Kalp ritim bozukluğu ve kalp krizi ile beyin arasındaki ilişki üzerine yürütülen araştırmalar, eş, sevgili, evlat gibi çok sevilen bir kişinin kaybedilmesinin kalpte kalıcı hasara yol açtığını ve kalp krizi riskini artırdığını ortaya koydu. Kardiyoloji Uzmanı ve Atriyal Fibrilasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdem Diker, genellikle çok yakın bir aile bireyinin ani ölümü, ayrılık veya boşanma sonrasında bazı kişilerde kalbin bir anda sersemlediğini, kalp krizine benzeyen bu hastalığın ‘kırık kalp sendromu’ olarak adlandırıldığını aktardı. Diker “Araştırmalar, daha önce tamamen iyileştiği düşünülen bu hastalığın tahmin edildiği gibi iyi huylu olmadığını, hastaların bir kısmının kalbinde kalıcı hasar bıraktığını gösterdi. Bu hasar, hastaların ilerleyen yıllarda hayatlarını kaybedebileceğini gösteriyordu. Sonuçta, büyük bir üzüntünün, kalbe vurduğu ilk darbeden sonra da yıllar boyu sürebilecek izler bırakabildiği belirlendi” diye konuştu. Son olarak Danimarkalı araştırmacıların yeni bir araştırma sonucunu açıkladıklarını belirten Diker, şöyle konuştu: Araştırma, özellikle ileri yaşlarda daha sık görülen bir ritim bozukluğu olan ‘atriyal fibrilasyon’un ruhsal stres ile ilişkisini ortaya koydu. Özellikle yaşlı kişilerde atriyal fibrilasyon varlığında kalpten beyne pıhtı atma ve sonuçta felç olma riski var. Felç ve sakatlığa kadar gidebilen ritim bozukluğu görülme ihtimali, özellikle hayat arkadaşını kaybedenlerde katlanarak artıyor. AA