BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Fidan tartışmasından bir bölen çıkmaz

Melih Altınok
Facebook
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Kolombiya, Küba ve Meksika'yı kapsayan ziyaretlerine başlamadan önce Atatürk Havalimanı'nda yaptığı basın açıklamasını kendisini beklediğimiz Ana Uçağı'nda dinledik.

Kuşkusuz Cumhurbaşkanının konuşmasında en dikkat çeken nokta, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın istifası ve olası milletvekilliği adaylığı üstüne söyledikleriydi. Aramızdan pek çoğu aynı gün Fidan'ın olası milletvekilliği adaylığı üzerine yazdığı için Cumhurbaşkanının konuyla ilgili açıklamaları da kabine bomba gibi düştü.

Bereket, normal şartlarda seyahat dönüşlerinde kendisini izleyen gazetecilerle uçakta bir araya gelen Erdoğan bu kez gidiş yolunda da bir basın toplantısı yaptı ve bizleri daha fazla merakta bırakmadı. İşte bendenizin uçaktan yansıyan resimlerde gördüğünüz, ortama pek de uymayan deri montlu, jeanli görüntülerimin nedeni de bu spontane gelişmeydi.

Sonda söyleyeceğimi başta yazayım. Pek çok meslektaşım gibi ben de Fidan'ın istifasının, kurumunun başına getirilmesinde ve yükselen kariyerinde ana inisiyatif sahibi olan Erdoğan'ın onayıyla gerçekleştiğini düşünmüştüm. Zira aksi, aralarındaki sıkı güven ilişkisinin, hatta tabiri caizse, Çözüm Süreci ve paralel yapıyla mücadele konusundaki "kader birliklerinin" doğasına aykırıydı.

Ne var ki Erdoğan her zaman olduğu gibi derelerden dolaşmadan net konuştu.

"MİT sıradan bir kurum değildir. Sıradan bir insanı da kolay kolay getiremeyiz oraya. Çok sık eleyip ondan sonra gelinebilen bir makamdır burası. MİT'in başında son derece güvenilir bir kişi olmalıdır. Nitekim ben oraya son derece güvenilen, hatta 'sır küpüm' olarak görebileceğim birini getirmiştim. Daha öncesinde söz konusu arkadaşı özel temsilci olarak görevlendirdiğim anlar da olmuştu. Dolayısıyla bu makama gelmiş olan bir kardeşimizin milletvekili adayı olmak ya da onun ötesinde bazı görevleri kafasında planlamak gibi bir durumu olabilir. Ya da ona belki bu tür bazı vaatlerde bulunmuş olabilirler, orasını bilemem. Ama ben kendisine açık ve net olarak 'ayrılmanı doğru bulmuyorum' dedim. Senin göreve devam etmen gerekir çünkü burası rastgele bir yer değil. Siz giderseniz sizin yerinize bir başkası gelir, o ayrı mesele."
Cumhurbaşkanının, Fidan'ın adaylığına karşı oluşunun temel nedeni ise Fidan'a karşı rezervi ya da Çözüm Süreci'nin bekası değil, paralel yapıyla mücadele konusundaki hassasiyeti. Bu, Erdoğan'ın "Fidan'ın istifasıyla süreçte sıkıntı olur mu" şeklindeki sorumuza şu sözlerle başlamasından rahatça anlaşılıyor:

"Yok, ne sıkıntı olacak. Ben her zaman söylüyorum. Tek kişi dahi kalsam ben bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürürüm. Paralel yapı ve benzerleriyle..."

Şimdi soru Cumhurbaşkanının bu açıklamalarının ardından Fidan'ın milletvekili adayı olup olmayacağı. Bu sorunun cevabını hayatın ve siyasetin gerçekleriyle uyuşmayan mekanik görev ve yetki sınırlarında tartışmak komik olur. Dahası, öncesi ve 12 yıllık iktidar deneyimiyle artık bir siyasi gelenek formuna dönüşen AK Parti'nin Erdoğan'ı öncüleyen dinamiklerini de göz ardı etmek anlamına gelir.

Ben Fidan'ın kariyerine dair "ara formülleri" de içeren akıbetinin, paralel yapının, her türlü muhalefetin ve küresel aktörlerin beklediği "piyango" olmadığını düşünüyorum. Muhtıraları, yargı ve sokak darbe girişimlerini atlatıp sandık başarısını ve meşruiyetini koruyan koskoca bir siyasi gelenek için bu kriz çerez kabilinden bir sorundur.

Dolayısıyla kendilerini açık etmeden Fidan gibi içeriden bir aktör üzerinden hesaba kitaba soyunan herkes için "en olası sonuç" bile amortiden fazlası olmaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
584784 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/melih-altinok/584784.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT