“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref, veradan daha sağlam bir kale yoktur.”
Kemâl Cündî hazretleri Türkistan âlim ve evliyâsındandır. On ikinci asrın ikinci yarısında vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin huzûrunda yetişti. Hocasından icâzet aldıktan sonra insanlara tâliplerine ilim öğretmeye başladı. Sohbetlerinde buyurdu ki:
"Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni bilmeye götürür. Bu mânâdan dolayı, Kur'ân-ı kerîmde İslâm ve îmâna şükür ismi verilmiştir."
“Cimrilikle, iyilik beraber bulunmaz.” “Şehvet (arzu ve isteklere düşkünlük), fazla obur ve hırsı olmakla, sıhhat bir arada bulunmaz.” “Kötü ahlâkla, şeref beraber bulunmaz.” “Hırsla beraber, haramdan sakınma olmaz.” “Haset eden kimse için rahat yoktur.” “Kötü niyetle beraber ziyâret olmaz.” “Meşvereti terk ile, doğru bulunmaz.”
“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref yoktur.” “Vera’dan (şüphelilerden kaçmaktan) daha sağlam bir kale yoktur.” “Tövbeden daha kazançlı bir şefaatçi yoktur.” “Akıl azlığından daha kötü bir hastalık yoktur.” “Dilini neye alıştırdı isen, devamlı onu ister.” “Müşavere gibi yardımcı yoktur.” “Kendi miktarını (haddîni) bilen kimseye, Allahü teâlâ merhamet eylesin.” “Akıl tamam olursa, kelâm az olur.” “Sızlayıp, sabırsızlık göstermek, sabırdan daha yorucudur.”
“Kendisini ilgilendirmeyen şeyin peşinde koşan kimse, kendisine lâzım olan şeyi kaçırır.” “Mahrûmiyet, hırsla birlikte bulunur.” “Hayâllere dayanma Çünkü o, ahmak olanların sermâyesidir.” “İhsan, lisânı (dili) keser.”
“Şeref; akıl ve edeb iledir, soy ile değildir.” “Nesebin en üstünü, güzel edebdir.” “En şiddetli yalnızlık, ucubdur (kendini beğenmektir).” “En büyük zenginlik, akıldır.”
"Allahü teâlânın hoşnut ve râzı olduğu şeylerden bahsetmeyen kimselerle beraber olma. Böyle kimselerle beraber olma hâlinde, eğer sen âlim isen, onlar bu ilminden istifâde edemeyecekleri için, ilimle onlara faydalı olamazsın. Şayet ilim sahibi değilsen, seni büsbütün câhil yaparlar. Bu hâllerinden dolayı, onlara Allahü teâlânın laneti ve gazabı gelecek olursa, sen de onlarla birlikte helak olursun.”
"İtaat sahibi kimsenin vasıflarından birisi de odur ki, Allahü teâlânın kazasına boyun eğer. Böyle bir kimse, kendisine gelen ve kendisinden ayrılan bir şeyde nefsine pay ayırmaz. Meydana gelen her şeyin, Allahü teâlânın dilemesi ve takdîri ile olduğunu bildiği için gönlü rahattır."

