Bir köpeğin öğrettiği! Talebeleriyle yolda yürürken muazzam bir hadise yaşanır
Bâyezîd-i Bistâmî bir gün, talebeleri ile birlikte, gayet dar bir sokaktan geçmektedir. Karşıdan bir köpeğin gelmekte olduğunu görür ve geri çekilip hayvana yol verir.
ÖMER ÇETİN ENGİN - Bir sene hacca gitmek üzere yola çıkar. Bir devesi vardır. Azığını ve eşyasını o deveye yüklemiştir. Birisi kendisine, “Bu kadar uzun yol için, bu kadar yük bu deveye fazla gelmez mi?” der. Büyük veli, “Acaba yükü taşıyan deve midir? Dikkat et bakalım, devenin sırtında yük var mı?” karşılığını verir. O kimse dikkatle baktığında görür ki, yük devenin sırtından bir karış yukarıda durmaktadır. O kimse hayretini gizleyemeyip “Sübhânallah! Ne kadar acaip bir iş” deyince, Hazret-i Bâyezîd, “Hâlimi sizden gizlesem, bana dil uzatıyorsunuz. Hâlimi size açık açık göstersem hayret ediyorsunuz, takat getiremiyorsunuz. Ben size ne yapayım bilemiyorum?” buyurur ve yoluna devam eder.
Ziyâretleri esnasında kendisine, annesinin hizmetine gitmesi bildirilir. Bistâm’a giden bir kafile ile hemen yola çıkar. Bistâm’a geldiği duyulunca bütün halk yollara dökülüp, kendisini karşılar. Seher vakti baba ocağına gelir. Annesi abdest almış şöyle dua etmektedir: “Yâ Rabbî! Benim garip oğlumu her kötülükten muhafaza buyur. Büyükleri kendisinden hoşnut eyle. Oğluma güzel hâller ve iyilikler ihsan buyur...”
Bunun üzerine Bâyezîd kapıyı çalıp izin ister. Annesinin “Kim o?” sualine, “Senin garip oğlun” cevâbını verir. Annesi koşup kapıyı açar ve, “Senden ayrılık hasretiyle ağlaya ağlaya saçlarıma ak düştü, belim büküldü” der. Ne mübarek ana, ne mübarek evlat...
İŞTE HAZİNE DEĞERİNDE ŞİFRE
“Bulunduğunuz şu derecelere nasıl kavuştunuz?” diye kendisine sorarlar. Cevabında şöyle buyururlar: “Her yerde Allahü teâlânın gördüğünü ve bildiğini düşünüp, edebe riâyet etmekle”
BİR KÖPEĞİN ÖĞRETTİĞİ
Bâyezîd-i Bistâmî bir gün, talebeleri ile birlikte, gayet dar bir sokaktan geçmektedir. Karşıdan bir köpeğin gelmekte olduğunu görür ve geri çekilip köpeğe yol verir. Talebelerinden birinin hatırına, “İnsanoğlu hayvanlardan şereflidir. Hem bizim üstadımız, Sultân-ül-ârifîndir. Hem de etrafındakiler onun, her biri çok kıymetli sadık talebeleridir. Bütün bunlara rağmen, üstadımızın bu köpeğe yol vermesinin hikmeti acaba nedir?”
Bunun üzerine Hazret-i Bâyezîd der ki, “Şu köpek, hâl lisânı ile bana dedi ki, “Sana Sultân-ül-ârifîn olmak hilatini ve bana da köpeklik postunu giydirdiler. Bunun tersi de olabilirdi” Bunun üzerine ben de ona yol verdim.”
SANA LAYIK İBADET YAPAMADIM
“Ömrüm boyunca, Allahü teâlâya layıkıyla ibâdet edebilmeyi, namazımı layıkıyla kılabilmeyi arzu ettim. Bu arzu ile, belki güzel namaz kılarım diye sabaha kadar namaz kıldım. Fakat kıldığım bütün namazları O’na layık olarak bulmuyordum. Nihayet, Allahü teâlâya şöyle yalvardım: “Yâ Rabbî! Sana layık şekilde tam ve kusursuz olarak hiç namaz kılamadım. Kıldığım bütün namazlar hep Bâyezîd’e yakışır şekilde oldu...”
(devam edecek)
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 15
ARKADAŞ DEYİNCE
- Hoş geldin evlat.
- Sağ ol amca. Soruları
hazırladım...
- Dur önce bir çay söyleyelim şöyle.
- Amca ben söylerim zahmet etme, çaylar hep benden... Bakıyorum çayı çok seviyorsunuz.
- Eee, ne demişler. Çay evliya içeceğidir!
...
