Yılları kuşatan dua! Cennete uçarak giden sahabi... Ca'fer-i Tayyar (radıyallahü anh)
Namazdan sonra, Peygamber Efendimiz, O’na sevgiyle bakar ve dua ederler: - Hak teâlâ, sana iki kanat versin. Cennette onlar ile uçarsın.
ÖMER ÇETİN ENGİN - Allahü teâlânın Şanlı Resûlü 36 yaşındalar. Hicaz kıtlığın pençesinde inim inim inlemektedir. Kuraklık ve açlık insanları kavurur âdeta. Ebû Tâlib’in ailesi kalabalık ve kendisinin serveti yok. Peygamber Efendimiz, küçük yaşından beri yanında büyüdüğü ve iyiliğini gördüğü amcasına bu sıkıntılı zamanında yardım etmek isterler. Zengin diğer amcası Hazret-i Abbâs’a, Ebû Tâlib’in çocuklarından birer tanesini almayı ve geçim yükünü hafifletmeyi teklif ederler. Hazret-i Abbâs, “olur” der ve Ebû Tâlib’in yanına varıp teklifte bulunurlar. Ebû Tâlib de onlara, “Oğullarımdan Ukayl ve Tâlib’i bana bırakıp, istediğinizi alabilirsiniz” karşılığı verir.
Böylece Peygamber Efendimiz Hazret-i Ali’yi, Hazret-i Abbâs da Hazret-i Ca’fer’i yanına alır.
ONLARA ÖYLE ÖZENİR Kİ...
Bir gün Ebû Tâlib, oğlu Ca’fer ile şehrin dışında yürürken Peygamber Efendimizi görür. Hazret-i Ali ile beraber namaz kılmaktadırlar. Ca’fer bu tabloya öyle özenir ki... Babası oğlunu anlar ve, - Git, sen de kardeşinin yanına dur, namaza başla, der.
Ca’fer büyük muhabbet, heyecan ve sevinçle varır, Hazret-i Ali’nin yanında namaza durur.
Namazdan sonra, Peygamber Efendimiz, O’na sevgiyle bakar ve duâ ederler: - Hak teâlâ, sana iki kanat versin. Cennette onlar ile uçarsın.
Dua tahakkuk etmek üzere yıllar sonrasına yollanmaktadır aslında.
HABEŞİSTAN’A HİCRET
Kureyş müşriklerinin Eshâb-ı kirâma karşı reva gördükleri zulüm ve işkenceden sonra, Peygamber Efendimiz, bir kısım Eshâbın Habeşistan’a hicret etmelerine müsaade ederler. Kafile, Hazret-i Ca’fer’in başkanlığında hareket eder. Habeşistan’da çok iyi karşılanırlar.
Mekkeli müşrikler boş durur mu? Hemen Habeşistan Meliki Necâşî’ye gönderilmek üzere elçi olarak bu işlerde mahir Abdullah bin Rebia ile Amr bin Âs vazifelendirilir. Yanlarına rüşvet olarak verilmek üzere son derece kıymetli hediyeler katarlar. Hatta ne söyleyeceklerini bile ezberletirler: - Hükümdar ile konuşmadan evvel onun patriklerine ve kumandanlarının her birine, hediyesini verdikten sonra Necâşî’nin hediyesini takdim edin. Bu işi yaptıktan sonra oradaki Müslümanların size teslim edilmesini isteyin Necâşî’nin Müslümanlar ile konuşmasına imkan bırakmayın...
HEM İNKÂR HEM KORKU
Müşriklerin şu ahmaklığına bakın ki hem son dini inkâr ederler hem de Necâşî’nin inananlarla konuşmasına engel olmak isterler. Öyle ya Necâşî eğer müminleri dinlerse müşriklerin haksız olduğunu anlayacak ve hatta bu dine ilgi bile duyabilecektir. Fakat korkunun ecele faydası yoktur derler...
