OSMAN SAĞIRLI

Dünya üzerinde yaklaşık 1,8 milyar Müslüman için kutsal olan, aynı zamanda Filistin’in özgürlük sembolü hâline gelen 144 dönüm üzerindeki Harem-i Şerif bölgesi Kubbet-üs-Sahra, Kıble Mescidi ve sayısı iki yüze ulaşan İslami eser İsrail terör tehdidi altında.
Filistin topraklarının yüzde 85’inden fazlasını işgal altında tutan İsrail’in işgal altındaki Kudüs kentinde bulunan Mescid-i Aksa ve çevresinde daha sonra da Gazze ve Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik günlerdir süren saldırıları, Amman ile Tel Aviv yönetimlerince 1994’te imzalanan Vadi Arabe Barış Anlaşması olmak üzere İsrail-Ürdün ilişkilerinin akıbeti hakkında birçok soruyu gündeme getirdi.

İsrail ile “Vadi Arabe” Barış Anlaşması uyarınca Ürdün, Kudüs’teki din işlerini denetleme hakkını elinde tutmaya devam ediyor. Söz konusu anlaşma gereği Kudüs’teki dinî işlerden sorumlu ülke olarak kabul edildi. Yine 2013’te Ürdün Kralı Abdullah ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arasında imzalanan anlaşmaya göre Kudüs ve oradaki kutsal mekânların savunulması ve vesayet hakkı Ürdün’e verildi.

Ürdün ayrıca 1994 yılında İsrail ile imzalanan Vadi Arabe Barış Anlaşması uyarınca Kudüs’teki dinî işlerden sorumlu olma hakkını korurken, Ürdün Vakıflar Bakanlığı çatısı altında 300’ü Mescid-i Aksa muhafızı olmak üzere Kudüs’te 850 muhafız bulundurma ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekânları koruma hakkına sahip.

YASAL HAK SAHİBİ ÜRDÜN
Harem bölgesi bugün resmî olarak Ürdün Kutsal Eserleri Mülkiyet Bakanlığı ve idari yargı yetkisi altında bulunuyor. Harem-i Şerif’in Müslüman himayesine ilişkin Statüko Anlaşması 1852’den beri yürürlükte. Osmanlı yönetimi altında başlatılan statüko, 1930’da İngiliz mandası sırasında tekrar teyit edildi. 1967’de Batı’nın desteği ile İsrail’in Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü işgal etmesiyle, İsrail bölgedeki kontrolünü arttıracak şekilde haksız düzenlemelere gitti ve uluslararası hukukun her bir dalını ayrı ayrı ihlal etti. 1967 yılından 2000 yılına kadar, Ürdün’e bağlı Mescid-i Aksa Vakfı, Harem-i Şerif’in yönetiminde tek söz sahibi oldu. Müslüman olmayan turistlerin Aksa’nın avlusuna düzenledikleri ziyaretler de Aksa Vakfı’nın kontrolünde gerçekleştiriliyor.

ŞARON FİTNESİ
İsrail’in eski Başbakanı Ariel Şaron, 2000 yılında yüzlerce korumasıyla Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmesiyle İkinci İntifada patlak verdi. Aksa Vakfı, Şaron’un ziyaretine tepki olarak bu ziyaretleri yasakladı ve İsrail’in “ziyaretlerin yeniden başlaması” yönündeki taleplerini reddetti. Bunun üzerine Nisan 2003’te, İsrail hükûmeti, Aksa Vakfı’nın itirazlarına rağmen Müslüman olmayan turistleri tek taraflı olarak Harem-i Şerif’in avlusuna almaya başladı. O tarihten bu yana Mescid-i Aksa’nın statüsü Müslümanların aleyhine bozuldu. İsrail yönetimi 2003’ten itibaren Yahudi yerleşimcileri polis korumasında Aksa’nın avlusuna almakta ve zaman zaman Müslümanların girişlerine yaş sınırlaması getirmekte. Birçok radikal İsrailli örgüt ve siyasetçi, üzerinde daha önce iki kez yıkılan bir Yahudi tapınağının bulunduğuna inandıkları Harem-i Şerif’in kendileri için de ibadete açılması çağrısında bulunuyor. İsrail’in her geçen gün daha fazla radikal Yahudi yerleşimciyi Mescid-i Aksa’ya alması ve Müslümanların girişine sınırlamalar getirmesi, Harem-i Şerif’in de, tıpkı daha önce El-Halil’deki İbrahim Camisi’nde olduğu gibi Müslümanlar ile Yahudiler arasında bölünmek istendiği yönündeki endişeleri arttırdı. O tarihten beri statükoya saygı göstermek için tekrarlanan taahhütlere rağmen, art arda gelen İsrail hükûmetleri Harem-i Şerif aleyhinde silahlı saldırı düzenlemeye devam etti.

İŞTE O MADDELER
İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalinden bu yana statüko düzenlemesinin ana hatları şöyle:
∂ El Aksa Camii’nin kazı veya bakım çalışmaları İslami Vakıf (Mescid-i Aksa Vakfı) tarafından yapılır ve yönetilir.
∂ Gayrimüslimlerin Harem-i Şerif içerisinde gerekli kurallara uymaları şartıyla tüm uluslardan gayrimüslim turistlerin camiye girmesine ve bölgeyi ziyaret etmelerine izin verilir. Fakat gayrimüslimlerin bu bölgede ibadet etmesine izin verilmemektedir.
∂ El Aksa Camii’ne yapılan herhangi bir ziyaret İslami Vakıf tarafından kabul ve koordine edilmelidir.
∂ Müslümanlar günün her saati Harem-i Şerif’e girip ibadet yapabilirken turistler günün izin verilen belirli saatlerinde ziyaret etmektedir.
∂ İsraillilerin Aksa Camii’ne girmesine sadece Burak Duvarı’nın merkezinde bulunan El Mağaribe Kapısı’ndan izin verilecek, Müslümanlar ise tüm kapılardan El Mescidi camisine girebilecektir. Turistlere gelince, Mağaribe Kapısı, Zincir Kapısı ve Pamuk Tüccarı Kapısı olmak üzere üç kapıdan girmelerine izin verilmiştir.
∂ İsrail polisi Harem-i Şerif’i çevreleyen kapılar dışında görev yapacak ve bölgeye girmeyeceklerdir. Vakfın güvenliğini ve sorumluluğunu Aksa Vakfı tarafından görevlendirilen vakıf korumaları üstlenecektir.

İSRAİL'İN TEMELLERİ BÖYLE ATILDI
İsrail devletinin temelleri 1917’de İngiliz emperyalistlerinin yayımladığı Balfour Deklarasyonu ile atılmıştı. İngiliz ve Fransız emperyalistlerinin Orta Doğu’yu paylaşım planı olan 1916 tarihli gizli Sykes-Picot Anlaşması’nın devamı olarak hazırlanan deklarasyonla İngiliz devleti, Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasını destekleyeceğini ilan etti. Özellikle Siyonist bir Yahudi olan Herbert Samuel’in 1920’de Kudüs’e vali olarak tayin edilmesi, Siyonist emellerin gerçekleştirilmesi için önemli bir adım oldu. Bu desteğe bağlı olarak bölgeye Yahudi yerleşimcilerin getirilmesi ve Filistinlilerin topraklarının işgal edilmesi,1948’de İsrail devletinin kuruluşuyla sonuçlandı.