İlahi yardım 'hak ve ve muhakkak' - Ümitlerin tükenmeye yüz tuttuğu anda Seyyid Bilâl hazretlerinin sözleri can olur âdeta
"Korku kadınlara, ümitsizlik de kâfirlere mahsustur. Hak yolda hizmet edene Cenâb-ı Hakk'ın inayeti haktır ve muhakkaktır..."
ÖMER ÇETİN ENGİN - Seyyid Bilâl hazretleri fırtınanın ortasında korkuda olan askerlerine ayağa kalkarak seslenir: "Korku kadınlara, ümitsizlik de kâfirlere mahsustur. Siz ise Allah yolunda nice çölleri, geçit vermeyen dağları aşan cengaver mücahidlerin torunlarısınız. Allahü teâlânın dînine hizmet edenin yardımcısı Allah'tır. Hak yolda hizmet edene O'nun yardım ve inayeti haktır ve muhakkaktır. Ümitvar olun, cenâb-ı Hakk'a güvenin kardeşlerim."
ÜMİTLERİMİZİ BU DENİZDE BOĞMA
Seyyid Bilâl hazretleri bundan sonra ellerini semaya doğru kaldırarak gözyaşları içerisinde şöyle yalvarır: "Ey içimizi dışımızı bilen yüce Rabb’im! Senin büyüklüğünün karşısında küçüldük, kapında kul olduk. Gönlümüzdeki ümitleri bu denizde boğma. Ümitsizliğe düşürüp karanlıkta koyma. Bizleri yalnız bırakma. Her şeyimizle sana emanetiz. Sen ise emaneti en güzel koruyansın!" Gaziler amin diyerek ellerini yüzlerine sürerken, gözcünün; "Kara göründü" diye bağırdığı duyulur. Bunun üzerine gaziler hep birden şükür secdesine varırlar.
SİNOP'TA KARAYA AYAK BASARLAR
Güçlükle sığındıkları yer Sinop limanı olup gemiler, hastalar bakıma muhtaç bir hâldedir. Seyyid Bilâl hazretleri, eski kölelerden Zeyd, Buharalı Ömer ve Semerkantlı Buğra isimli üç askerini alarak ve kardeşi Ali Ekber'i yerine vekil bırakarak karaya çıkar. Etrafı yüksek kulelerle çevrili olan kalede şehrin valisi olan tekfurla görüşür. Ona fırtınada gemilerinin hasar gördüğünü, dolayısıyla bakıma alınmaları gerektiğini, ayrıca kendilerinin de dinlenmeye ihtiyaçları olduğunu bildirip belli bir vergi karşılığında bu işleri görünceye kadar müsaade edilmesini ister.
Bir kese altın karşılığı tekfurla anlaşan ve her türlü emniyet ve güvenleri için söz verilmesinden sonra saraydan ayrılan Seyyid Bilâl ve beraberindekiler, kendilerine tahsis edilen alana dönerler. Çadırlar kurulur. Hastalara sıcak yiyecekler ve içecekler hazırlanır.
Diğer taraftan tekfur, izin vermiş olmasına rağmen Müslümanları göz hapsinde tutar ve kuvvetleri hakkında bilgi edinmeye çalışır... Güneyden Arapların, doğudan Türklerin zaman zaman Anadolu'ya yaptıkları akınlar sebebiyle zaten tedirgin olan tekfur, verdiği sözde durmak ve belli bir süre sonra konakladıkları yerden ayrılmalarına müsaade etmek yerine, bir baskınla maalesef onları katletmeyi kafaya koyar. Bir gece, en nişancı ve savaşçı askerlerini seçerek, zırhlı elbiselerle kuşandırır. Ve havanın da karanlık olmasından faydalanarak gece yarısından sonra saldırıya geçer.
(devam edecek)
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 20
ANNELER AĞLAR
- Ya annen evlat... Seni ne acılarla dünyaya getirdi. Sen kundakta iken senelerce kim bilir kaç kere gece uykusunu senin ağlamanla böldü. Büyütene kadar ne ihtimamla seni besledi. Kim bunu yapar ki! Bu para için yapılır mı ki! Yapılsa da o şefkat gösterilir mi ki!
- ....
- Senin arkandan kaç kişi ağlar ki. Bir düşün. Anneler çocuklarının yanlış işlerini yanlış arkadaşlarını görüp düzeltemedikçe evladının başına gelebilecek kötülükleri hayal eder ve dua edip yalvarırlar. Göz pınarlarından süzülen şefkattir aslında... Sahi evlat sen en son ne zaman ağladın!
- Ağlamak zayıflıktır amca. Hemen ezerler insanı...
- Hayır ağlamak içimizdeki kirlerin temizleyicisidir. Ağlamak rahmettir... Sonu olmayan rahmetten pay almaktır... İnsan kalabilmektir... Seni rahatsız edenlere bir bak her birinin göz pınarları kurudur...
