Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Dağların Kraliçesi: Kurmancan Datka
0:00 0:00
1x
a- | +A

Tarih sayfaları genellikle erkek egemen hikâye ve söylemlerle doludur.

Ancak bazı kadınlar vardır ki milletlerin hafızasında silinmez izler bırakmış ve tarih sayfalarında kendilerine önemli bir yer edinmişlerdir. Türk milletinin bağrından çıkan bu Türk anaları Batılılar tarafından dahi övgüyle anılmıştır. Bu kadınların sahip olduğu ruh ve bilinç, asırlar boyu kuşaktan kuşağa aktarılagelmiştir.

Tomris Hatun’dan, Taydula Hatun’a; Raziye Begüm Sultan’dan Süyüm Bike’ye, Mihri Hatun’dan Hurşit Banu Natavan’a, Şefika Gaspıralı’ya, Nene Hatun’a, Şerife Bacı’ya, Kara Fatma’ya uzanan o ruh ve bilincin taşıyıcılarından birisi de Kurmancan Datka’dır…

İsmi Türk kamuoyu tarafından neredeyse bilinmiyor.

Ancak Çarlık Rusya’sıyla olan mücadelesinden dolayı bütün Türkistan coğrafyası kendisini çok iyi tanıyor zira “Türk kadını” kavramının içini dolduran bir ana, eş ve bir kadın rehber olarak bu coğrafyada adını tarih sayfalarına altın harflerle yazdıran sıra dışı bir isimdir Kurmancan Datka…

Kırgız kadınının ‘Hürriyet’ sembolü olan Kurmancan Datka, 19. yüzyıl Türkistan’ının en çarpıcı figürlerinden biridir. ‘Ulusal Anne’, ‘Güney Kraliçesi’ ve ‘Dağların Kraliçesi’ adı verilen Kurmancan Datka, Kırgız tarihinde “Datka” (general) ünvanını alan ilk ve tek kadındır. Cesaretiyle, diplomasi yeteneği ve milletine olan derin fedakârlığıyla, Kırgızların gönlünde millî kimliğin en başat isimlerinden biri olarak bugün dahi büyük ilgi ve saygı görmektedir.

Kurmancan Hatun, 1811 yılında bugünkü Kırgızistan’ın Oş bölgesinde zengin ve nüfuzlu bir kimse olan Mamatbay’ın kızı olarak dünyaya gelmiş, göçebe bir ailede büyümüş, at binmiş, silah kuşanmıştır. Dağlarda yön bulmakta şöhret kazanmıştır.

Kurmancan Hatun, 1832’de Hokand Hanlığında hızla yükselen Alay Kırgızlarının lideri Alimbek Datka ile evlendi. Bu evlilik sıradan bir evlilik değildir. Tarihçiler bunu siyasi ortaklık kabilinden bir evlilik olarak da tarif etmişlerdir.

Kocası Alimbek Datka’nın yanında devlet işlerini öğrenen Kurmancan, kocasının danışmanı, yardımcısı ve fiilen yöneticisi konumuna yükselip Hokand Hanlığı’nın güneyindeki ‘Alay’ bölgesinde düzeni sağlayan, kabileler arası anlaşmazlıkları çözen, adaleti tesis eden bir figür hâline geldi.

1862’de Alimbek Datka, Hokand sarayında bir suikast sonucu öldürüldü. Dul kalan Kurmancan’ın önünde iki yol vardı: Ya evine çekilecek ya da boşalan gücü dolduracaktı. O, ikinci yolu seçti. Hokand Hanı ve Buhara Emîri tarafından kendisine resmî olarak “Datka” (general) ünvanı verildi. Bu, Türk-İslam coğrafyasında bir kadına verilen en yüksek idari rütbeydi.

Kurmancan artık Alay’ın, Fergana’nın güneyindeki Kırgız kabilelerinin ilk ve tek kadın lideri olmuştu. Buna bağlı olarak Hokand, Buhara ve yükselen Rus İmparatorluğu gibi üç devlet de onun otoritesini tanıyordu.

1870’lerden itibaren Rus Çarlığının Türkistan’ı işgal politikası hız kazandı. Hokand Hanlığına 1876’da son verildi. Alay Dağlarında Kurmancan Datka, büyük bir direniş verse de modern silahlarla teçhiz edilmiş Çar ordusuyla sonunda bir anlaşma yapmak zorunda kaldı. Rus generallerle sert pazarlıklar yaptı. Kan dökülmesini önlemek adına bölgenin Çarlık Rusya’sına bağlanmasını kabul etti. Ancak bu kabulleniş “teslimiyet” değil, stratejik bir hamleydi.

Bu hamle ile Kırgızların millî ve kültürel kimliğinin tamamen silinmesi engellenmiş oldu. Ruslar, süreç içinde Datka’nın otoritesini kırmak için oğullarından bazılarını idam etti. 1907 şubatında 96 yaşında Oş yakınlarında hayata veda edene kadar Kırgız halkının annesi ve rehberi oldu.

Bugünün Kırgızistan’ında dahi onun adı her yerdedir. Okullarda, sokaklarda, kamu kuruluşlarında, ders kitaplarında, şarkılarda ve destanlarda Datka anlatılır genç kuşaklara. 2014 yılında “Kurmancan Datka-Dağların Kraliçesi” filmi çekilmiş ve onun hikâyesi beyaz perdeye aktarılmıştır.

Hasılı Kurmancan Datka’nın hikâyesi sadece bir kadın liderin başarı öyküsü değildir. Onun rehberliği bugüne de ışık tutuyor zira. Kurmancan Datka, Alay Dağlarının çiçek kokulu rüzgârında bugün dahi genç kuşaklara; “Hürriyet için bedel ödemeye hazır olun ve umudunuzu asla terk etmeyin” diye fısıldıyor…

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...