Ramazan ayı, inananlar için hayat temposunun ve beslenme düzeninin tamamen değiştiği bir aydır. Yılın bu en mübarek ayı, Kur'ân-ı kerimde adı geçen tek aydır. Yüce kitabımızın indirilmeye başlandığı bu ayda oruç tutmak emredilmiştir. Ramazanda yapılan ibadetler cimriliği cömertlikle, öfkeyi sabırla, intikamı sevgiyle ve savaşı barışla değiştirmeyi hedefleyen manevi ve ahlaki bir dönüşümün hedefini arar.
Ramazan yalnızca bedensel ve zihinsel değil aynı zamanda maddi yönü de bulunan bir ibadet ayıdır. İhtiyaç sahiplerini daha çok gözetmek ve destek olmak amacıyla fitre verilir ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır. Tarihin en eksi dönemlerinden beri Müslümanlar bu ayda iftar vermek için yarışırdı. Bilhassa eşe dosta iftar vermek çok mühimdi. Bu iftar sofraları herkese açık olurdu. Zenginler bu ayda her zamankinden daha cömert olurdu. Yabancısı olduğu mahallelere gider esnaf bulurlar ve -zimem- yani veresiye defteri ister herhangi bir yerinden açar hiç tanımadığı kişilerin borçlarını öderlerdi. Kim kimin borcunu ödediğini veya borçlu ödeyeni bilemezdi...
Oruç bireysel gibi görünen ancak güçlü sosyal etkileri olan bir ibadettir. İnsanların açların hâlinden anlamayı onları doyurmaya ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye teşvik eder zengin ile yoksul arasındaki bariyerleri kaldırmaya teşvik eder. Oruç tutmak yalnızca bedeni aç bırakmak değil kalbi duyguları nefsi kontrol altına almak demektir.
Ama günümüzde bu konularda büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Toplum olarak yaşadığımız çözülme ve değer kayıpları her kesimde kendini gösteriyor. Bu gidişle bütün değerlerimizi hep kaybedecek miyiz? Ramazan ayında bile kaybetmeye yüz tutan değerlere sahip çıkmak da bizim elimizde değil midir? Eğer her birimiz başkasından bekler isek bu gidişle elimizde hiçbir değer kalmayacak.
Tarihlerden beri getirdiğimiz birçok haslet ortadan kalkmak üzere. Hatta çoğu şimdiden unutuldu bile. İnsanlarımız artık her şeyi menfaatine çevirmek gibi bir âdet edindi. Merhameti şefkati cömertliği yardımseverliği hepsini unuttu. Artık ramazandı bayramdı hiç fark etmiyor. Esnafımız eline geçen her fırsatı paraya çevirme derdinde. Herkes kazanayım da haramdan mı helalden mi hiç düşünmüyor. Bir zamanlar vermeyi seven bir toplumdan almak için her şeyi mubah gören bir hâle geldik!
Her zaman olduğu gibi olağanüstü durum ve günlerde olduğu gibi bu ramazanda da görülen fiyatlardaki yükselme göstergesi bunun sonucu. Hâlbuki gerek üreticilerin ve gerek satıcıların ve özellikle de zincir marketlerin bu mübarek günlerde hayrı esas almaları gerekmez miydi? Bilhassa temel tüketim mallarında çok dikkatli olmaları icap etmez mi? Buna dikkat etmedikleri gibi fiyatlara daha da bindirme derdinde olanlara üzülüyor esef ediyorum.
Kim olursa olsun marketi, üretici ve satıcısı ramazanda daha ucuza vermenin fakir fukarayı sevindirmenin nasıl bir nimet ve sevap olduğunun idrakinde olsalar en büyük yarışı bu konuda yaparlar. Elin Avrupalısı 'kutsal' günlerinde özel indirim yapıyor da biz kendi mübarek günlerimiz geldiğinde fırsatı zam yapma yönünde değerlendiriyoruz... Rabbim izan versin insaf ve merhamet versin...
Aslan Torun
Yetki ve sorumluluğumuzu aşan bir konu
Osmaniye’den yazan Ökkeş Özkan isimli değerli okuyucumuz, gönderdiğiniz yazınızda hukuki bir durum hakkında istek ve taleplerde bulunuyorsunuz. Biz konumumuz gereği hukuka intikal etmiş konularda herhangi bir şekilde değerlendirme ve yorum yapamıyoruz efendim. Saygılarımızla. F.A.
Size Batman’dan yazıyorum
“Selamlar Feridun Ağabey, Batman'dan yazıyorum size, yazın 50-55 derecelere kadar çıkan memleketimizde maalesef yüzme havuzu çeşitliliği yok. Serinleme şansımız yok. Yetkililerin bu duruma da el atması gerekiyor. Bu konudaki talebimizi yazarsanız sevinirim.”
Ahmet Kızılbulut

