Lügat, hadis, tefsir ve fıkıh âlimi. Künyesi, Ebu Ömer olup, ismi, Muhammed bin Abdülvahid bin Ebu Hişam'dır. Aslen Horasan bölgesindeki Ebiverd'den (Baverd) olduğu için Baverdî, Bağdat'ta yerleştiği için Bağdadî nisbet edildi. Meşhur lügat âlimi Sa'leb Kufî'nin derslerini hiç kaçırmayıp, ondan çok istifade etmek maksadıyla yanından ayrılmadığı için, Gulamu Sa'leb (Sa'leb'in hizmetçisi) diye meşhur oldu. İbadete çok düşkün olduğu için Zahid, kumaş nakışçılığı ile uğraştığı için Mutarrız lakabı verildi. 261 (m. 875) yılında Ebiverd'de doğdu. 345 (m. 957) yılında Bağdat'ta vefat etti. Ma'rûf-i Kerhî hazretlerinin kabrinin karşısına defnedildi.
İlimlerinden istifade için hocalarına köle gibi hizmet eden, onların bildikleri her şeyi öğrenebilmek için, gece gündüz yanlarından ayrılmayan Ebu Ömer Zahid, lügat ve nahiv ilmini Kufe dil mektebine mensup olan Sa'leb Nahvî'den öğrendi. Musa bin Sehl Veşşa, Ahmed bin Said Cemmal, İbrahim bin Heysem Beledî, Ebü'l-Abbas Kudeymî, Bişr bin Musa Esedî ve daha birçok âlimden ilim öğrendi.
Hadis ilminde zamanının imamıydı. Yüz bin hadis-i şerifi, ravileriyle birlikte ezbere bilirdi. Hadis âlimleri sika olduğunu söylediler. Edebiyat bilgilerinde, zamanının bir tanesiydi. Üç bin varaklık lügati, ezberinden yazdırdığı meşhurdur. Eski şairlerin şiirlerini, hayatlarını ve lügatleri kullanışlarını çok iyi bilirdi. Hafızası çok güçlüydü. Muarızları tarafından yapılan ithamlara gayet ustalıkla cevap verir, lügat meselelerine, şairlerin şiirlerinden seçtiği beyitleri delil getirirdi. Önceleri kumaş ve halı dokuma ve ticaretiyle uğraşır, güzel nakışlar yapardı. İlimle meşguliyeti, ticarette iflas etmesine sebep oldu. O tamamen ilimle meşguliyetine devam ederek, ticareti terk etti. Kumaş ve halı nakşı ile uğraşır, geçimini kendi elinin emeği ile sağlardı. Zahit bir hayat yaşar, az yer, az uyur, çok ibadet ederdi. Devamlı ilim ve ibadetle meşgul olurdu. Allahü Teâlâ'nın rızası için ibadet eder, O'nun rızası için ilim öğrenir ve öğretirdi. Zamanındaki âlimlerin birçoğu kendisinden ilim öğrendi.
Gulamu Sa'leb'in talebelerinden, meşhur âlimler yetişti. Bunlardan bir kısmı, İbn-i Rızkaveyh, Hakim Nişaburî, İbn-i Mende, Kadı Ebü'l-Kasım bin Münzir, Ebü'l-Hüseyin bin Beşran, Ebu Ali bin Şazan ve İbn-i Haleveyh'tir. Bu âlimlerden başka, birçok kimse kendisinden ilim tahsil etti. Onlardan bazıları, hadis-i şerif rivayetinde de bulundular.
