BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kuşatma

Prof. Dr. Kemal İnat
Facebook
Trablus ve İdlib…
Bu şehirlerin ortak özelliği nedir?
İkisi de ağır saldırı altında.
Birincisi zengin doğal kaynaklara sahip bir ülkenin başkenti.
Diğeri varil bombalarıyla kendi halkını öldürmeyi en büyük savaş taktiği olarak gören bir diktatör ile şehirleri yerle bir etmesiyle ünlü ortağının saldırılarından kaçan insanların sığındığı son özgür bölge.
Orta Doğu halkları büyük bir kuşatma altında. İnsanca yaşamalarına fırsat vermeyecek bir kuşatma bu.
Güç ve çıkar mücadelesinde çocukların, kadınların, masum insanların nasıl etkilendiği hiç umursanmıyor…
İdlib’in ele geçirilmesi gerekiyor.
Ama İdlib’de yaşayan, çoğu daha önce yerle bir edilmiş şehirlerden kaçmış üç milyondan fazla insan Esad diktatörlüğü altında yaşamak istemiyor.
Şehri ele geçirmek isteyenler için bunun önemi yok. Gerekirse hepsi ölsünler ya da Türkiye’ye kaçsınlar.
Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların nüfusu zaten dört milyona yaklaşmış. Türkiye, açık farkla dünyada en fazla mülteci barındıran ülke olmuş.
Bunun da önemi yok.
Önemli olan İdlib’in ele geçirilmesi.
Taktik ise belli.
Varil bombalarıyla, savaş uçaklarıyla bölgede yaşayan her şeyin yok edilmesi. Kara unsurları devreye girdiğinde karşı koyacak hiç kimsenin kalmaması için hava saldırılarıyla bütün yerleşim yerlerinin “temizlenmesi”. Fırınları vuruyorlar ki, ekmek alacak bir yer kalmasın. Pazar yerlerini vuruyorlar ki, alışveriş yapacak bir yer kalmasın. Çocukları vuruyorlar, onları kurtarmaya gelenleri vuruyorlar…
Nasıl olsa savaş suçlarının hesabını soracak kimse yok. Dünya zaten giderek daha fazla güç politikasının hâkim olduğu bir yere doğru gidiyor. Kim uluslararası hukukun ne dediğine bakacak ki?
Rusya’ya işlediği savaş suçlarının hesabını sorabilecek ABD, Rakka’da aynı şeyi yaptı zaten.
ABD’yi savaş suçları gerekçesiyle sıkıştırabilecek Rusya’nın ise, başta sivilleri katletmek olmak üzere savaş suçlarının neredeyse tamamı konusunda sicili kabarık.
Bu durumda İdlib’in çocuklarına, “ölmek ya da kaçmaktan” başka bir seçenek kalmıyor.
Gelecekteki öfkelerinden bütün dünyanın korkması gereken çocuklar.
Kendilerine “ölmek ya da kaçmaktan” başka seçenek bırakmayan dünyaya karşı sonsuz öfkeye sahip çocuklar.
Bir taraftan yaşadıkları şehirler yerle bir edilirken, diğer yandan kaçacakları yollara duvarlar örülen, sığınacakları ülkelerin kapıları yüzlerine kapattığı çocuklar.
İdlib gibi Trablus’un da ele geçirilmesi gerekiyor. Ne pahasına olursa olsun.
General Hafter’in, kendisine umut bağlamış bölgesel ve küresel güçleri hayal kırıklığına uğratmaması gerekiyor.
Trablus’taki hükûmetin, kendilerinin de meşru gördüğü yönetim olmasının önemi yok. Bir taraftan Serraj hükûmetini meşru kabul edip, diğer yandan onu devirmek isteyen isyancı Hafter’i destekleyenler uluslararası hukuk açısından anlaşılmaz bir şey yapıyorlar belki. Ama reel politik açısından bakıldığında, bu yaptıkları hiç de alışılmadık değil.
Demokrasiyi desteklediğini söyleyip Mısır’da darbecileri desteklemek nasıl bir şey ise şimdi Libya’da yaptıkları da aynı.
Hafter eliyle Trablus’u kuşattılar.
Rusya, ABD, Fransa…
Suudi Arabistan, BAE, Mısır, İsrail…
Hepsinin de Libya’ya dair planları var.
Kimse paylaşım kavgasında geri kalmak istemiyor. Hepsi kendi nüfuz alanını oluşturmanın peşinde.
Libya halkının ne istediğinin hiçbir önemi yok.
Ne İdlib’de ne de Trablus’ta meselenin insani boyutuyla ilgilenmiyorlar. Attıkları adımların uluslararası hukuka uygun olup olmadığına da bakmıyorlar.
Türkiye nasıl davranıyor?
Türkiye de, bütün diğer devletler gibi kendi halkının çıkarlarını esas alan bir politika izliyor kuşkusuz. Ama gerek İdlib konusunda gerekse Libya meselesinde hem sorunların insani boyutuna hem de uluslararası hukuka uygun hareket etmeye çalışıyor.
İdlib halkını dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bir katliamdan korumaya çalışan Türkiye’den başka bir ülke var mı?
Libya’da, bu ülkenin meşru hükûmetiyle imzaladığı güvenlik protokolü Türkiye’nin faaliyetlerini uluslararası hukuka uygun kılıyor. Ama Hafter’in isyanına ve şehirleri yakıp yıkmasına destek veren bütün devletler uluslararası hukuka göre suç işliyorlar.
Orta Doğu halklarına yönelik kuşatmaya karşı mücadele eden bir ülke Türkiye.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611413 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-kemal-inat/611413.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT