Onu seven biri, gördüğü garip rüyayı düşünse de anlayamaz: İşte rüyanın tabiri!
Ebû Mûsâ kendisini hocasının tabutunun altında bulur. Rüyasının tabirini en üzücü şekilde öğrenir.
ÖMER ÇETİN ENGİN -Bir gece, bazı kimseler Hazret-i Bâyezîd’in nasıl ibadet yaptığını, neler söylediğini işitmek için penceresinin altında dinlemeye başlar. Seher vakti olduğunda bütün kalbiyle “Allah” der ve düşüp bayılır. Bayılmasının sebebi sorulduğunda ilikleri titreten bir cevap verir: “Sen kim oluyorsun? Senin haddine mi düştü ki, ismimi ağzına alıyorsun? şeklinde bir nida gelir diye çok korktum da onun için bayılmışım...”
ARŞI, BAŞININ ÜSTÜNDE TAŞIMAK
Bâyezîd-i Bistâmi hazretleri vefat ederken, kendisini sevenlerden Ebû Mûsâ ismindeki zat yanında bulunamamıştır. Fakat o gece rüyasında “Arşı, başı üzerine alıp taşıyordu.”
Bu rüyaya çok hayret edip, hikmetini anlayamaz ve bunu Hazret-i Bâyezîd’e sormak için yola düşer. Yolda büyük velinin vefat ettiğini haber alır. Bistâm’a geldiğinde cenaze merasimi için, hesabı mümkün olmayan fevkalade bir kalabalık görür. Tabutunu taşımakla şereflenmek için yanaşmaya çalışır. Fakat yanaşıp da tabutu taşımak mümkün olmaz.
Kendisi anlatır bundan sonrasını:
“Gördüğüm rüyayı, unutmuş vaziyette, Hazret-i Bâyezîd’in tabutunu taşımakla şereflenmek istiyordum. Bu mümkün olmayınca tabutu taşıyanlar arasından meşakkatle geçip tabutun altına girdim ve başımı tabuta dayayıp öylece yürümeye başladım.
Birden tabutun içinden bana şöyle hitap ettiğini duydum:
“Ey Ebû Mûsâ! İşte şu bulunduğun hâl akşamki gördüğün rüyanın tabiridir.”
BÖYLE CEVAP VERİLMİŞ MİDİR?
Hazret-i Bâyezîd, vefat ettikten sonra, büyük zatlardan birisi kendisini rüyada görüp sorar. “Münker ve Nekir sana nasıl muamele eyledi?”
Cevabında şöyle buyurur:
“O iki mübarek melek gelip (Rabb’in kimdir?) diye sorunca onlara dedim ki: Bunu sormakla sizin maksadınız hasıl olmaz. Siz bana onu soracağınıza, beni ona sorun. Eğer o, beni, kulu olarak kabul ederse ne alâ. Maazallah o, beni kulu olarak kabul etmezse, ben, yüz defa (O, benim Rabb’imdir) desem ne faydası olur?”
Evliyalar taifesinin efendisi Cüneyd-i Bağdadî (kuddise sirrehül aziz) bu büyük zat için “Veliler arasında Bâyezîd-i Bistâmî’nin yeri melekler arasında Cebrâil’in (aleyhisselâm) yeri gibidir” buyururlar.
Allahü teâlâ yüksek şefaatlerine nail eylesin.
HADÎS-İ ŞERÎF;
Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır. [İbni Ebiddünya]
TEFEKKÜR
500 YIL SAYMAK
Bir tuz tanesi o kadar çok atomdan oluşuyor ki. Bilim adamlarının bir tarifi var. Bu tuz tanesinin atomlarını saymaya başlayalım ve saniyede bir milyar tane sayabildiğimizi düşünelim. Atomları sayıp bitirebilmemiz için 500 yıl durmadan saymamız gerekiyor...
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 16
BARİ BENİ KAYBETME!
-Amca... Yıllardır karar veremediğim bir şeydi.
- Öyle evlat. Efendimizin her sözü her verdiği ölçü öyle cevherdir ki altınlar, elmaslar yanına yanaşamaz.
- Bir tuhaf oldum. Üzerimden dağ kalktı bir anda sanki. Aynen öyle. Arkadaşlarım hep kendisini düşünüyor. Kendilerini kayırıyorlar.
- Ve sen de düzelsinler diye bekliyorsun.
- Evet... Ama hep daha kötüye gitti.
- Hayır bekleme böyle arkadaşlıktan. Yani arkadaşlık kalp için olur, iman için olur, cep için cüzdan için olmaz. O tür arkadaşlık maskelidir, kalp kırıklıkları ile doludur. Çünkü o hep nefsi için davranır. Gün gelir bir menfaat çakışması olur. İşte o zaman gerçek yüzler ortaya çıkar...
- Hep böyle oldu.
- Evlat görüyor musun dinimizdeki güzelliği. Şu an duymuş olduğun bir ölçü bile yıllardır çözemediğin bir derdine derman oldu. 'Üzerimden dağ kalktı’ deyiverdin hemen.
