MİA'dan İsrail analizi: Kalıcı çözüm bölgesel iş birliğinde
Millî İstihbarat Akademisi (MİA), İsrail’in tüm dünyanın tepkisini çeken yayılmacı politikasını analiz etti. “İsrail’in Yayılmacılığının Anatomisi” başlıklı raporda, Tel Aviv’in Suriye’den Doğu Akdeniz’e, Kızıldeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan genişleme arayışının nasıl küresel bir güvenlik sorununa dönüştüğü ve buna karşı Türkiye’nin atabileceği adımlar mercek altına alındı.
Raporda, İsrail’in dinî ve tarihsel hak iddialarının güvenlik ve beka söylemiyle birleştirilerek yayılmacılığa meşruiyet kazandırıldığı, radikal sağ aktörlerin devlet kurumlarında güçlenmesiyle bu yaklaşımın kalıcı politikalara dönüştüğü belirtildi. ABD’nin askerî, ekonomik ve diplomatik desteğinin bu stratejinin uygulanmasında belirleyici rol oynadığına dikkat çekilen raporda, yayılmacılığın uzun vadede İsrail’in uluslararası meşruiyetini aşındırdığı ve bölge ülkelerini yeni denge arayışlarına ittiği kaydedildi.
Analizde, Türkiye ile İsrail arasındaki ayrışmanın dönemsel siyasi krizlerin ötesine geçerek bölgesel düzen anlayışındaki temel farklılıklardan kaynaklandığı vurgulandı. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” süreçlerinin dış aktörlerin toplumsal kırılganlıkları müdahale alanına dönüştürmesini zorlaştıracak stratejik dayanıklılığa katkı sunduğuna işaret edilen raporda, Türkiye’nin jeopolitik konumunun, askerî ve diplomatik kapasitesinin, bölgesel iş birliğini güçlendiren yapıcı bir güvenlik mimarisi oluşturmak için önemli imkânlar sunduğu kaydedildi.
Analizde, İsrail’in bölgedeki hareket alanını sınırlayacak en kalıcı yaklaşımın ise başka bir hegemonya kurmak değil, bölge ülkelerinin egemen, dirençli ve kendi güvenliğini üretebilir yapılar hâline gelmesini sağlamak olduğu ifade edildi.