Yine bir tuhaf oldu. Enteresan. Önce uçurumun kenarından bahsetti. Şimdi evliyalıktan bahsediyor diye düşündü. ‘Yok canım. Bu zamanda ne evliyası’ diye geçirdi içinden. Hem evliya bula bula benim gibi birini mi bulacak!
- Çaycı iki çay versene bize.
Çaycı yine tuhaf tuhaf baktı ona. Sinir ediyordu bu adamın bakışları. Ama yanında muhterem bir insan vardı.
- Haydi bakalım, başlayalım evlat.
- Amca sizin dediğiniz gibi benim iç dünyamı sarsan şeyleri yazdım.
- Açık kalple değil mi, bütün gerçekliğiyle.
- Anlayamadım.
- Yani şu soruyu yazarsam, sorarsam beni küçümser, bir zaaf olarak görür diye düşünmedin değil mi? Ne var ne yok yazdın. Yoksa cevap bulamayız.
- Ha, şimdi anladım. Yok ne varsa yazdım. Fakat hepsini hatırlayabildim mi bilemiyorum.
- Olsun hatırlayamadıkların olabilir. Aklına geldikçe yine not al. Onu da daha sonra konuşuruz. Haydi başla bakalım.
- Arkadaşlarım beni kullanıyor. Yalnız kalmamak için katlanıyorum. Fakat rahatsız oluyorum. Bunlar beni yaralıyor ve kafama takıyorum. Düzelsinler istiyorum ama yıllardır böyleler. Ne yapayım? diye yazmışım.
- Evlat Peygamber Efendimiz arkadaş konusunda şöyle buyurdular: “Kendine reva gördüğünü, sana reva görmeyenin arkadaşlığında hayır yoktur.” [İ. Adiy]
Sarsıldı...
(devam edecek)
HADÎS-İ ŞERÎF;
(Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
GÜNÜN SOHBETİ -EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
SEVGİ İTAAT DEMEKTİR
➱ Sevgi itaat demektir. İtaat olmadan sevgi olmaz. Sevginin derecesi itaatteki sürat ile ölçülür.
➱ Dünyanın vefasızlıkta eşi yoktur, dünyayı isteyenler de alçaklıkta ve cimrilikte meşhurdur. Kıymetli ömrünü, bu vefasızın ve değersizin peşinde harcayanlara yazıklar olsun.
➱ Gençlik çağının kıymetini bilin! Bu kıymetli günlerinizde, ehl-i sünnet itikadını öğrenin ve bu bilgilere uygun yaşayın! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olun.
➱ Nefse kolay ve tatlı gelen şeyi saadet zan etmemeli, nefse güç ve acı gelenleri de şekavet ve felaket sanmamalı.
➱ Birkaç günlük zamanı büyük nimet bilerek, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmaya çalışmalı. Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyalıklara aldanmamalı.
➱ Nefs-i emmâreden kurtulmanın alameti, insanların övmesi ile ayıplamasını, eşit görmektir. İnsanların rağbetine sevinmek, önem vermemelerine üzülmek, basitlik ve akılsızlıktır.
➱ Bir iş Allah için değilse neye yarar, at gitsin.
➱ Dünyanın lezzeti çiledir.
➱ Dünya hayaldir. Ben diyen mahrum kalır, mahvolur.
➱ Bu dünyada mukim yok, herkes seferi. Bunu anlayıp tedbirini alana müjdeler olsun.
➱ Dünyada en güzel şey dünyayı sevmemektir.
➱ Herkese önce lazım olan şey, ehl-i sünnet vel cemaat âlimlerinin anladıklarına ve bildirdiklerine uygun olarak itikadı düzeltmektir.
➱ Ölünce, eyvaah, eyvah ben ne yapmışım diyeceğiz. Bunu nasıl olsa söyleyeceğiz, gelin şunu dünyada söyleyelim.
➱ Alın yazımız icraatımızdır. Ne yapıyorsak alın yazımız o.
➱ Ölüm var. Ölümden sonra üç yer yok, iki yer var: Cennet ve Cehennem.
ESHAB-I KİRAM
HENDEK'TE PARLAYAN MÜJDE
FETHOLUNACAK ÜÇ YER
Câbir bin Abdullah (radıyallahü anh) Hendek gazası günlerini şöyle anlatır: “Hendek kazmakla meşgul olan Eshab, bir taş parçasını kıramadıklarını Peygamber Efendimize (aleyhisselâm) haber verdiler. Peygamber Efendimiz onlara: “Siz bu kaya parçasının üstüne biraz su serpiniz” buyurmuştu. Sonra külünkü almış ve kayaya üç defa vurmuşlar her vuruşlarında kuvvetli bir ateş çıkmış, Yemen, İstanbul, Faris illeri görünmüştü. Bunun hikmeti sorulduğu zaman Peygamberimiz, “Buraların Müslümanlar tarafından fethedileceğini” buyurmuştu.