- Aynen öyle. Fakat ben ne yapacağım. Hemen hepsi böyle.
- Uzak kalacaksın. Yalnız kalmayayım diye şimdiye kadar arkadaşlık yaptın da mutlu mu oldu sanki.
...
Ne kadar doğru diye düşündü içinden. Hep mutsuzluklar onu bulmadı mı arkadaşlıklarından yana...
- Peki yalnız mı kalayım? Ne yapacağım o zaman?
Yaşlı zat hikmetli sözlerine devam etti:
- Sen Allahü teâlânın rızasını talep et. Ve ona dua et. Sen kendini temizledikçe Cenâb-ı Hak sana temiz arkadaşlar nasip eder. Belki de derinlerinden gelen o ses bununla ilgilidir.
- Hangi ses?
- Karar verdiğin yeni kişiliğine uzaklardan itiraz eden o ses. İlk geldiğin günlerde söylemiştin.
- Yani!
- Yanisi şu. Yapında, iç dünyanda, kırıntı olarak da olsa kalmış olan 'temiz tarafın' sana 'beni de kaybetme' diye sesleniyor belki de... (devam edecek)
GÜNÜN SOHBETİ -EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
SEVMİYORSAN YE DE YOK OLSUN
ò Eziyetlere katlanmak, kızmamak, güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak, güzel ahlâktandır.
ò Malı seviyorsan, yerine sarf et de sana sonsuz arkadaş olsun! Eğer sevmiyorsan, ye de yok olsun.
ò Sabırlı kimseler, sıkıntılara katlanmayı huy edinenlerdir.
ò İlmi arttıkça günahı artan kimse, şüphesiz ki helâk içindedir.
ò Allahü teâlâyı sevenler, dünya ve ahiret şerefine kavuşarak gittiler. Çünkü Peygamber Efendimiz; “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyurdu.
ò Öldüğünde sana fayda vermeyecek her işi terk et! Böyle yaparsan, ne zaman ölürsen öl, zararda olmazsın.
ò İlim öğrenmenin 4 şartı: 1- Susmak ve edepli olmak. 2- Dikkatle dinleyip ezberlemek. 3-Öğrendiği ile amel etmek. 4- Başkalarına öğretmek, herkese yaymaktır.
ò En çok sevindiğim şey, Allahü teâlânın bana ihsan ve ikram ettiği iman nimetidir. En çok korktuğum şey ise, onun benden gitmesidir.
ò Allahü teâlâya itaat etmek, bir hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı dua, anahtarın dişleri de helâl lokmadır.
ò Allah korkusu, seni Ona ulaştırır ve kendini beğenmekten uzaklaştırır.
ò Misafir ağırlamada dahi israf helâl değildir.
ò İnsanlardan gelen sıkıntılara sabretmeyen, onlara karşılık vermeyi terk etmeyen kimse sabırlı sayılmaz.
ò İyi huy, başkalarını incitmemek ve onlardan gelen sıkıntılara katlanmaktır.
ò İnsan, ölümü hatırladığı müddetçe, hasedi ve kıskançlığı terk eder.
ò Kibir sahipleri, kendilerinin bir damladan meydana geldiklerini ve sonra da çürümüş, kokmuş leş olacaklarını bildikleri hâlde yine de kibirlenirler. Bunlar neyine güvenirler?
ò Makamların en üstünü; kötü bir huyu, iyi bir huya çevirmektir.
ò İnsan, Allahü teâlâya ibadet etmediği müddetçe halim, yumuşak olamaz.
ò Ölümü gerçekten tanımış bir kimseye, dünya bela ve musibetleri, dert ve sıkıntıları çok hafif gelir.
ò Bir kimsenin ahmak olduğuna alamet, kendi ayıbını bırakıp, başkasının ayıbıyla uğraşmasıdır.
ò Ana-babaya; helâl ve mubah olan işlerde itaat edilir. Haram ve şüphelilerde değil.
ò Tembelin alâmeti üçtür: 1-Gevşektir. 2-İhmalkârdır. 3-Vakitlerini zayi eder. Hatta günaha bile girer.
ò Midenize inen lokmanın haram veya helâl olup olmadığına dikkat etmedikçe ne yapsanız kurtulamazsınız.
ESHAB-I KİRAM
EBÛ DÜCÂNE HAZRETLERİ: NURLU OLMASININ SEBEBİ
Ebû Dücâne (radıyallahü anh) hazretleri cesaret ve kahramanlığı kadar da fazilet sahibi olup, hiç kimseye kötülük düşünmez ve boş ve faydasız şey ile meşgûl olmazdı.
Zeyd bin Eslemî diyor ki, Ebû Dücâne hazretleri hasta idi ve yüzü nurla parlıyordu. Huzuruna gelenlerden birisi “Bu yüzünüzün böyle nurlu olmasının sebebi nedir?” diye sordu.