Elçiler aynen denilenleri yaparlar. Önce devlet erkanını ve hristiyan din adamlarını yemleyip, kafalarlar. Necâşî’nin yanında kendilerine destek olmalarını talep ederler. Patrikler için bu durum zaten bulunmaz fırsattır. Hem dünyalıklarını düzerler hem de kendilerine rakip olabilecek başka bir dinin mensuplarından kurtulmanın planlarını yaparlar. Böylece Necâşî’nin yanındaki statüleri devam edecektir.
(devam edecek)
GÜNÜN SOHBETİ: EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
İNSAN NİYE UNUTKAN OLUR?
➱ Dünyada rahatlık yoktur, istirahat ahirettedir.
➱ Doğru namaz kurtarıcıdır. Doğru namaz, doğru gusle, doğru abdeste, doğru itikada yani ehl-i sünnet itikadına bağlıdır. Bunlar tam olmadan namaz tam olmaz. Her şeyden önce oturup bunları öğrenmeli, eksiği varsa tamamlamalı. Mesul olduklarına da öğretmeli. Her müminin asli vazifesi ateşten korunmaktır. Kendi korunmayan, kendisi yanan, başkasını yanmaktan nasıl kurtarır. Gelişigüzel ibadet, gelişigüzel hizmet olmaz. Yap da nasıl yaparsan yap, din cahillerinin sözüdür.
İNSAN BURADA KALICI DEĞİL
➱ Fitne çıkarmak düşman edinmektir.
➱ Anne, babası hayatta olup da Cenneti kazanamayana şaşılır.
➱ Müminin günah işlemesi unutkanlığa sebep olur. Çoluk çocuk, aile ve emri altındakiler de günah işlerse bu da unutkanlığa sebep olur.
➱ Alıcı değil sürekli verici olun.
➱ Anne karnındaki çocuk doğmak içindir, anne karnında yaşamak için değil. Dünyaya gelen çocuk, yani insan da ölmek için yaratılmıştır, kalıcı değil!
➱ Resûlullah Efendimiz, “Ölmeden önce ölün” buyuruyor. Ölmeden önce ölmek ne demektir? Dünyada inanılan şeyler öldükten sonra görülecek. İnsan ölüp hakikatleri görünce nasıl olacak ise, neleri yapmış olmayı isteyecek ise şimdiden onları yapması ölmeden evvel ölmek demektir.
NE İSTEDİĞİNE DİKKAT ET
➱ Meşgaleniz, asıl maksadı unutturmasın! Asıl maksat, zengin olmak, şan şöhret sahibi olmak değil, ahireti kazanmaktır. Her an son nefes endişesi ile yaşamalıyız. Korkusuz, endişesiz yaşamak tehlikelidir. Gerçi suyun aktığı yönden gideceği yer belli olur. Ancak, milyonda bir de olsa tersi olabilir. Bunun için korkmak lazım.
➱ İnsanın gönlü ne isterse, ne tarafa meylederse, Allahü teâlâ onu verir. Onun için hep iyi şeyler isteyelim, ahiretimize yarar şeyler isteyelim. Abdullah-i Dehlevi hazretleri, Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi hazretlerine, benden bir şey iste ama tek şey deyince, o da, dinim için dünyalık istiyorum demiş. Bu çok önemli.
➱ İnsanlara yardım etmek, çok iyidir, çok sevaptır. İnsanlara esas iyilik de, onların ahiretine yönelik iyiliktir. Onları yanmaktan kurtarmaktır. Dünyada pişmanlık iyidir. Çünkü, telafisi mümkündür. Ahirette pişmanlığın çaresi yoktur, telafisi mümkün değildir.
UCBA KAPILINCA
➱ Biri, Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin yanında, komşusu bir şarapçıdan bahsederken ucba kapılarak, çok şükür biz onun gibi değiliz, der. Bunun üzerine, Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi hazretleri, biz çok şarapçı gördük ki, sonunda tevbe edip, imanla gitti. Nice şeyhler gördük ki, sonunda sapıtıp imansız gitti, der. Bunun için, hadîs-i şerîfte, “İbadet yap, arkasından tevbe et” buyurulmuştur.