- ...
- Çocuklar sevimlidir.. Çünkü çok kolay ağlarlar... Birbirleriyle kavga etseler bile bir süre sonra hiç etmemiş gibi birbirleriyle oynarlar... Çocukluğa duyulan özlem bu temizliğe duyulan özlem olmasın!
...
Alt üst olmuş şekilde gitti o akşam evinde. Annesinin kendisine duyduğu şefkati düşündü. Daha önce, yıllar içinde bunu niye hiç düşünmediğini de düşündü... Babasının evi yıllar yılı geçindirirken yaşadığı zorluklar kim bilir nelerdi! Ve o sözü düşündü, beyninde ve kalbinde zonklayan o sözü: Annenin göz pınarlarından süzülen şefkattir aslında... Sahi evlat sen en son ne zaman ağladın!
(devam edecek)
ESHAB-I KİRAM
EBÜDDERDÂ HAZRETLERİNİN NASİHATİ
İSTEKLERE NASIL KAVUŞULUR
Ebüdderdâ (radıyallahü anh) hazretleri ömrünü dine hizmet etmekle geçirdi. Abdullah bin Selâm’ın oğlu Yûsuf şöyle anlatmıştır: “Ebüdderdâ vefat edeceği sırada ben yanında idim. Bana “Kalk benim vefat etmek üzere olduğumu halka ilan et” dedi. Ben kalkıp insanlara durumu bildirdim. Evin içi dışı insanla doldu. Evinde toplanan büyük kalabalığa karşı şöyle dedi: Ey insanlar Resûl-i Ekrem’den (aleyhisselâm) işittim şöyle buyurdu: “Kim kusursuz ve noksansız bir abdest alır sonra da tam bir ihlas ile namaz kılarsa, Allahü teâlâ onun istediklerini ona ihsan eder.”
HADÎS-İ ŞERÎF;
(Mümin öleceği vakit, rahmet meleklerini görür, can verme acısını duymaz. Ruhu tereyağından kıl çeker gibi, kolay çıkar, nimetlere kavuşur.) [Bezzar]
GÜNÜN SOHBETİ - EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
SUYU OLMAYAN ŞEHRE BENZER
➱ Ahiret olmasa, dünyada mükâfatlandırılamayan iyilikler, cezası çekilmeyen fenalıklar, karşılıklarını göremeyeceklerdir. Bu ise haksızlık ve kusurdur.
➱ Utanma, hayâ Cehennemden kurtulmaya vesile olur.
➱ Vakit, keskin bir kılıç gibidir. Mühim işleri bugün yapmalı, mühim olmayanları yarına bırakmalıdır.
➱ Dinin esası, emaneti yerine vermek ve sözünde durmaktır.
➱ Hayır eken, çok mahsul alır. Şer eken ise, pişmanlık biçer.
➱ İnsanların en cömerdi, istenmeden veren, en asili de intikama gücü yeterken bağışlayandır.
➱ Mal insanın silahı gibidir. Yani insan, sıhhatini, canını, dinini ve şerefini mal ile korur.
➱ İlmi olmayan bir beden, suyu olmayan şehre benzer.
➱ Borcundan bir kuruşu sahibine vermek, pek çok altın sadaka vermekten daha iyidir.
➱ Babanın çocuklarına, ilim, ahlak ve sanat öğretmesi farzdır.
➱ Allahü teâlâyı seven , Onun sevdiklerini de sever.
➱ Kibrin başlıca yedi sebebi vardır: İlim, ibadet, soy, güzellik, kuvvet, mal, mevki. Bunlar, cahillerde bulunursa kibre sebep olur.
➱ Utanmaktan ve sıkılmaktan bahsedip de Allah’tan sıkılmayan kimseye ne kadar şaşılır.
➱ Dilini tutmak, altın ve gümüşü tutmaktan daha zordur.
➱ Dünya malı için çalışmak kolay, fakat hesabından kurtulmak zordur.
➱ Anaya babaya itaat etmek, büyük günahlara kefarettir.
➱ Mal, ömrü huzur içinde geçirmek içindir. Yoksa, ömür mal ve şeref toplamak için değildir.
➱ Kendine hayrı olmayan kimsenin, başkasına hayrı olmaz.
➱ Her gün helalinden alışveriş yapmak, geceleri (nafile) ibadet, gündüzleri oruçla geçirmekten daha sevimlidir.
➱ Bid’at ehline saygı göstermek, İslâm’ın yıkılmasına yardım etmektir. Bu ise amelin boşa gitmesine sebep olur.
➱ Üç zümreye, üç şey çirkin düşer: 1-İdarecilere, sertlik, 2-Âlimlere, mal sevdası, 3-Zenginlere ise cimriliktir.
