Kaydet
a- | +A

Fenerbahçe, Kasımpaşa önünde “şampiyonluk yarışını etkileyecek 2 puanı” kaybetti. Maçın 90+5. dakikasında Marco Asensio’nun golüyle 1-0 öne geçen sarı lacivertliler, 90+11. dakikada Jim Allevinah’ın ‘şok golünü” önleyemedi.
Kimse hakemlere ve teknik direktör Tedesco’ya yüklenmesin, Fenerbahçe’ye “10 kişilik” Kasımpaşa önünde 2 puanı kaybettirenler sarı lacivertli formayı giyen futbolculardır.

“Farklı olarak kazanılacak” bir maçın galibiyet golünü 90+5’te yakalayabilen “milyonlarca avroluk” oyuncular “son dakika” golüne engel olamayınca, sahadan başları öne eğik ayrılırlarken, Galatasaray camiasına da başkanından, futbolcuna, antrenöründen taraftarına kadar rahat nefes aldırdılar…

Zira, sarı kırmızılı cephe, “ligin düşme hattının kıyısındaki bir rakibe (Konyasor) hem de ‘gol atamadan’ iki farklı yenilince, tam bir psikolojik paniğin içine” düşmüştü…

Ve de Galatasaray, Fenerbahçeli taraftarlara “Oh, Allaha şükür, yetişiyor, başa baş oluyoruz” dedirtmişti…
Ligin ilerleyen döneminde, Fenerbahçe bu kaybı arayacak. Galatasaray da “bir daha bu duruma düşmemek için” gücünü sonuna kadar kullanacaktır.

Maçta sonra “Puandan bağımsız olarak maçı analiz etmemiz gerekiyor. Kazandığımız zaman da kaybettiğimiz zaman da maçları analiz etmemiz gerekiyor” diyen Todesco “umut” vadederek devam ediyor:
“Kazanınca her şeyden çok mutluyuz, kaybedince her şeyden çok mutsuzuz değil. Bizler için bu sonuç yazık oldu ama önümüze bakmamız ve yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bugünkü maçı kazanmış da olsaydık, beraber kalmış olsak veya kaybetmiş de olsaydık yolumuz hâlâ çok uzun ve biz hâlâ yoldayız.”
Hoca haklı, hem de çok haklı çıktı, zira…

Maçtan sonra “TV’lerde ve gazetelerde ‘Fener medyası tarafından değil, çoğu sarı kırmızı medyasından gelen’ ve ona ağır şekilde yüklenen” açıklamalar dinledim ve okudum”, asıl sorumlu olan “futbolcuları perde arkasında tutmakta” yarışmışlardı…

Tam bir “Vur abalıya” misali; yazık, hem de çok yazık!..

Bu hoca, en azından sezon sonuna kadar takımın başında kalacak; Ona “moral vermek” mi gerekli, yoksa “moralini bozmak için” yarışmak mı?..

Aslında “bu tutumla” futbolcular korunmuş olmuyor; Onlar “Suç hakemlerde ve hocada” diyerek, “kendilerine ‘çekidüzen verme’ zorunda olduklarını” akıllarına bile getirmiyorlardı.

Öcal Uluç'un önceki yazıları...