Belli ki meclisteki oylamaya bir müdahale var. Bu kimin müdahalesi ve ne için yapıldı, şimdilik bilmiyoruz.
Son oylamada rakamlarla oynayabilenler isteseydi ilk turda aynı şeyi yapar, bu değişikliği rafa kaldırırlardı.
....
Süleyman Demirel'in AP'ye genel başkan seçildiği kongre ile ilgili bir efsane anlatılır.
Rakibi Sadettin Bilgiç'tir; delegelerin temayülü dikkate alındığında kendisine fazla şans tanınmamaktadır.
Bu işlere önayak olan parti haricinden biri, "şu kadar oyla genel başkan seçileceksiniz" der.
Seçimde söylenen oyun iki eksiğini alır.
Şu kadar oy alacaksınız diyen, tebrike geldiğinde, hesap hatasının sebebini açıklar:
"Delegelerden ikisi kaza yaptı, oylamaya gelemedi."
Bu hikâyeden her oylamaya, yapılan her işe müdahale ediliyor, bizim elimiz kolumuz bağlı, yapacak bir şeyimiz yok, anlamı çıkmaz.
Ama dönüm noktalarında, ana kavşaklarda müdahale oluyor, bu açık.
Baykal, sonuç için, "bu milli şahlanıştır" diyor.
Hamaset yerine göre lazımdır ama bu derecesi 23 nisan şiirlerinde tebessüme sebeb oluyor.
HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili maddeler de 330'un altında kalırsa o zaman rotanın değiştiğine inanırım.
Altında ince hesaplar aramam.
Ama o iki madde referanduma sunulacak kadar oy alırsa, öyle böyle yürürlüğe de girer.
O zaman parti kapatmayla ilgili maddenin mecliste takılmasının kontrollü olduğu, pakete karşı olanların müdahalesi olmadığı anlaşılır.
....
Muhalefetiyle, iktidarıyla, ordusuyla, bu ülkenin akil adamları varsa ve her kimse onlarla bu gidişatı, ülkenin dönüştürülme ihtiyacını 5-10 sene önce öngörüp müştereken makas değiştirselerdi, hem bu kadar sıkıntı yaşanmazdı hem de daha çok yol katedilmiş olurdu.
Kurtuluş harbinde yedi düvelle savaştık, düşmanları denize döktük, gerekirse yine dökeriz diyenlerdenseniz size söyleyecek bir şeyim olamaz.

