ZİYNETİ KOCABIYIK

Türkiye genelinde 3.500 hasta üzerinde yapılan bir çalışma, genel cerrahi, geriatri, nöroloji ve onkoloji kliniklerine başvuran beş hastadan birinde beslenme eksikliği olduğunu gösterdi. Toplumda özellikle kanser hastalarında yemek yememenin normal olarak kabul edildiğini söyleyen Klinik Enteral Parenteral Nütrisyon Derneği (KEPAN) Başkanı Prof. Dr. Osman Abbasoğlu “Kanser hastalarında yetersiz beslenme yaklaşık iki hastanın birinde görülüyor. Beslenme yetersizliği gösteren bu hastaların tedavi başarısı düşüyor ve tedavi sırasında ölüm oranları iyi beslenmiş hastalara göre yaklaşık iki kat artıyor” dedi.  

KANSERDE YÜZDE 44
KEPAN’ın tedavide beslenmeye dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde 21 şehir ve 50 merkezde Abbott’un desteği ile gerçekleştirdiği çalışma, genel cerrahi, geriatri, nöroloji, radyasyon onkolojisi ve medikal onkoloji polikliniklerlerine başvuran hastaların  beslenme durumunu ortaya koydu. Araştırmanın son bir sene içerisinde teşhis konmuş tüm branşlardaki hastalarda beslenme ihtiyacının ön planda olduğunu ortaya çıkardığını söyleyen Prof. Dr. Abbasoğlu “Türkiye’de ilk defa bu kadar geniş kapsamda yapılan araştırma, beslenme eksikliğinin ameliyat için cerrahi kliniklerine başvuran hastalarda yüzde 15 iken Alzheimer, Parkinson ya da felç gibi sebeplerle nöroloji kliniklerine başvuranlarda yüzde 6, radyasyon onkolojisi kliniklerinde yüzde 25 ve medikal onkoloji kliniklerinde yüzde 44 olarak tespit edildi. Yaşlı hastaların başvurduğu geriatri kliniklerinde ise bu oranın yüzde 18 olduğu görüldü” değerlendirmesini yaptı.

MAMA SON DÖNEM BESİNİ DEĞİL
Halk arasında mama olarak tarif edilen beslenme desteğinin hastanın hiçbir şey yiyemeyeceği son dönemlerde verilmesi gerektiği kanısının yaygın olduğuna işaret eden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden Medikal Onkolog Prof. Dr. Şuayib Yalçın “İster nöroloji hastası isterse kanser hastası olsun hastaların protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiyacı vardır. İyi beslenemeyen hastalara erken dönemde henüz hayattan kopmadan tıbbi beslenme tedavisi yapmak gerekir. Yeterli beslenemeyen hastalara öğün aralarında gerekli besin değerlerini içeren protein ağırlıklı sıvılar verilmelidir. Bu da yetmezse o zaman yapay beslenme dediğimiz burundan ya da mideden beslenme yapılır. Hastanın yeterli beslenmesi uygulanan tedavinin başarısını artırır” dedi.

YAŞLILAR ÖĞÜN ATLIYOR
Yetersiz beslenmenin yaşlılarda çok sık görülen önemli sağlık problemlerinden biri olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat Öztürk, üç yaşlıdan birinin öğün atlayarak günlük enerji ve besin ihtiyacını karşılayamadığını ifade etti. Yaşlıların üçte birinin yetersiz beslenme riski altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk “Özellikle çok sayıda hastalığı olan yaşlılarda, hastanede yatanlarda ve bakımevinde kalan yaşlılarda malnütrisyon oranı yüksektir.  Türkiye’de yapılan çalışmalar polikliniklerde görülen veya toplumda yaşayan yaşlıların yüzde 13-28’inin, hastaneye başvuran yaşlıların yüzde 25-45’inin, hastanede yatan yaşlıların yüzde 20-60’inin ve kurumlarda kalan yaşlıların yüzde 30-70’inin malnütrisyon riskinde olduğunu göstermektedir. Malnutrisyon yaşlıların ölüm oranlarını artırır” dedi. Prof. Dr. Öztürk “Özellikle çoklu hastalığa sahip yaşlı hastalarda kas kaybı çok hızlı geliştiği için erken dönemde nütrisyonel tedavi planlanmalıdır. Eğer kronik bir hastalığı yoksa yaşlıların, diyet yaparak çok zayıf olmasını istemeyiz” dedi.

ETİ, SÜTÜ, ŞEKERİ KISITLAMAYIN
Kanser hastalarında beslenmenin önemli bir problem olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Osman Abbasoğlu, bu hastaların beslemesinde kısıtlamaların ön planda olduğunu belirterek “Kanserde beslenme konusunda önemli bilgi kirliliği var. Medyadan ve kulaktan dolma bilgiler yüzünden, başta aileler ve tecrübesiz sağlık personeli olmak üzere hastanın çevresindeki kişiler ‘Sen hastasın et yeme, süt yeme, yumurta yeme, şeker yeme’ gibi kısıtlamalara gidiyorlar. Oysa özellikle kanser tabiatı gereği kişinin enerjisini ve vücuttaki proteini alıp götüren bir hastalık. Oysa proteinler bizim vücudumuzun yapı taşı. Kanserle savaşan bağışıklık sistemimizin proteine ihtiyacı var. Kırmızı et, süt, yumurta gibi kaynakları keserseniz, sağlıklı kişilerden daha fazla proteine ihtiyacı olan hastayı kanser hücrelerine karşı savunmasız bırakırsınız. Aynı şekilde şeker ve yağlar da enerji kaynağı olarak önemli besinlerdir” dedi.