ZAMANE MÂNİLERİ
Püskülümün rengi sarı
Ramazanı ettik yarı
Bu bayramda daha fazla
Sevindirin çocukları
BİLMECE
Beklenir sabırla ve huzurla
Ne büyük neşe bir kula
Cevap: İftar
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
MENGEN ÇORBASI
MALZEMELER
>> 4 yemek kaşığı bulgur
>> 2 yemek kaşığı tereyağı
>> 1 adet soğan
>> 2 yemek kaşığı un
>> 1 tatlı kaşığı biber salçası
>> 2 yemek kaşığı domates salçası
>> 2 su bardağı soğuk su
>> 3 su bardağı et suyu
>> 1 çay kaşığı nane
>> 1 çay kaşığı pul biber
>> Tuz
HAZIRLANIŞI
Bulgur yıkandıktan sonra uygun bir tencereye alınır. Üzerini geçecek kadar su ilave edilip pişirilir ve ocaktan alınarak suyu süzülür. Diğer tarafta çorba yapılacak derin tencerede tereyağı eritilir. Soğan ince ince doğranır ve rengi dönünceye kadar kavrulur. Ardından unu da ilave edilerek kavurma işlemine biraz daha devam edilir. Salçaları ve baharatları konularak iki su bardağı soğuk su katılıp kıvamı ayarlanır. Et suyu ve pişirilen bulgur da eklenir. Gerekirse sıcak su ilavesi yapılır. Son olarak tuzu ayarlanıp ocaktan alınır. Servis öncesinde üzeri nane ile süslenir.
HARPUT KÖFTESİ
MALZEMELER
>> Yarım kilo kıyma
>> 1 su bardağı ince bulgur
>> 1 adet soğan
>> Yarım demet maydanoz
>> 1 çay kaşığı pul biber
>> 1 tatlı kaşığı kuru reyhan
>> 1 yumurta
>> Tuz
Sosu için;
>> 1 yemek kaşığı domates salçası
>> 1 tatlı kaşığı kurutulmuş reyhan
>> 2 su bardağı su
>> Sıvıyağ
HAZIRLANIŞI
Derin bir kâsede kıyma, ince bulgur, rendelenmiş soğan, maydanoz, yumurta ve baharatlar güzelce harmanlanarak yoğurulur. Misket köfte büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanır. Bir tencerede sıvıyağ kızdırılır. Üzerine salça ilave edilerek kavrulur ve kuru reyhan eklenir. Suyu konulduktan sonra kaynamaya bırakılır. Kaynayan salçalı suyun içerisine hazırlanan köfteler eklenir. Bulgurlar şişene kadar kontrollü pişirilir. İstenen kıvama gelen köfteler servis tabağına alınır. Sıcak şekilde servise sunulur.
KAYSERİ KETESİ
MALZEMELER
>> 2 su bardağı süt
>> 1 su bardağı su
>> Yarım su bardağı sıvı yağ
>> 3 tatlı kaşığı şeker
>> 2 silme tatlı kaşığı tuz
>> 1 paket kuru maya
>> Aldığı kadar un
>> Aralarına sürmek için;
>> Tereyağı
İç harcı için;
>> 1 çay bardağı sıvı yağ
>> 2 su bardağı un
>> 1 çay kaşığı tuz
HAZIRLANIŞI
İlk olarak süt ve su ılıtılır. Şeker ve maya eklenerek eritilir. Sıvıyağı, tuzu ve unu da ilave edilip yumuşak kıvamda bir hamur yoğrulur.
Tavaya sıvı yağ alınır. Isındığında iki su bardağı un konularak rengi dönene kadar kavrulur. Tuzu ayarlanıp soğumaya bırakılır. Hamur 15-20 dakika dinlendirildikten sonra dokuz eşit bezeye ayrılır. Üzerleri temiz bir bezle örtülür. İlk beze açılır ve üzerine eritilen yağdan her yerine gelecek şekilde sürülür. İki beze daha bu şekilde açılıp üst üste konularak yağlanır. Açılıp yağlanmış hamurlar rulo şeklinde sarılır. Yağı donunca 3-4 parmak genişliğinde kesilip tatlı tabağı büyüklüğünde açılır. İç harcı ilave edilerek zarf şekli verilir. Yağlı kâğıt serilmiş tepsiye aralıklı dizilir. Hamurlar kabarana kadar tepsi mayası yapılır. Üzerlerine yumurta sarısı sürülüp susam serpilir. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında üst kısımları kızarana kadar kontrollü pişirilir.