TEFEKKÜR
YUNUSLAR İSİM TAKIYOR!
Bazı bilim adamları, yunusların birbirlerini ’isimle’ çağırdıklarına ve bir sürünün her üyesi için benzersiz bir ıslık çaldıklarına dair kanıtlar buldu. Yunusların bir sürünün içindeki yaşlı, hasta ve yaralılara baktıkları tespit edilmiştir.
ZAMANE MÂNİLERİ
Sakın gönül kırma oğul
İzinsiz gül derme oğul
Kulluk gereğidir, aman
Kimseyi hor görme oğul
BİLMECE
'Dur, dur' dedi Hacer anne
Bu nimet sudan öte
Cevap: Zemzem
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
BEYKOZ PAÇASI
MALZEMELER
>> 1 adet dana paçası
>> 1 adet orta boy soğan
>> 3-4 diş sarımsak
>> 8 su bardağı su
>> 1 adet yumurtanın sarısı
>> Yarım adet limonun suyu
>> Tuz
HAZIRLANIŞI
Temizletilen paça parçalanır. Daha sonra iyice yıkanarak düdüklü tencereye alınır. Soğan dörde kesilir. Sarımsaklarla birlikte 8 bardak su ile tencereye ilave edilir. Paça, kemiklerinden ayrılacak kıvama gelip yumuşayana dek kontrollü şekilde pişirilir. Süzülerek alınır ve kemiklerinden ayrılır. Etli kısmı iri kuşbaşı büyüklüğünde doğranır. Haşlama suyu süzülüp aynı tencereye aktarılır. Paçaları da konulup, tuzu ayarlanır. Bir yandan terbiye için bir kapta yumurta sarısı ve limon suyu iyice karıştırılır. Bir kepçe ılık paça suyu ile terbiye inceltilir. Yavaş yavaş ve sürekli karıştırılarak tencereye aktarılır. Karıştırmaya ara vermeden, bir taşım daha kaynatılır. Sıcak sıcak servise sunulur.
ÇÖKELEKLİ PİDE
MALZEMELER
Hamuru için;
>> Bir buçuk su bardağı süt
>> İki yemek kaşığı sıvı yağ
>> Bir çay kaşığı tuz
>> Aldığı kadar un (kulak memesi yumuşaklığına kadar)
İç harcı için;
>> Yarım kilo çökelek
>> Yarım demet maydanoz
>> İki yemek kaşığı tereyağı
>> Bir kuru soğan
>> Pul biber
HAZIRLANIŞI
Bir buçuk su bardağı süt bir cezvede el yakmayacak şekilde ısıtılır. Derin bir kaba bir buçuk su bardağı ılımış süt konulur tuz ve yağ eklenir. Ardından yavaş yavaş un eklenerek kulak memesi kıvamında bir hamur yoğrulur. Hamur istenilen kıvama gelince üzerine bir bez örtülerek dinlendirilir. Bir yandan iç harç hazırlanmaya başlanır. Yarım kilo çökelek bir kaba alınır. Üzerine yıkanıp küçük küçük kıyılan yarım demet maydanoz yıkanır eklenir. Ardından yemeklik doğranan soğan ilave edilir. İki yemek kaşığı dolusu tereyağı eritilerek çökeleğin üzerine dökülür. Bir kap içerisinde buluşturulan tüm malzemeler iyice harmanlanır. Ardından dinlenmiş olan hamurdan bezeler alınarak açılır. Çökelek harcı konulur ve açık şekilde önceden 180 derece ısıtılmış fırına verilir. Üzeri kızarana kadar kontrollü pişirilir. Sıcak şekilde tüketilir.
KAZANDİBİ
MALZEMELER
>> 4,5 su bardağı süt
>> 1,5 su bardağı toz şeker
>> 1 paket vanilya
>> 2 yemek kaşığı pirinç unu
>> 4 yemek kaşığı nişasta
>> Yakmak için:
>> Oda sıcaklığında tereyağı
>> 3 yemek kaşığı toz şeker
HAZIRLANIŞI
Vanilya hariç kazandibinin tüm malzemeleri bir tencereye alınır ve güzelce çırpılır. Orta ateşte kıvam alana kadar devamlı karıştırılarak pişirilir. Ocaktan alınan muhallebiye vanilin ilave edilir. Isıya dayanıklı bir kabın tabanı tereyağı ile yağlanır. Üzerine her yerine eşit miktarda gelecek şekilde toz şeker serpilir. İlk sıcağı çıkan kazandibi harcı tepsiye yayılır ve orta ateşe alınır. Tepsi belirli aralıklarla çevrilerek altının yanması sağlanır. İstenen kıvama geldiğinde ateşten alınır. Ilınan tatlı buzdolabında birkaç saat soğutulur. Dilimlenip katlanarak servise sunulur.