Buyurdu ki:
Güvenebileceğim beni kurtaracak iki amelim var. Birisi malayani ile meşgul olmazdım, ikincisi hiçbir Müslüman’a kalbimde en küçük bir kötülük bulundurmazdım ve hiçbir Müslüman’a kötülük düşünmezdim...
ZAMANE MÂNİLERİ
İftar vakti sunumlar şık
Yiyip için kaşık, kaşık
Hamdedin Mevla’ya diyor
Mâni yazan dertli âşık
BULMACA
Yatsı sonrası ilave ziyafet
Ruha feyz, kalbe ülfet
Cevap: Teravih namazı
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
HERİSE
MALZEMELER
>> 1,5 su bardağı aşurelik buğday
>> 1 adet kalçalı but
>> 1 adet tavuk baget
>> 4 su bardağı su
>> Tuz
Üzeri için:
>> 1 yemek kaşığı tereyağı
>> Pul biber
HAZIRLANIŞI
İsteğe bağlı olarak buğday bir gece önceden ıslatılabilir. 1,5 su bardağı buğday ve 1 adet kalçalı tavuk budu ve 1 adet tavuk bageti iyice yıkanarak tencereye alınır. Üzerine su ve bir tutam tuz eklenir. Yüksek ateşte kaynamaya bırakılır. Kaynadıktan sonra kısık ateşte pişirilir. Tavuklar yeterince pişince tencereden alınır. Buğdaylar yumuşayıp pişene kadar kaynatmaya devam edilir. Ilınan tavuklar didiklenip tekrar tencereye ilave edilerek karıştırılır. İyice ezilerek özdeşleştirilir. Sos tavasında tereyağı eritilip 1 tatlı kaşığı pul biber ile kızdırılır ve herisenin üzerine gezdirilir.
ADANA İÇLİ KÖFTESİ
İç harcı için;
>> 1 kilogram kuzu kıyması
>> 1 kilogram mor/pembe kuru soğan
>> 1 yemek kaşığı biber salçası
>> 1,5 paket margarin
>> 1 yemek kaşığı karabiber
>> 1 tatlı kaşığı tuz
Köfte hamuru için;
>> 500 g dana kıyma
>> 2 su bardağı esmer ince bulgur
>> 2 su bardağı irmik
>> 1 su bardağı un
>> 1 bardak su
>> 1 yemek kaşığı biber salçası
>> 1 tatlı kaşığı karabiber
>> 1 tatlı kaşığı kimyon
>> 1 tatlı kaşığı tuz
>> 1 yumurta
Haşlamak için;
>> Su
>> 1 çay kaşığı limon tuzu
>> 1 çay kaşığı tuz
HAZIRLANIŞI
İç harç için kıyma, ocaktaki tencereye konulur. Kıyma suyunu çekince ince ve küp şeklinde dilimlenmiş soğan eklenir. Soğan da suyunu çektiğinde margarin eklenerek karıştırılır. Ardından salça eklenir ve kokusu çıkana kadar pişirilir. Daha sonra karabiber ve tuz eklenip karıştırmaya devam edilir. Malzemenin pişmesinin ardından iç harç bir kaba alınır ve donması için dolaba konulur. Köfte hamuru için esmer köftelik bulgur ve irmik suda ıslatılır. Yaklaşık 10 dakika bekletilen bulgur ve irmik, salça, tuz, kimyon, karabiber ve yumurta eklenerek yoğrulur. Malzeme karıştıktan sonra dana kıyma eklenerek yoğurmaya devam edilir. Ardından un eklenerek hamur kıvamı alıncaya kadar yoğrulur. Köftenin hazırlanması için bir kaba su konulur. Dış harç açılırken eller sık sık suyla ıslatılır. Elle açılan köfte malzemesinin içine daha önce hazırlanıp dolapta dondurulan iç harç konulur. Üst kısım birleştirilir ve yuvarlanarak köfte şekli verilir. Köfteler ne kadar ince açılırsa o kadar çabuk haşlanır ve lezzetli olur. Tencerede kaynayan suyun içine tuz ve limon tuzu atılır. Su kaynamadan konulan içli köfteler çatlar. Bu nedenle içli köfteler kaynayan suya hafifçe bırakılır. Haşlanınca su yüzeyine çıkan köfteler tencereden alınarak servis edilir.
BABAGANNUÇ
MALZEMELER
>> 3 adet patlıcan
>> 3 diş sarımsak
>> 2 yemek kaşığı
>> Sadeyağ
>> 4 adet yumurta
>> 1 tutam tuz
>> 1 tutam maydanoz
HAZIRLANIŞI
Patlıcanları közlenir ve kabukları soyulur. Tuzlanıp sarımsaklarla birlikte püre kıvamına gelene kadar kıyılır. Sadeyağ tavada kızdırılır. Ayrı bir kâsede çırpılan yumurtalar sıcak yağın içerisine dökülerek karıştırılarak pişirilir. Yumurtalar hafif nemliyken patlıcanlı karışım da tavaya eklenip tekrar karıştırılır. Babagannuç sıcakken üzerine kıyılmış maydanoz serpilir.
