Feridun Ağabey, öncelikle hayırlı günler dilerim. Size yazdığım bu konuyu ilimizin milletvekillerine de zaman zaman ilettim. Bizler, belki de Türkiye’deki binlerce sanayici, işveren ve esnaftan biri olarak yıllardır üretmeye çalışan insanlarız. Şirketimizin ünvanını, ismini ve adresini değiştirmeden yaklaşık 30 yıldır ayakta tutmaya, istihdam oluşturmaya ve ekonomiye katkı sağlamaya gayret ediyoruz. Çalışırken bir yandan devlete namus borcumuz olarak gördüğümüz vergilerimizi gününde ödemeye özen gösterirken, bir kuruş vergi kaçırmaya tenezzül etmezken diğer yandan BAĞ-KUR primlerimizi, sigorta yükümlülüklerimizi veya çalışanlarımızın sigortalarını da aksatmadan ödemeyi yine vatandaşlık borcu olarak görüyor biliyoruz. Ama bu samimi ve dürüst uğraşıda zamanında ödeyemediğimiz dönemlerde uygulanan yüksek faiz yükü altında da âdeta eziliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Resmî Gazete’de yayımlanan bir kanunla, sigorta borcu bulunan esnaf, BAĞ-KUR’lu ve sanayicilerin borçlarının 36 aya kadar yapılandırılabileceği ifade edildi. Ancak uygulamada vatandaş BAĞ-KUR’a veya SGK’ya taksitlendirme için başvurduğunda, kendisinden teminat istenmektedir. Arsa, araç gibi teminatlar talep edilmektedir. Oysa zaten teminat gösterecek mal varlığı olsa kişi borcunu ödeyebilecek durumdadır. Örneğin benim arsam olsa satıp borcumu kapatırım. Aracım olsa, teminat gösteririm. Ancak çoğu esnaf gibi benim de böyle bir imkânım yok.
Bizler iyi niyetle, yıllardır dürüstçe çalışarak ticari hayatımızda güvenilirliğimizi ispat etmiş insanlarız. Buna rağmen devlete olan borcumuzu ödemek için yapılandırmadan faydalanmak istediğimizde teminat şartıyla karşılaşmamız bize yeniden büyük bir mağduriyet oluşturmaktadır.
Bu noktada kanun koyucular ile uygulayıcı kurumlar arasında bir kopukluk olup olmadığını açıkçası anlayamıyoruz. Kanun çıkarılırken esnafın gerçek durumu yeterince değerlendirilememiş olabilir mi diye düşünmeden edemiyoruz. Teminatı olmayan ama çalışarak borcunu ödeyebilecek milyonlarca insan bulunmaktadır. Ayrıca bireysel olarak da borcunu veya aldığı kredisini ödeyemeyen nice insana uzun vadeli yapılandırma imkânı sunulurken onlardan da teminat isteniyor mu?
Sizin aracılığınızla değerli vekillerimizden ricam, bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme getirilmesi ve yapılandırma kolaylığına teminat zorluğunu ortadan kaldırmalarıdır. Bu arzu ve dileğimizi sayın vekillerimize duyurmanızdır. Bu sadece benim değil binlerce esnaf ve sanayicinin ortak sorunudur. Gereğini bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım.
Şaban Kardeş-Tekirdağ
Enver Abinin ardından
“43 yıldır aralıksız abonesi olmaktan şeref duyduğum gazetemiz TÜRKİYE ve İHLAS Holding'in banisi, muhterem insan ENVER ÖREN büyüğümüzü vefatının 13. yılında en iyi dileklerle ve dualarla anıyorum. Yolumuzu hep aydınlattı. Kendisinden çok şey öğrendik. Ayrıca kendisini yakından tanımış olmak da benim için büyük onur oldu hayatımda. Ruhu şad olsun. Tini kut bulsun… Cenab-ı Allah rahmet ve mağfiret eylesin. Âmin ecmain...
Hüseyin Akarçeşme/Akarçeşme Kömürcülük-İTO Katı Yakıt Meclis Üyesi-İTO Mevzuat Kom. Başkanı
Kırmızı mercimek fiyatları ve fırsatçılık!
Feridun Ağabey, ülkemizde enflasyon ve fırsatçılık iki büyük sorun olarak aldı başını gidiyor. Enflasyon belki düşer diye umut ediyoruz da fırsatçılık kolay kolay bitecek gibi görünmüyor. Yakındığım konulardan biri kırmızı mercimek fiyatları. Şöyle ki bir zincir markette kırmızı mercimek olarak 1 kilogramlık paketlerde 2 farklı ürün satılıyor. Biri "kırmızı mercimek" adı altında ve fiyatı 46,00 TL diğeri "yerli kırmızı mercimek" adı altında ve fiyatı 74,50 TL. Ucuz olanın menşei ülkesi Kanada iken yerli olanın menşei ülkesi adı üstünde Türkiye. Bizim ülkemizde yetişen mercimek nasıl oluyor da Kanada'dan ithal edilen mercimekten daha pahalı oluyor? Resmen akla ve mantığa aykırı. Bu fark eskiden 3-5 TL gibi cüzi bir miktardı sonra makas iyice açıldı. Gelinen noktada yaklaşık 30 TL fiyat farkı mevcut. Yazık günah!..
Bu memlekette enflasyon düşer de fırsatçılık bitmez. Dahası uygun fiyatlı olarak tanıtılan kooperatif tarzı bir markette durum daha vahim. 22 Şubat 2026 tarihinde Türkiye menşeli kırmızı mercimeğin kg fiyatı 87,90 TL. Aynı markette bir marka mercimeğin 2 kg fiyatı 120,00 TL ve ne tesadüf ki menşei ülkesi Kanada. Tarım ürünü ithal edilmesine şaşırmıyorum da bizim memleketimizde yetişen bir ürün nasıl olur da ithal üründen daha pahalı olur onu anlamıyorum! Ülkeler ihraç ettikleri ürünlerini yok pahasına mı satıyorlar acaba?
Ahmet Miraç Kaytan