➱ Bir nimet geldiği zaman hemen şükrü yapılmalıdır. Üzüntü sıkıntı geldiği zaman istigfar etmeli, belâ, musibet geldiği zaman Lâ havle ... çekilmelidir. Lâ havle 99 derde devadır. En hafifi sıkıntıdır. Sıkıntının ilacı istigfar, belanın ilacı da “Lâ havle...”dir.
➱ Her iyiliğin anahtarı, her kötülüğün ilacı, doğru kılınan beş vakit namazdır.
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 4
YANLIŞ BİR SEÇİM
- Delikanlı, olumlu yönün mukayese etmen...
- Nasıl yani?..
- Şöyle ki arkadaşların olsun, günlük hayatta yaşadıkların olsun ayırt edebiliyorsun.
- Neyi?
- Güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, samimiyet ile maskeyi...
- Bunun nesi olumlu ki?
- Şu an yaşadığın acılardan dolayı bunlardan çirkin, kötü ve maske olanı seçmiş durumdasın. Fakat diğerlerinin de varlığını kabul ediyorsun. Çoğu kimse o güzelliklere öyle tekme vurur ki, kapılarını tamamen kapatır.
- Ben de kapattım.
- Hayır, kapatmadın. Kapatsaydın böyle dalıp gitmezdin.
- Bir dakika şu telefona bakayım... “Aşkım... Nerede aynı yerde mi? Tamam... Hemen geliyorum”
- Sözlün mü, nişanlın mı?
- Hayır, kız arkadaşım. Bizimkisi gönül eğlendirmek işte. Benim gitmem lazım. Amca senin de başını şişirdim. Niye de böyle çok konuştum bilemiyorum.
- Olsun, derdini dökmüş oldun, bu biraz rahatlatmıştır seni.
- İyi günler amca. Buraya bazen geliyorum. Buralarda olursan yine çay içeriz.
...
Akşama kadar sevgilisiyle karşılıklı maskeler takıp gönüllerince gezdiler, eğlendiler. Bütün hesapları kendisi ödedi hâliyle. Ama eskisi gibi saflığından değildi bu maliyet. Başka hesapları vardı onun da. Sonra yorgun ama stres atmış şekilde evine gitti. Her zamanki gibi babasıyla soğuk bir selamlaşma, kendisini bir türlü anlamayan annesiyle kısa bir tartışmadan sonra yemeğe katılmadı. Odasına çıkıp kendini yatağa bıraktı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde hayatını değiştirecek o rüyayı görüyordu. (devam edecek)
HADÎS-İ ŞERÎF;
İbadetine riya karıştırana ahirette “Git sevabını o kişiden iste” denir. [İbni Mace]
TEFEKKÜR
BİR DÖNÜME SIĞDILAR!
Böceklerin sayısı diğer canlı türlerine göre çok fazladır. Öyle ki nemli bir dönüm arazide en az dört milyon böcek vardır. Böceklerin yüzde 99’u imha edilse, kısa zamanda aynı sayıya ulaşabilecek yaratılışa sahiptirler.
ZAMANE MÂNİLERİ
O bir rüya, o bir düştü
O ne tatlı bir gülüştü
Her ay ondan bir şey aldı
Şubata da hüzün düştü
ESHAB-I KİRAM
ALLAHÜ TEÂLÂNIN ASLANI HAZRET-İ ALİ (RADIYALLAHÜ ANH): ÖYLE HEYBETLİ İDİ Kİ
Hazret-i Ali “kerremallahü vecheh” çok heybetliydi. Her ne zaman kafirlerin yüzlerine baksa, kalplerine korku düşüp, hazan yaprağı gibi titrerlerdi. Bu mübarek cüsse ile üç, dört ve beş gün, bazen de yedi sekiz gün yemek yemezdi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerine sual ettiler ki, hazret-i Ali yemek yemez, hikmeti nedir? Buyurdular ki; (Hazret-i Ali’nin kuvvet-i kudsiyyesi vardır. Açlığı bilmez.) Umumiyyetle gazalarda nice günler yemek yemez ve gaza ile meşgul olurdu. Açlık hatırına bile gelmezdi. Kuvvet-i kudsiyyesi ile içi tamamen dolu idi.