Kendisi anlatır: Ali bin Muvaffak'tan bana gelen haberde şöyle bildirildi: “Şehriyar isminde Mecusî bir komşum vardı. Ona Müslüman olmasını teklif ettim. Kendi ateşperestliklerinin daha doğru olduğunu iddia etti. Daha sonra, Mecusî dini üzere öldü. Bir gece rüyamda gördüm. Hâlinin nasıl olduğunu sordum. Bir Cehennem çukurunda olduğunu; neyin hak, neyin batıl olduğunu iyi anladığını söyledi. “Sizin altınızda kimler var, sizden kötü durumda olan kimlerdir?” diye sordum. “Sizden bir topluluk.” diye cevap verdi. “Onlar kimlerdir?” deyince de, “Onlar, Kur'an-ı Kerim'e mahluk diyerek hakaret etmeye cüret eden Mu'tezilîlerdir.” dedi.”
Âlimler Ebu Ömer Zahid hakkında buyurdular ki:
Tenuhî; “Ebu Ömer Zahid kadar hafızası kuvvetli olan bir kişi görmedim. Ezberinden üç bin yaprak yazardı.”
İbn-i Burhan; “Lügat ilminde öncekilerden ve sonrakilerden, onun gibi güzel söz söyleyen bir kimse daha yoktu.”
İmam-ı Süyutî; “İleri gelenler ve kâtipler, ondan bir şey işitmek için huzurunda bulunmaya can atarlardı.”
Eserleri:
Gulamu Sa'leb'in kaynaklarda otuzdan fazla eseri olduğu kaydedilmektedir. Ancak bunların çoğu günümüze ulaşmamıştır. Ulaşan eserlerinden bazıları şunlardır:
1- El-Aşerat fî garibi'l-luga: Arapça'da az kullanılan kelimelere dair olup altmış babdan ibarettir. Amman'da 1984'te yayınlanmıştır.
2- Kitabu faiti'l-fasih: Hocası Sa'leb'in el-Fasih kitabını tamamlamak için yazmıştır. Hocasının kitabında bulunmayan kelimeleri de ilave ettiği bu eser, 1986'da Kahire'de yayınlanmıştır.
3- Kitabü'l-Müdahal: Bir çeşit sözlük olan bu eser, El-Müdahal ismiyle de bilinir. Gulamu Sa'leb bu eserini Hallü'l-Müdahal adıyla kendisi şerh etmiştir. Eserde bablar başka bir kelime ile açıklanarak 100'e kadar ulaşılır. Her babdan son kelimesi ile ilgili olarak şiirlerden örnekler verilir. Birkaç defa neşredilmiştir. En son olarak 1958'de Kahire'de neşredilmiştir.
4- Kitabü'l-Yevm ve'l-leyle fi'l-lugat ve'l-garib: Gündüz, gece, aylar, haftanın günleri ve seneyle ilgili kelimeleri bir araya getiren kitabın diğer adı Kitabü'l-yevm ve'l-leyle ve'ş-şehr ve's-sene ve'd-dehr'dir. Eser 1978'de yayınlanmıştır.
5- Yakutetü's-sırat fî tefsiri'l-Kur'ani'l-Kerim: Kitabın tamamı günümüze ulaşmamıştır. Ulaşan bir parçası Laleli Kütüphanesi No: 255, Reşit Paşa No: 248'de vardır.
6- Cüz min rivayeti Ebî Ömer ez-Zahid Gulami Sa'leb fi'l-hadis ve'l-edep: Birkaç kütüphanede nüshası vardır. Eser 1949'da yayınlanmıştır.
7- Kitabü'l-maksur ve'l-memdud: İki varaklık bir bölümü Rabat'ta mevcuttur.
Bunlardan başka, kaynaklarda şu eserler de ona nisbet edilir:
Kitabü'l-yevakit, Kitabü'l-Müstahsen, Faitü'l-ayn, Faitü'l-Cemhere, Şerhu Kitabi'l-Fasih, El-Mücalesat, En-Nevadir, Tefsiru esmai'ş-şuara ma enkerethü'l-A'rab alâ Ebî Ubeyd, Kitabu garibi'l-hadis, Kitabu'l-icazat, Kitabü'l-mercan, Kitabü'l-müveşşah, vb.dir.