık yarım asra denk gelen bir süredir biz barış arayışı içerisindeyiz. Bu muhteşem diye ifade ettiğim manzara hayalet şehre dönüşmüş durumda. Bir tarafta o günleri hayal ediyorsunuz, bir de yarım asır kapattığınızda şehrin ekonomik olarak nasıl bir hayalet şehre dönüştüğü, neredeyse farelerin yaşadığı bir şehre dönüştüğünü görüyorsunuz. Bu insanın içini sızlatıyor.

Aslında iki toplum da, Rumlar da Kıbrıs Türkü dahil herkesin kaybettiği bir ortamdayız. Bugün niye buradayız biz? Bu kayıp bitsin artık. Tekrardan buranın bir cazibe merkezi, zevkle gülerek oluşabileceği harika bir ortam oluşsun. Tarihi bir gündeyiz, tarihi bir toplantı.

Niye yasak bölge ilan ettik? İnsanların kafasında şöyle bir algı oluşabiliyor. Sanki burası KKTC toprağı değil de başka bir BM veya başka bir kuruluş gibi onların gözetiminde olan bizim de “bir çözüm bulalım” diye bir algıya gidiyor. Halbuki buranın tarihine kısaca bakacak olursak Kıbrıs olayı; Kıbrıs dediğimiz şeyin kendisi aslında Kıbrıs’ta yaşanan Türk toplumuna zulmedilmesiyle başlayan bir süreç.

Rahmetli Rauf Denktaş’ın Fazıl Küçük’ün çok yoğun emekleri var.  Sonrasında yine görüşmeler, 68-72 görüşmelerine bakıyoruz. Ama hiçbir şekilde çözüm bulunamıyor. Her görüşme bir sonraki adıma götürüyor. Buradaki Kıbrıs Türk’ünün ekonomik hayatını, kültür hayatını yok eder boyutuna geliyor. Dayanılmaz noktaya geldiğinde de biz 74’de müdahale etmek zorunda kalıyoruz. Peki kaldık da ne oldu? Aslında Barış Harekatı dememizin nedeni bu, Türk toplumu gittiği yere barışı götürür. Bugün de aynı. Her iki toplumun zarar gördüğü noktada 74’den sonraya bakın iki tarafta da tek bir kan döküldüğünü göremezsiniz.

Ama Türkiye olarak, Kıbrıs Türk toplumuyla birlikte iki toplumun birlikte yaşayabileceği barışa giriyoruz. Maraş, KKTC’nin toprağı. Buraya herhangi bir yerden izin alarak gelmiş değiliz, pasaport göstererek gelmiş değiliz. Lefkoşe’deki durumumuz neyse Güzelyurt’ta neyse burada da oyuz.

“MEMNUNİYETLE KABUL ETTİK”

Yasak bölgeyi askeri yasak bölge olarak değiştiriyoruz. Çözüm bulunamadığı için federe devlet kuruluyor, 83’te KKTC kuruluyor ve biz Türkiye olarak bu devleti tanıyoruz. Çözüm aranır, iki toplumlu bir çözüm aranır. Barışa arzu ettiğimiz bir şeydir ama Allah’tan korkun. Yarım asır, dünyanın cazibe merkezi yerini hayalet şehre dönüştüremezsiniz.  Bu iyi niyet bir yere kadardır. Artık iyi niyetimizi biz buradaki Kıbrıs Türkünün aynı zamanda da bölgenin refah seviyesine artışına, ekonomik sosyal anlamda barış ikliminin artmasına vesile olacak şekilde kapalı Maraş’ın kapalısını kaldırmak lazım. Burada da böyle bir toplantı var, biz de memnuniyetle kabul ettik ve geldik.

“VAKIF MALLARI SATILAMAZ, DEVREDİLEMEZ”

Envanter çalışması bunun bir parçasıdır. Peki burada ne var? Dolaştık gördük, binalar var, bankalar var, iş yerlerini gördük, pazarı gördük, Telekom binasını gördük, hala analog olarak çalışıyor. Oteller, muhteşem oteller. Bugün bile, yarım asır sonrasında bile muhteşem oteller. Şimdi dolayısıyla burada ne var ne yok bir bakalım. Burasının bir başka özelliği Maraş bölgesi 1878’de İngilizlerin yönetimine geçtiğinde mülk olarak Osmanlı’ya ait olduğu dönemde hemen hemen tamamına yakını vakıf malı. Sonrasında İngiliz sömürge döneminde vakıf malları üzerinde aşama aşama önce kullanım hakkı, sonrasında binaların yapılması ve mülkiyete dönüştürülmesi gibi bir süreç yaşanıyor. Ama bu vakıf malı olması gerçeğini değişmiyor. Vakıf mallarının satılamayacağını, devredilemeyeceği evrensel bir hukuk kuralıdır. 8 bin 600’e yakın bina var. Fiziki durumu nedir? Altyapı durumu nedir? Mülkiyet durumu nedir? Envanter çalışması bunu netleştirecek bir çalışmadır.  Bizim arşivlerimizle ilgili çok ciddi çalışmalarımız var.

Bu bölgede önceden kim yaşıyorsa herkesin kazanacağı bir durum olacak. Tamamen insanların ailelerin refahını artıracak çözüm arayışı, son derece de basittir. Kendi KKTC toprağında olan bir yeri konuşuyoruz.

TAZMİNAT DAVASI AÇILABİLİR Mİ?

Burada bir taşınmaz mal komisyonu diye bir komisyon var. Mülkle ilgili herhangi bir iddiası olan birisi, satılması, takas yapılması veya herhangi bir sebebi varsa komisyona gelebilir. O komisyon zaten Avrupa’daki mahkemeler tarafından bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmiş bir yapıdır.

BARIŞ MÜZAKERELERİNE NASIL ETKİ EDER?

Görüşmeleri nasıl etkiler bunu görürüz. Ama bizim verdiğimiz mesaj şudur. Sabrın da arayışın da iyi niyetin de bir süresi vardır. Hiçbir şey sonsuz değildir. yani siz her türlü şımarıklığı yapacaksınız, AB çerçevesinde baktığınızda buradaki iki toplumun birisini AB’ye alacaksınız, diğerine sen kenarda bekle diyeceksin. Ve sonrasında da kapalı bir bölge olacak ‘bakarız, acele etmeyin’ Kusura bakmayın bizim acelemiz var. Buradaki Kıbrıs Türk’ünün acelesi var, bir yarım asır daha bekleyemeyiz.''