BULMACA
O bir nimet pınarı
İftarda ıslatır damarı
Cevap: Su
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
HANIMAĞA ÇORBASI
MALZEMELER
>> Yarım su bardağı
tel şehriye
>> Yarım su bardağı erişte
>> 6 bardak sıcak su
>> 1 su bardağı yeşil
mercimek
>> 1 su bardağı nohut
>> 1,5 yemek
kaşığı tereyağı
>> 1 yemek kaşığı
domates salçası
>> 1 çay kaşığı karabiber
>> 1 çay kaşığı kuru nane
>> 1 çay kaşığı kırmızı
toz biber
>> Tuz
HAZIRLANIŞI
Nohut ve yeşil mercimek haşlanır. Sıcak su tencereye konulur ve üzerine tel şehriye ile erişteler ilave edilir. Yaklaşık beş altı dakika pişirilir. Ardından nohut ve yeşil mercimekler konularak 15 dakika daha pişirilir. Sos tenceresine tereyağı, salça ve baharatları eklenir. Kızdırılan yağ çorbaya gezdirilir. Bir iki taşım daha kaynatıldıktan sonra ocağın altı kapatılır.
MEFTUNE
MALZEMELER
>> 400 g kuzu eti
>> 2 büyük boy patlıcan
>> 7 büyük boy domates
>> 4 adet sivri biber
>> 2 yemek kaşığı
domates salçası
>> 1 yemek kaşığı
biber salçası
>> 6 diş sarımsak
>> Yarım çay bardağı
sıvı yağ
>> 1 su bardağı sumak
>> Ilık su, tuz
HAZIRLANIŞI
Sumak 2,5 su bardağı ılık suya konulur ve en az 3 saat kadar bekletilir. Patlıcanlar uzunlamasına dörde bölünerek çok iri olmayacak şekilde küp küp doğranır. Sivri biber ile domatesler de aynı şekilde kesilir. Sarımsaklar da ya havanda dövülür ya da rendenin küçük gözünde rendelenir. Tencereye sırasıyla çiğden et, biber, patlıcan, salçalar, domates ve sarımsak rendesi eklenir. En son yağı ve tuzu ayarlanır. Süzgeçten geçirilen sumak suyu eklenir. Kapağı kapalı şekilde kaynamaya bırakılır. Daha sonra orta ateşte karıştırılmadan 30 dakika kadar pişirilir. Etler yeterince piştiğinde yemek hazır demektir. Yarım saat dinlendirilip sıcak sunulur.
HELATİYE
MALZEMELER
Hamuru için;
>> 2 su bardağı su
>> 2 yemek kaşığı nişasta
>> 3 yemek kaşığı şeker
>> 1 parça damla sakızı (dövülmüş)
>> 1 paket vanilin
Şerbeti için;
>> 1 su bardağı şeker
>> 1,5 su bardağı su
>> 1,5 çay kaşığı
limon suyu
>> 2 yemek kaşığı
gül suyu
HAZIRLANIŞI
Nişasta, su ve şeker derin tencerede karıştırılarak pişirilir. Kıvam alınca altı kapatılır. İçerisine dövülmüş damla sakızı ve vanilin eklenir. Karışım, su ile ıslatılmış bir kabın içerisine dökülür ve katılaşması için yaklaşık 2-3 saat buzdolabında bekletilir.
Daha sonra şerbeti için su, şeker ve limon tencereye alınır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra ocağın altı söndürülün ve içerisine gül suyu ilave edilir. Yeteri kadar katılaşan hamur dolaptan alınır. Düzenli şekilde kare kare kesilerek üzerine şerbeti dökülür. Hazırlanan tatlının üzeri arzuya göre çilek, nar, fındık ya da fıstıkla süslenerek servise sunulur.
